Korunan Alanlar: İklim Değişikliğine Çözüm

Araştırmalar, iklim değişikliğinin etkilerin giderilmesinde de çok önemli roller üstlenebileceklerini gösteriyor.

 

İklim değişikliği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli tartışma konularının başında geliyor. Bazen manşetlere taşınıyor, bazen satır aralarına gizleniyor. Devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve birlikleri, üniversiteler ve vatandaşlar iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve uyum için bazen bireysel, bazen örgütlü olarak bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Bunların en önemlilerinden biri, başta Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) olmak üzere birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu ve uzman grubunun, iklim değişikliğinde “doğal çözümler” çalışmaları. Doğal çözüm önerilerinin en başında da “korunan alanlar” yer alıyor.

İklim değişikliğine uyum için önemli ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlamak ve alan kullanımlarının değişmesinden kaynaklanan sera gazı emisyonları ile mücadele etmek gerekli; bunun için de çeşitli alan kullanım yönetim stratejileri geliştirilmeli.

Korunan alanlar, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada önemli rol oynar. İnsanlar için gerekli olan ana ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlayarak iklim değişikliği etkileri ile mücadelede yardımcı olurlar. Korunan alanlar, yönetimlerinden sorumlu kurumlar, yasalar ve politikaları kullanarak ulusal iklim değişikliği azaltım ve uyum stratejilerini destekler.

Korunan alanlar, IUCN tarafından şöyle tanımlanıyor: “Özellikle biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların devamlılığının sağlanmasına ve korunmasına hizmet eden, yasal veya diğer etkili yollarla yönetimi gerçekleştirilen karasal ve/veya denizel alanlar.” Yapılan çalışmalar, korunan alanların ekonomik, ekolojik, kültürel ve sosyal birçok faydası olduğunu gösteriyor. İçme suyu, balıkçılık ve ormancılık gibi insanların sosyal ve ekonomik refahı için gerekli doğal kaynakların korunmasını sağlıyorlar. Korunan alanlar olmaksızın dünyamızın sağlıklı bir geleceği olabileceğini düşünmek mümkün değil.

Korunan alanlar konusunda dünyanın önde gelen uzmanlardan biri olan Sue Stolton şöyle diyor: “Korunan alanlar olmasaydı, iklim değişikliği karşısında karşılaşılan zorluklar daha büyük olurdu. Bu alanların güçlendirilmesi, iklim krizine karşı en güçlü doğal çözümlerden biridir.” Stolton, korunan alanların iklim değişikliği ile mücadelede iki temel konuya katkı yaptığını ekliyor: 

1. Azaltım: İklim değişikliğine neden olan insan kaynaklı sera gazlarının kontrol altına alınması, azaltılması ve tutulmasına yönelik önlemler.

Karbon Depolama: Korunan alanlar, bitki örtüsü ve toprakta hali hazırda bulunan karbonun kaybını önler.

Karbonu Tutma: Korunan alanlar daha fazla karbonun doğal ekosistemlerde tutulmasını sağlar.

2. Uyum: İklim olaylarının (risklerinin) etkileriyle mücadele etmek, fayda sağlamak ve etkileri yönetebilmek için stratejilerin güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması sürecini tanımlar.

Koruma: Korunan alanlar, ekosistem bütünlüğünün sürdürülmesini sağlar, yerel iklimi düzenler; fırtına, kuraklık ve deniz seviyesi yükselmeleri gibi olayların risklerini ve etkilerini azaltır.

Tedarik: Korunan alanlar su kaynakları, balıkçılık, tarımsal üretim ve hastalık vakaları gibi iklim değişikliğinden etkilenecek önemli konularda, insanlara yardımcı olacak ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlar.

İspanya’nın Granada kentinde Kasım 2009’da gerçekleştirilen “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Dünya Zirvesi”, korunan alanların doğal çözümler oluşturduğuna dikkat çeken en önemli küresel toplantıydı. Bu zirvede dünyanın birçok farklı bölgesinden uzmanlar ve uygulamacılar bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı ve küresel bir strateji hazırladı. Zirvede devletlere şu çağrı yapıldı:

 

–  Ulusal iklim değişikliği stratejileri ve eylem planlarında korunan alanlar sistemlerinin rolüne yer vermek.

