Önder başardı! Siz de yapabilirsiniz!

Yürüyüşü sırasında “İnsanların hayalleri olması ne güzel. Daha da önemlisi senin gibi gerçekleştiriyor olabilmesi çok daha güzel” diyor bir berber Önder’e!

onder1

Önder Cırık Afyon Kocatepe’den İzmir’e yürüdü.

Hem de tam 14 günde 372 km katederek en sonunda İzmir’e vardı.

İzmir’de Gezi sürecinde kaybettiklerimiz için karanfileri denize bıraktı ve bir basın açıklaması yaptı.

karanfiller

Yol boyunca gördüklerini ve doğa korum ve kalkınma deneyimlerini blogunda bizlerle gün be gün paylaştı.

Keyifli bir dille bize anlattığı o hikayeleri mutlaka okumalısınız! Anadolu’yu yeniden tanımanızı sağlayacak hikayeler var.

Önder ile bu eylemi sırasında bir söyleşi yapmıştım. Bitirince de hemen yapalım dedik. Taze taze onun dilinden bu deneyimi anlatmak istedim.

Keyifle okuyunuz!

Yıldıray Lise (YL): Sevgili Önder, “Yürüdün ne n’oldu?” diye soranlara ne cevap verirsin.

Önder Cırık (ÖC): Kendi adıma söyleyecek olursam başladığım bir işi bitirmenin haklı gururunu yaşıyorum. Yalnız olunca ve doğada zaman geçirince daha yaratıcı olduğumun farkına vardım.

Genel olarak konuşmak gerekirse çok ses getirmek gibi bir niyetim zaten olamazdı. Çünkü Türkiye’de mevcut faşizm tüm kitle iletişim araçlarını elinde tuttuğundan erişebileceğim kesim sosyal medya ile sınırlıydı ve zaten öyle de oldu.

Ama verilen destekten gördüm ki herkes bir şeyler yapmak istiyor, fakat sistemin içinde olmuş olmaları onlara bu izni vermiyor. Kendilerini bende buldular sanki. Ama ben az kişiye ulaştım, çok ses getirmedim diye üzgün değilim. Bu eylemin değeri çok sonra anlaşılacak belki.

Merkez medya yazmamış olsa da ben her şeyi yazdım, takipçilerimle paylaştım. Belki bu günlüğü bir kitap haline getirebilirsem çok sonraları daha fazla kişiye ulaşabilirim diye düşünüyorum.

Benim için anlamlı bir eylemdi ve değdiğine de inanıyorum.

YL: Yürüyüş sırasında blogunda günlük olarak yaşadıklarını anlattın ama genel olarak ne öğrendin bu yürüyüş sırasında.

ÖC: İnsanın sınırı olmadığını öğrendim. İlk gün 30 km yürüyünce pert olan ayaklarım son gün 40 km yürüdüğümde daha bir 40 km yürüyebilecek haldeydi. Yine çok kıymetli ve değerli, Türklere bırakılmayacak kadar güzel bir ülkede yaşadığımı üzülerek bir daha fark ettim. 10 senedir içinde bulunduğum doğa koruma camiasında yapılan bir çok aktivitenin para israfı ve zaman kaybı olduğunu üzülerek fark ettim. Başka bir doğa koruma modeli geliştirdim, ama şimdi bunu kendime saklama taraftarıyım.

YL: Seni en etkileyen anlar, konular ne oldu yürüyüşün sırasında?

ÖC: Sıradan vatandaşın her şeye olan kayıtsızlığı düşündüğümden çok vahim. Tarih dersen yok, vatandaşlık bilinci dersen yok, doğa ve çevresi ona hiç birşey ifade etmiyor, muhakeme ve analiz yeteneğinden yoksun, her gün TV denen kutudan beynine zerk edilenden başka hiçbir düşünce ve görüşü yok, sadece ve sadece salt paranın peşinde koşan bir güruh. Bu durum beni çok üzdü.

Ama Banaz’da traş olduğum berbere İzmir’e yürüdüğümü söyleyince ki sözleri gerçekten beni çok etkiledi ve şaşırttı açıkçası. Dedi ki, “İnsanların hayalleri olması ne güzel. Daha da önemlisi senin gibi gerçekleştiriyor olabilmesi çok daha güzel”.

