Hey Karadenizli, önce dereler susacak, sonra da türküler…

Geçen gün, arkadaşlarının “Turuncu kafa” diye çağırdığı küçük dostum Çağdaş’a Doğu Karadeniz Dağları’nı şöyle anlatıyordum: “Buralara benzemez orası… Aklına yemyeşil yerler getir. Yüksek dağlar, yaylalar, buzullar… Yoğun yağmur ve sis… Gürül gürül akan dereler… Çay, fındık… Canayakın insanlar… Farklı kültürel özellikler…”

Doğu Karadeniz deyince hakikaten bu cümleler gelir hepimizin aklına. Uzaktan güzeldir de, içine girince muhteşem olduğunu anlarız.

Bu bölge, kendine özgü jeolojik yapısı, jeomorfolojisi, iklimsel ve kültürel özellikleri; deniz kıyısından yüksek dağlara, yüksek dağ çayırlarından doğal yaşlı ormanlara kadar birçok farklı yaşam alanı; ev sahipliği yaptığı bitki ve hayvan türleriyle dünyaca önemli bir coğrafyadır.

Bu coğrafya, barındırdığı canlılar ve habitatlarla en zengin ve aynı zamanda tehdit altında olan 34 karasal ekolojik bölgesinden biri ve dünya üzerinde kuşlar açısından korumada öncelikli 217 alandan biri olan Kafkasya Sıcak Noktası’nın en önemli değerlerindendir.  Ayrıca, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından Kafkasya ılıman kuşak ormanları, tüm dünyada korumada öncelikli 200 ekolojik bölgeden biri olarak belirlenmiştir. Avrupa’nın yüz orman sıcak noktasından biri olan Fırtına Vadisi de bu bölgede yer almaktadır.

Bölgenin kendine özgü iklim koşulları, bölgenin jeolojik ve jeomorfolojik çeşitliliği, doğa koruma açısından önemli olan farklı yaşam alanlarında ve türlerde büyük bir çeşitliliğe neden olmuştur. Bölge, birçok farklı yaşam alanını içermektedir. Denizden başlayarak sıralarsak: Kayalıklar ve yer yer kumullardan oluşan kıyı ekosistemi, nemli akarsu bitki örtüsün uzandığı akarsular, tarım alanları, alçaklarda yaprak döken ormanlar, daha yüksek rakımlarda iğne yapraklı ormanlar, karışık yüksek dağ ormanları, orman kuşağı içinde ve orman sınırı üzerinde ormangülü çalılıkları, turbalık alanlar, yüksek dağ çayırları, çok yüksek zirvelerde yer alan alpin göller, sarp kayalıklar ve buzullar.

Türkiye’deki saf şimşir ormanlarının en iyi örneklerinden birini içeren Fırtına Vadisi; İkizdere Cimil ve Kabahor vadileri; deniz seviyesinde lokal olarak yetişen sarıçam ormanlarını barındıran Hopa Çamburnu; İkizdere-Çağırankaya küçük turba gölleri ve Soğanlı Dağları’nda yer alan Ağaçbaşı Yaylası turbalıkları; dereleri, dağlık alanları ile doğal yaşlı ormanları oluşturan çok sayıdaki anıtsal nitelikte ağaçları içeren Gümüşhane Örümcek Ormanları bu bölgede yer alan benzersiz yaşam alanlarından bazılarıdır.

Bölge, birçok endemik ve/veya dar yayılışlı bitki, kuş, memeli, sürüngen ve çiftyaşamlı, içsu balığı, kelebek ve kızböceği türlerini barındırır. Yapılan çalışmalara göre önemli doğa alanı kriterlerini sağlayan 159 bitki taksonuna ev sahipliği yapmaktadır ki bunlardan 21’i dünyada sadece buraya özgüdür.

ÖDA, ev sahipliği yaptığı hayvan türleri açısından da çok etkileyicidir. Çoruh vadisiyle birlikte özellikle süzülen yırtıcı kuşlar için küresel ölçekte önemli bir göç yoludur. Dünyada yalnızca Kafkasya bölgesinde yaşayan dağ horozunun Türkiye’deki en büyük nüfusu buradadır. Nesli tehlike altında olan çok sayıda memeli türünü barındırır: Bozayı, yaban keçisi, çengel boynuzlu dağkeçisi, ulugeyik, karaca, kurt, vaşak bunlardan bazılarıdır. ÖDA, sürüngen ve çiftyaşamlılar ile kelebek türleri açısından da dünya ölçeğinde önemli bir alandır.

Doğu Karadeniz Dağları ÖDA’sı içinde üç Milli Park, iki Tabiatı Koruma Alanı, iki Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, bir Tabiat Parkı ve bir Özel Çevre Koruma Bölgesi, yaşlı ağaçları içeren on civarı tabiat anıtı ve birçok doğal sit alanı bulunmasına rağmen, ÖDA’nın büyük bir bölümü resmi olarak koruma altında değildir.

Doğal ve kültürel öneminden dolayı bölgede devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarınca birçok doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma çalışmaları yapılmaktadır. Bu süreçte birçok ulusal ve yerel sivil toplum kuruluşu aktif rol almaktadır. Bu girişimler içinde yerel STK’ların yoğun çabaları, Kafkasya Ekolojik Bölgesi koruma çalışmaları çerçevesinde Kritik Ekosistemler Ortaklık Fonu mali desteği ve WWF Kafkasya Program Ofisi koordinasyonunda desteklenen birçok proje yer alır.

Üzerine sayısız türkü yakılmış dereler susmak üzere…

Bölgede son yıllarda birçok derede yapılması planlanan hidroelektrik santrali (HES) projeleri tehditlerin en başında gelmektedir. Özellikle nesli bölgesel ölçekte tehlike altında olan balık türlerinden denizalasının göçünü olumsuz etkileyecek, bölgenin su dinamiğini değiştirerek, kültürünü ve tarımını etkileyebilecek bu projeler bölgenin birçok yerinde sivil toplum kuruşları ve son yıllarda ana geçim kaynağı turizm olan yöre halkı tarafından reddedilmektedir.

Ayrıca özellikle kıyı bölgeleri ve yaylaları etkileyen plansız yapılaşma ana tehditlerden biridir. Giderek artan plansız turizm yatırımları ve uygulamaları bölge doğasının ve kültürüne etkileri yıllar geçtikçe daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır. Yaylalara yol yapımı ve kaçak avcılık ise diğer tehditlerdir.

Hey Karadenizli, önce dereler susacak, sonra da türküler…

Vakit geç olmadan, “Yeşilmişik… gürül gürül akarmışık” dememek için “Ha bu akan dereler, denizlere varacak!” diyen türküler eşliğinde Doğu Karadeniz Dağları’ndaki jeolojik ve doğal kaynaklarımızın sürdürülebilir kullanımını ve de korunmasını sağlamak için elele vermeliyiz.

nisan 2009

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s