Toplamış tüm harfleri gidiyor yaşlı balıkçı

(Yoruyor beni dil ile düşünmek) (*)

 

Bir kamyon harf döktüler

Gece yarısı

Bak, bu yardan aşağı

İnip toplayalım mı onları?

*

Korkma, gel inelim aşağı

Elele, omuz omuza…

Cesaret edip gidemedik

*

Sabah baktım

Yaşlı bir balıkçı

Ağıyla toplamış

Tüm harfleri

Gidiyor

*

Eh be Halikarnas Balıkçısı

Dedim ona

Yine mi sen?

4mayıs2013

(*) Gökçenur Ç.’nin “Yazın Yılgın Çığlığı” şiirinden bir mısra

Karşı adadaki balıkçının oğluyum

Karşı adadaki balıkçının oğluyum

 

Yıllardır görmedim babamın yüzünü

 

Her ay, adaya gitmeden önce Remzi Dayı

 

Kargolarım okuduğum eski gazeteleri

 

*

 

O bilmez benim gönderdiğimi

 

Okurken gazete sayfalarını sanki

 

Ellerimi tutar babam sevgiyle

 

*

 

Her babalar günü sabahı ise

 

Usulca gelirim köyüme

 

Sahilde dolaşır

 

Uzun uzuun bakarım adaya

 

Akşam çökerken buralara

 

Zehra Abla’nın pansiyonunda

 

Her zamanki odamda alırım yerimi  

*

 

Masam cam kenarında

 

Adanın tam karşısında

 

Beklerim fener yansın

 

diye umutla

 

(korkarım bir gün yanmayacak o fener!)

 

*

 

Masamda bir şişe şarap

 

Kadehimi babama kaldırırım

 

Yanınca fener

 

Bir umut ve gülümsemeyle

 

Sızana kadar masada

 

Seyreylerim adayı, feneri ve geceyi

 

*

 

Martı çığlıklarına uyanırım

 

Saatler sonra

 

Gözlerim çapaklı 

 

Fener çoktan sönmüş

 

Bir gülümsemeyle kalkar

 

Günaydın derim sokakta herkese

 

Kimse beni tanımasa da

 

Balıkçı kahvesinde çayımı içer

 

ve dönerim evime

 

*

 

Eşim ve çocuklarım hep merakta

 

Her babalar günü nereye gidiyorum diye

 

Sırrımı bir ben

 

Bir de babam biliyor 

 

*

 

Köyde babalar gününde

 

Fenerin bir başka yandığı söylenir

 

Bundandır o biliyor demem

 

17haziran2012 (bir babalar günü ertesi)

 

Bir peri kızı öyküsü

İşte bu kasabada  

 

Yaşlılar anlatıyor…

 

 

Dolunaylı gecelerde

 

Şu koya gelirmiş

 

O peri kızı

 

 

Gözleri kamaştırırmış

 

Bu efsane

 

 

Onu seyreylemek

 

İçin toplanırmış

 

Tüm canlılar

 

 

Dolunaylı her gecede

 

Raks edermiş

 

Denizin üstünde

 

 

İşte böyle bir gecede

 

Düşmüş aşka

 

Bir balıkçı genç

 

 

Başlamış

 

Her gece

 

Beklemeye

 

 

Aç ve susuz

 

Tek arzusu

 

Onu bir daha

 

Görmekmiş

 

 

Bundan habersiz

 

Peri kızı

 

Sadece dolunayda

 

Gelirmiş

 

 

Yitip gitmiş

 

O genç

 

Denizin derinliklerinde

 

Peri kızın

 

Ardı sıra

 

 

O gence

 

Ağlayan annenin

 

Gözyaşları oluvermiş

 

Yakamozlar

 

 

Her yakamozda

 

Balıkçılar bundan hüzünlüdür

 

Bu köyde

 

 

Denize açılmak istemezler

 

Ağ atmazlar

 

 

 Yaz günleri – 2011

balıkçılar bile yok köprüde

Yağmur görüşüm kapıyor

Ama yine de hoş boğaz

Bir araba vapuru, bir martı ve yağmur sesi.

 

Tüm bu karanlık ve kötülüklerde ışık olmak yoruyor git gide beni.

Hergün biraz daha ağırlaşıyor yorgunluğum

Pollyanna geliyor aklıma hayatıma girişi, bu mu onlara sebep?

Sıyırıp kafayı Pollyanna’yı aramalı ve de ona zarar vermeli.

Diye diye hülyalara dalıyorum. Sonra.

 

Sonrası hep bir gülümseme dudağımda nerden geldiği belli olmayan (iç dinamikler sağolsun!)

Dıştaki güzelliklere de biz mi sebep oluyoruz,

onları çekip çıkarıyoruz diye düşünüyorum bazen.

Çünkü dıştan bir fayda göremiyoruz çoğu zaman.

“Mutluluk hemen geçer ama hüzün uzun süre etkilidir” deyip

eleştirmişti beni bir arkadaş.

 

Biliyorum ama dudaklarımdaki o gülümsemeye mani olamıyorum ki

Hemen unutmak istiyor gibiyim hüzünleri,

Kötülükleri,

Sıyrılmak tüm onlardan.

 

Ve gülüş gelip konuyor dudaklarıma.

 

01-02-2001 (08:58:35)