BEHZAT Ç. DİZİ MÜZİKLERİ

Cem Kısmet

Söylüyor

Behzat Ç. dizi müziklerini

Dalıp gitmişim

Çalakalem yazmışım

Neler, neler

*

Bir gülümseme yüzümde

Dönünce geri

“bu an”a

Bir gülümseme

Aynı cümleleri yazmışım

Şarkı sözlerinin

25temmuz2012

Cem Kısmet’in “Pilli Bebek Tuhaf Temaslar – Behzat Ç. Dizi ve Film Müzikleri” albümünü tavsiye ediyorum.

Benim adamlarım

 Dr. House, Behzat Ç. ve Patrick Jane

 

 

Uzun yıllardır seyrederim Amerikan yapımı dizileri.

 

Çoğunu beğenerek izlerim.

 

En beğendiklerin hangileri diye sorarsanız eğer.  

 

Cevap verdiğim dizilerin hepsinin başkahramanı bir ADAM var.

 

Ama sıradan bir ADAM değil!

 

 

Bu listenin en başında yer alan LOST bir fenomendi. Onunla ilgili uzun uzun yazdım, anket yaptım. Bundan dolayı onu bir kenara koyuyorum.

 

Diğer sevdiğim ve içinde bir ADAM olan diziler ise House M.D., The Mentalist ve Behzat Ç.

 

Dr. House dizisinin 7. sezonu bitti. Her bölümünü izledim ve her geçen gün House karakterini ve dostu Wilson ile olan ilişkisini daha çok sevdim. Kendi hayatımdan parçalar buldum bazen.

 

Behzat Ç. bu listenin en yenisi. Geçen sene Türkiye için ilklerden biri oldu. Onunla da ilgili bir yazı yayımlamıştım zaten.

 

Diğer bir kahramanım ise belki kıyıda köşede kalmış, çok kişinin bilmediği biri: “The Mentalist” dizisinin başkahramanı Patrick Jane.

 

 

Narsist adamlar bunlar. Başlarına buyruklar.

 

Ama hep bir sevecen tarafları var.

 

Onları sevmemizi sağlayan şeyler var, ama isimlendiremiyoruz.

 

Hayatınıza kısa sürede girseler, kocaman bir iz bırakır bunlar.

 

Unutamazsınız.

 

 

Hepsinin hayatla sorunları var. Kaybedenler kulübünün üyeleri sanki.

 

Ama bir tutku var içlerinde onları hayata bağlayan.

 

Bir şeyleri çözmek, bazı şeylere çomak sokmak.

 

Sezgileri ile sorunların üstesinden gelirler.

 

Ve bir kere içlerine bir şüphe düştü mü, onu sonuna kadar takip ederler.

 

Hedeflerinde olmak istemez hiç kimse.

 

 

Üçü de motorlu araçları seviyor. Araba veya motorlar takıntıları.

 

Bir dost veya kardeş var onları en iyi bilen. O kadar. Dünyada TEK kişi.

 

Üçü de kendine bakmaz. Dış görünüş hiç önemli değil.

 

Patrick Jane çay, diğer ikisi alkol içmeden duramaz.

 

 

Ukalalar. Bağırıp çağırmasalar bile söz ile hallederler işlerini. Hep bir laf sokma hali vardır.

 

Üçünün de kadınlarla arası hep sorunlu. Başarılı ilişki kelimesi yok lugatlarında.  

 

Çocuksu yanları var. Bunları doyurmak gerekiyor.

 

Oyunları ve şakaları seviyorlar. Tabii ki bunlar normal olanlardan değil. Kendilerine has tarzları var. 

 

Geçmişle olan takıntıları ortaya çıkar her sezonun belli bölümlerinde. 

 

 

Düşünsem belki daha birçok ortak yan aklıma gelecek.

 

Neden seviyorum bu adamları diye hep sorarım kendime.

 

Nedeni onlara benzemeye çalışmak mı acaba?

 

Daha fazla irdelemeden  “3 dizi, 3 adam ve ben” diye bitireyim yazıyı.

 

 

21ağustos2011 (Pazar günü)

 

Fotoğraflar: İnternetten indirilip tarafımdan birleştirildiler.

 

Not: Dizilerle ilgili link verecektim ama siz Hz. Google’a isimleri yazın yeter ki, istemediğiniz kadar link geliyor!