–  Doğal habitatların zarar görmesini ve kaybını azaltarak “azaltıma” katkı vermek.

–  Doğal ekosistemlerin direncini artırarak ve hassaslığını azaltarak “uyumu” güçlendirmek.

–  İklim değişikliği uyum ve azaltımı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında korunan alanların yarar sağlaması için korunan alanların etkin yönetimini sağlamak.

Bu zirveden sonra dünyada ilk ulusal çalışma Şubat 2010’da Türkiye’de yapıldı. Çalıştay, WWF-Türkiye’nin MAVA Vakfı maddi katkısıyla yürüttüğü “Yaşayan Bir Dünya İçin Korunan Alanlar” projesi ile Çevre ve Orman Bakanlığı, UNDP Türkiye, WWF-Türkiye işbirliğinde yürütülen GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi” projesi ortaklığıyla düzenlendi. Yerli ve yabancı uzmanların katıldığı çalıştayın amacı, Türkiye’de korunan alanların iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasındaki ve uyum sürecindeki rolü için strateji belirlemekti.

WWF-Türkiye’de doğa koruma uzmanı olarak görevli Başak Avcıoğlu Çokçalışkan, bu çalıştayda Türkiye için belirlenen “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Stratejisi”nde beş ana hedef olduğunu belirtiyor:

 1. Araştırma ve Uygulama: Korunan alanlarda uygulamalı araştırmalar yapılması, örnek uygulamaların denenmesi, azaltım ve uyum konularında örnek uygulama projeleri geliştirilmesi.

2. Deneyim ve Bilgi Paylaşımı, Kapasite Artırımı: Küresel ve ulusal ölçekte iyi uygulamaların belirlenmesi için çalışmalar yapılması. İyi olanların Türkiye genelinde uygulanması için gerekli araçlar ve dokümanlarla ilgili rehberlerin geliştirilmesi. Uygulamacılara yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve eğitim programlarının geliştirilmesi.  

3. İletişim: Korunan alanların iklim değişikliği etkilerinin azaltılması ve uyum sürecindeki önemini anlatan kampanyalar ve/veya etkinlikler düzenlenmesi. Birçok kurum tarafından gerçekleştirilen iletişim çabalarının koordine edilmesi.

4. Politika: Türkiye’nin ulusal iklim değişikliği uyum ve azaltım stratejilerinde korunan alanlara ilgili önemin verilmesi ve her iki konuda etkin araçlar olduğunun kabul edilmesi.

5. Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Stratejisinin Koordinasyonu ve Uygulanması: Stratejide belirtilen aktivitelerin koordinasyonu, iletişim mekanizmalarının geliştirilmesi ve kurumlar arası bilgi ve deneyim akışının sağlanması.

Çokçalışkan, Türkiye’nin hazırlamakta olduğu ulusal iklim değişikliği uyum ve azaltım stratejilerinde korunan alanlara yeterli önemi vermesinin elzem olduğunu vurguluyor. Türkiye’de mevcut politikalar, korunan alanların gücünü azaltmaya yönelik olsa bile,  zaman korunan alanlara sahip çıkma zamanı.

KAYNAKÇA:

Dudley, N., Stolton, S., Belokurov, A., Krueger, L., Lopoukhine, N., MacKinnon, K.,  Sandwith, T.  ve Sekhran, N. (editörler). 2010. “Natural Solutions: Protected areas helping people cope with climate change”. Gland, Switzerland, Washington DC and New York, USA: IUCN WCPA, TNC, UNDP, WCS, The World Bank and WWF.

Lise, Y. 2008. “Küresel Isınma ve Korunan Alanlar: Yaban Yerler.” Yeşil Atlas Dergisi (Sayı: 11). İstanbul: Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.

Lise, Y., Çokçalışkan, B.A. 2010. “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Çalıştayı Sonuç Raporu”. Ankara: WWF-Türkiye, Çevre ve Orman Bakanlığı, UNDP Türkiye.

Yazının tamamı ve güzel fotoğraflar için okuyunuz: http://www.yesilatlas.com/15/emagazine.aspx

Korunan Alanlar: İklim Değişikliğine Çözüm” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s