“…” dedi genç kız

Görüyorum onu.

Zifiri karanlığın içinde bembeyaz bir yerde beyazlar içinde yatıyor. Put gibi.

Sadece yüzü, elleri ve ayakları görünüyor.

Karanlıkta beyaz bir nokta.

Nasıl duruyor orada?

Aklım almıyor bir türlü

Yaklaşıp, vardım yanına

Olayı anlamak için.

Öylece yatıyor.

Hep aynı noktaya bakan gözler…

Merhaba diye seslendim.

Ses vermedi.

Avazım çıktığı kadar bağırdım

Yine tık yok.

Gözlerini diktiği noktayı buldum

Kirpiklerini dahi oynatmadı.

 

Görüyorum onu.

Ama ya o beni?

Görüp duyabiliyor mu?

 

Tiz bir kadın çığlığı duydum

Hemen koşar adım

karanlığın içinde karanlık oldum

korkarak.

 

Nur yüzlü

kıvırcık saçlı

mavi gözlü

beyazlar giymiş

bir huri imiş meğer.

 

Birden onun karşısında kendimden geçtim.

Herşey kayıverdi önümden,

zaman, avını yere bıraktı.

Orada yatan bile gülümsedi onu görünce.

Heyecanını tüm benliğiyle belli etti.

Huri iyice yaklaştı ona.

“Aferin, sana dediklerimi dinlemişsin.

Hareket etmeden beklemişsin.

Biliyorsun burada böylece yatman gerek.

Büyük ödülü hak edip kurtarıcının gelmesi için.”

“Evet,” diyebildi sadece.

“Kaçmaya çalışmayacağını biliyorlar.

Ama yine de önlemlerini aldılar.

Yattığın yerin 20 santimetre üzerinden başlayarak çeşitli boyutta,

yönde ve dizilişte çok keskin baltalar yerleştirdiler.

Sakın yerinden kımıldayayım deme, tamam mı?

350 yıldır ne güzel yatıyorsun orada.”

“Tabii.”

Hafifçe başını salladı huri.

Aferin der gibi.

“Seninle konuşmak için neden beni gönderdiklerini biliyor musun?”

“Hayır.”

“Ben senin büyük ödülünüm.”

“Büyük ödül?!”

“Evet, büyük ödül.

Senin dünyadaki hükümdarlığını sürdürecek torunlarından birine armağanım ben.

Senin adaletini, anlayışını, yüzündeki nurunu taşıyan birine armağan.

Ona lâyık bir eş.

Dünyanın en değerli varlığına ve senin kurtarıcına hayat verecek iki kişiden biriyim.”

 

Tüm görüntü siliniverdi.

Aydınlığa doğru gidiyorum.

Bir şey beni ışığa doğru itiyor.

Seni artık burada istemiyoruz dercesine…

 

Aydınlık ve benim ilk çığlıklarım…

Çıplak popoma vuran eller…

Hıçkırıklar…

 

Geçen zaman: 24 sene.

Tek birşey var aklımda:

hep senin yüzün.

Ne zaman, nerede, nasıl bir mucize olacakta bulacağım seni:

Dünyanın en değerli varlığına hayat verecek ikinci kişiyi?

 

Ekim – 13.12.98 (22:29:46) / AnKara

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s