Anadolu’da güneş çöker

Ve güneş çöker Anadolu’ya

 

Umudu alır saklar

 

Şımarık çocuk

 

 

Turuncu şortunda

 

Sallar bizi

 

Öylece dona kalır

 

Bekleriz sabahı

 

Bir umut!

 

 

13haziran2011

 

(Fotoğraflar: Yıldıray Lise – 1kasım2010 – Küre Dağları Milli Parkı)

Anadolu’da son şaman kadın

Ben bir ebeyim

 

Yardım ederim kadınlara

 

 

Yeni bir yaşam

 

Düşer kollarıma

 

 

Keserim göbek bağını

 

Bağlarım onları dünyaya

 

 

İşitirim ilk ağlayışını

 

Herkesin

 

Kıçlarına ilk şaplağı ben attarım

 

 

Anadolu’da “kadından öte bir varlığım”*

 

Tüm halk için

 

Ben bir şamanım

 

 

Ben bir ebeyim

 

Son şamanı Anadolu’nun

 

 

5Ağustos2011

 

*: Elif Şafak “İskender” romanı

 

Milli Park adlı bir şiir

 

Bir şiir yaz hey usta

 

Anlatsın Anadolu’yu

 

Anlatsın dört bir yanındaki

 

Milli parkları

 

 

Bir şiir yaz hey usta

 

İlkbahar, yaz, güz ve kış

 

Olsun içinde

 

Anlatsın Anadolu’nun

 

Milli parklarını

 

 

Bir resim çiz hey usta

 

Umudun resmi olsun!

 

 

6haziran2011

 

 

Elif Sofya’nın “Düzensiz” adlı şiir kitabında “Milli Park” isimli bir şiir var.

 

Bir mısrası şöyle: “Ormanları milli parka gönderdik”

 

Bu şiirden sonra yazıldı bu mısralar.

Ne yücesin Anadolu

Yüzlerce kavim gelmiş geçmiş

 

Yüzlerce kültür iz bırakmış

 

Dört bir yanına

 

Kah bir türküde

 

Kah bir masalda

 

Kah taş diye küçümsediğin anıtlarda

 

Kah bir kilimde gizlenmiş

 

hepsinin izleri

 

 

Seni adım adım tanıdıkça

 

Her gün daha çok seviyor insan

 

Her gün hayrete düşüyor

 

 

Binlerce yıldan çıkıp gelenler mi dersin

 

Daha dün doğmuş çocukların neşesi mi dersin

 

 

Çık gör sen de Anadolu’yu tanı

 

Sadece seçim meydanlarında değil

 

Sadece seçim zamanı değil

 

Git bir berbere

 

Bir yudum çay iç, dört bir yanda

 

Kuru soğanı kır kuru fasulyenin yanına

 

Tarladan hasadı kaldır, ter içinde kal

 

Otur bir su başına, azığını ye

 

 

Balık, et, sebze, meyve, peynir, zeytin

 

ne istersen

 

Hepsinin en güzellerini bul

 

Halil İbrahim sofralarında

 

 

Tanrı misafiriyim de, çal kapıyı

 

Gör bak, sonuna kadar açılsın kapılar

 

 

Göbeklitepe’den Çatalhöyük’e,

 

Van’dan İzmir’e,

 

İstanbul’dan Ankara’ya…

 

 

Sen de çık dışarı hey genç

 

Gez, gör, tanı Anadolu’yu…

 

 

Hayatın değişecek inan buna

 

Çık o büyük dediğin şehrin

 

Hep takıldığın semtinden

 

Haydi…

 

 

2haziran2011 (gece çok geç saatler)

Anadolu’da bir çocuk

O daha bir çocuk

 

Anadolu’da köyün ismini

 

Hiç kimsenin bilmediği

 

 

Her sabah servisle en yakın ilçedeki

 

Okula giden bir çocuk

 

 

Rengarenk boyama kalemleri olsa

 

Kağıtlara dökecek

 

Köyündeki yaşamı

 

Doğayı ve kuşları

 

 

Onun adı:

 

Ayşe,

 

Ahmet veya

 

Zeynep

 

 

Mavi rengi sadece gökyüzü

 

Çizerken kullanıyor

 

Denizi hiç görmemiş daha

 

Ahh be boyama kalemleri olsa

 

Anadolu’da bir çocuk…

 

 

4nisan2011