Yola çıkmadan aceleyle Büyük Taarruz hakkında birkaç kitap okumuştum. Kitapların birinde Türk ordusunun İzmir’e girmeden önceki son gece gökyüzünde ayın hilal konumunda olduğu bir yıldızın da tıpkı bayrağımızdaki gibi bu hilalin ortasına geldiği ve bunun Türk kurtuluşunu müjdelediği gibi bir bilgi vardı. Ben propaganda deyip önemsemedim. Hakikaten de o gece ay ve yıldızın konumu tıpkı bayrağımızdaki gibiydi. Daha sonra bu bilgiyi astronomi fotoğrafçısı arkadaşım Tunç’a sordum ve o da bilginin doğruluğunu teyit etti. O yıldız da Venüs’müş. Hatta 26 Ağustos gecesi de konumları bu şekildeymiş.

YL: Daha önceki söyleşimizde sormuştum ama yine sormak istedim. Ne tür zorluklar çektin?

ÖC: Araç trafiğinin olduğu yol kenarında yürümek çok zevkli değil. İlki asfaltta yürüyorsunuz ve tek bir hareket şekliniz oluyor. O da adım atmak. Araçların egzozlarını soluyor, yarattıkları rüzgara maruz kalıyorsunuz ve bu sıcak hava dalgası da yüzünüzü yakıyor, cildinizi kurutuyor. Diğer bir konu ise gürültü. Bunu müzik dinleyerek bir derece azaltabiliyorsunuz. Hava kararmaya başladığı zaman da tehlikeli olmaya başlıyor ve sürücüler sizi geç farketmeye başlıyor.

Onun dışındaki zorluk yolun ters tarafında yürüdüğüm için tabelaların fotoğrafını çekmeye karşı şeride çekmek ve tek başıma yürüdüğüm için pek kendimin fotoğrafını çekememek. Herkes fotoğraf soruyor. Fotoğraf çekmeyi seven biri değilim, kendimi fotoğrafımı çekmeyi hiç sevmem, tek başıma olduğum içinde çekemedim zaten.

YL: Bir basın toplantısı ile yürüyüşünü bitirdin. Nasıl geçti bu toplantı?

ÖC: İzmir’deki arkadaşlarım, Ulusal Kanal ve DHA muhabiri geldi sadece. Ulusal Kanal ile bir video röportaj, DHA muhabiriyle de bir foto röportaj yaptık. Zaten 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu etkinlikleri ve Türk Yıldızlarının körfez üzerinde yapmış oldukları gösteri uçuşu nedeniyle gündem oldukça yoğun, meydan çok kalabalıktı. Gezi’de kaybettiklerimiz için denize karanfil atacak kıyıda bir aralık bile bulamadık. Herkes oturduğundan kıyıda rica edip 3-5 kişiyi foto için kaldırdık.

YL: İzmir’e varınca neler hissettin?

ÖC: Belkahve’den İzmir görününce “bu iş bitti” dedim. Oysa daha kordona 21 km yolum vardı. Çok mutlu oldum. Başlamış olduğum bir şeyi sonunda bitiriyordum. Bir de üniversite yıllarımı geçirdiğim, kıymetini o günlerde çok da anlayamadığım bu şehri çok özlediğimi fark ettim. Yeni bir şehre değil de, yeni bir ülkeye gelir gibiydim.

izmiringöründügüyer

YL: Peki bundan sonra neler yapmak istiyorsun?

ÖC: Yukarıda da söylediğim gibi öncelikli işim Kocatape’den İzmir’e olan günlüğümü derleyip bir kitap haline geliyor mu, gelmiyor mu ona bakacağım. Bir de bu rota oldukça hoşuma gitti. Yürüyüşçülerle, bisikletçilerle, belki turizmcilerle bu rotayı nasıl geliştirebiliriz, yaygınlaştırabilirizi tartışabiliriz. Çünkü tarihi, kültürel ve doğal açıdan çok değerli bir rota.

YL: Okuyucularımıza söylemek istediğin başka şeyler var mı?

ÖC: Sistemi zorlayabildiğiniz kadar zorlayın!  Basın açıklamamda da dediğim gibi özgür her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını yasal haklarının peşinde koşmaya davet ediyorum. Biz fazlasını değil, sadece hakkımızı istiyor, insana, doğaya, kişisel özgürlüklere saygılı bir HUKUK devleti istiyoruz.

direngezi

Unutmayın! Daha fazlası Önder Cırık blogunda!

12eylül2013

Fotoğraflar: Önder Cırık arşivi

Editörün Notu:

Soru: Bu eylemden sonra Önder artık “kimse beni sevmiyor!” demez değil mi?

Cevap: “Evet artık diyemez”.  

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s