SÖZ, TÜRKÜ VE ANLAYAN

Az önce yine sarsılarak uyandım o mahzûn uykudan. Yine sen vardın düşlerimin en olur olmaz yerlerinde karşıma çıkan. Yine sen… yine sen… Nedendir bilmem uzun zamandır yoktun taa şu meşhur türkümüzü bir garip hayat yolcusundan dinleyene dek. Belki o, belki de başka birşeyler yine bana seni anımsattı mı ? Bilmek çok zor, bilememek de öyle. Zaten hep zoru seçen olmadık mı? İşte, en güzel örneğini bu düşlerin acımasız sonuçları veriyor. 

Ahh! Keşke dinlemez olaydım o türküyü de, seni anmaz olaydım. Böyle demesi şimdi kolay tabii ki, bir de öncesini düşün bakalım; hayat nasıldı o günden önce, şu an nasıl? Bir farklılık muhakkak olmalı, belki de sen farkında değilsin. Kafamın içinde şu an öyle muazzam kimyasal alışverişler oluyor ki kimse idrak edememiş bugüne kadar. Bundan sonrası da biraz zor. Ehh dile kolay geliyor ama tam kırksekiz yıl, evet koskoca kırksekiz yıl olmuş seni bir daha görmeyeli. Tüm arzularımı yenmem ve seni asla görmemeyi kendime bir düstûr edinmem ömrümün çoğunu aldı benden. En önemlisi de çocuk sevgimin körelmesine sebep oldu; evimin sessizliği ile başbaşa kalmak ve hep aynı guguk sesi: Başlangıçta her saat başı duyulan şimdi ise ansızın çıkıp gelen. Bir çocuk ağlayışına, gülüşüne, oynayışına hasret kaldı o Bâbil’in Asma Bahçeleri. Nereden bilecekti kaderinin böyle olacağını şefkatle büyüttüğüm akasyalarım, sarmaşıklarım, kirazlarım, narlarımız… Zaten onlar da gözleri açık gittiler, hiç bir farklı ses tonu dahi duyamadan bahçede, hiç kimse gölgelenemeden. Sıra şimdi bende, benimle aynı kaderi paylaşanları asla yüz üstü bırakmadım bugüne kadar. Bu yüzden bir an önce arkalarından gitmek icap eder, ama hayat buna izin vermiyor.  Kimbilir belki sen de onlarla veya onlardan önce ayrıldın buralardan da haberimiz dahi yok. Ondandır belki toprağa daha yakın hissetmem kendimi havadan ziyade. Onlar mı, yoksa sen mi diye çok düşündüm bu uzun yıllar boyunca ama bir çıkış asla olmadı bana. Var mıydı veya olabilir miydi inan hiç bilemeyeceğiz.

Çorak bir alanda uyanmak, herkes seni terk etmiş durumda… Adama çok kötü kor, bunu ancak yaşayanlar bilir, ötesi yalan. Sen de bir an önce gitmek istiyorsun buralardan ama izin yok ki. İzin almak için çok yalvardın gece gündüz, uykusuz gecelerin sabahında horoz sesine hasret.

Yine o türkü dilinde, mırıldanmak ne kelime; bülbül sanki şakıyor, ama bir tek dinleyenin var o da hep yine sen. Başkası duysa belki güler, ama bu muazzam ses kimde var ki. Kanıksadın artık olayı, istemesen de söyleyeceksin, söyletileceksin. Sen gittin tam kırksekiz koca yıl oldu, dilimde bu türkü, kalbimde bu türkü, benliğim bu türkü, her şeyim bu türkü. Beni sana ulaştıracak olan da o muhakkak. Olmalı çünkü başka bir şeyim yok artık bu dünyada. Olmalı çünkü başka hünerim kalmadı bunu şakımaktan başka. Olmalı çünkü çünküsü yok bunun.

Dilimde bu, kalbimde sen, aklımda hep o ağaçlar. İnsan bir düşünüyor acaba hangisini dinlemeli: dilini mi, kalbini mi, aklını mı. Yoksa hepsinden de öte, artık ölüme susamış ruhunu mu??? Dilimde bu türkü, kalbimde sen, aklımda onlar, ruhumla el ele. Artık zamanı geldi buralardan gitmenin. İzin ver hayat, izin ver bana. Artık ne olur izin ver de bitsin bu çile, hepsinin isteği yerine gelsin; hiçbiri kırılmasın, gocunmasın. Hep birden kucaklayayım hepsini. Hepsi aynı tabakta katık olsunlar bir yetime, bir garibe; elma şekeri olsunlar bir çocuğa…

Kim derdi bugün o izin çıkacak öyle sarsılarak uyanınca. Kim derdi bugün herşey bir sonuca varacak; bugün hayat mânâsına kavuşacak. Bugün hepsi nasibini ve hakkını alacak. Önce kalbim durdu, sonra beynim ve en sonunda da ruhum koptu gitti bu bedenden. Ama, söz hep kaldı dilimin ucunda, hep yankılandı bu çorak alanda, tekrar yaşam geldi, tekrar eski günler…

Söz hep vardı bir yerlerde gizli, mühim olan o cevheri bulup çıkarmak ve de hakkını vermekmiş. Ama anlayan kim, anlaması gereken kim?

DOST DOST DİYE NİCESİNE SARILDIM

BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR

BEYHUDE DOLANDIM BOŞA YORULDUM

BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR

NİCE GÜZELLERE BAĞLANDIM KALDIM

NE BİR VEFA GÖRDÜM NE FAYDA BULDUM

HER TÜRLÜ İSTEĞİM TOPRAKTAN ALDIM

BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR

KOYUN VERDİ KUZU VERDİ SÜT VERDİ

YEMEK VERDİ EKMEK VERDİ ET VERDİ

KAZMA İLE DÖVMEYİNCE KIT VERDİ

BENİM SADIK YARİM KARA TOPRAKTIR.

Âşık Veysel’in Anısına

 

4.12.1997 (23:58) ANKARA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s