 

O yüzden  sadece bu konuda blogumda yer alan yazıların linkleri veriyorum:

 

LOST üzerine çeşitlemeler: https://yildiraylise.wordpress.com/lost-uzerine/

 

Behzat Ç.: https://yildiraylise.wordpress.com/2011/08/07/behzat-c/

 

Bir de bugün yayınlanan ve beni aylardır ertelediğim bu yazı için gaza getiren yazı: http://www.haberturk.com/medya/haber/661449-house-c-vs-dr-behzat 

BEHZAT Ç.’yi sevenler el kaldırsın!

(Uzun süredir yazmak isteyip de yazamadığım bir yazı bu)

(Fotoğraf: Dizinin birinci sezonun oynadığı START TV’nin internet sitesinden alınmıştır!)

Aslında tam bir fenomen oldu. Son dönemde Pazar akşamları tüm dostlarım bu diziyi izler oldu. Gençlerbirliği taraftarı olan Behzat Ç.’nin bizdeki yeri bir başka tabi.

Açıkça söylemek gerekirse, yapım olarak beni çok çekmedi Behzat Ç.

Taa ki son bölümü ve son sahnesindeki sürprize kadar. İşte o an, Türkiye’de yeni ve farklı bir dizi kültürünün başladığını resmi olarak haykırdım. Artık dostum Bahtiyar Kurt bile seve seve takip edebilir bu diziyi.

Çevredeki dostlarım, Ankara ile bağlantısı olanlar veya sol görüşlü arkadaşlarım yoğun olarak seyrederken duydum ilk ismini.

Ömründe hiç dizi takip etmemiş kişiler bile izliyorlar.

Merak ettim ben de izledim sezonunun yarısından itibaren.

Sonra birçok çevreyle ilgili veya gündemdeki diğer önemli sorunlara yer verdiğinde sevdim. Karakterler bizden, konular insanlara çok uzak değil. Bir samimiyet var.

Her muhabbette bir “dıııt” sesi…

Ara ara, pardon sık sık “… la!” ile biten cümleler. Sıradan ama cana yakın ve her yerde rastlayabileceğiniz karakterler… Ankara’da çekilmesi… Tanıdık mekanları görmek ise cabası…

Ekşi sözlük “Ankara insanının tanıdık birilerini görmesi çok muhtemel olan dizi” tanımlamasında haklı. Her bölümde tanıdık birilerini mutlaka görüyoruz.

Önceleri hep Ankara ile yolları kesişmiş insanlar seyrediyor sanırdım sonra baktım yurdun dört bir yanında takip ediliyor.

Özellikle “sol tayfa” sıkı takipçisi…

Dizi devam ederken Facebook ve Twitter’da cümleler düşmeye başlıyor hemen. Ortalık duruluyor. Aynen “Kurtlar Vadisi”nin o en cafcaflı sezonları gibi.

Nasıl ki bir kesim “Kurtlar Vadisi”ni izliyordu ve izliyor, şimdi de bir grup “Behzat Ç.”yi takip ediyor.

Özünde mevcut iktidara karşı duruş sergileyen bir dizi diye tanımlıyorum kısacası.

Herkes kendini buluyor Behzat Ç. karakterinde o karşı duruşu yapan, eleştiren sanki kendisiymiş gibi…

Daha çok internet üzerinden izlenen viral bir durum söz konusu aslında. Bu da daha çok genç tayfaya ulaşmasını sağlıyor.

Bir zamanlar LOST dizisini Amerika’da yayınlandıktan hemen sonra izlediğimiz gibi bir heyecan var havada.

Güncel olaylar ele alınıyor. Özellikle bazı hassas konulara değinilmesi birçok izleyicinin hoşuna gidiyor.

Her bölümde bir haykırış… Bir eylem söz konusu…

Adı artık Ankara ile anılır oldu. Bir gün bir köşebaşında dizi çekimini göreceklerinden emin insanlar.

Gençlerbirliği tribünlerinde tezahüratı yapıldı! Hatta başkan olması istendi!

Geçen sezonun son maçında Galatasaray bizi yenince, maçın sonunda GS’li taraflar “Behzat Ç. gelsin sizi kurtarsın!” diye tezahürat yapıyordu. Gençlerli tüm tribün, hep bir ağızdan  “Behzat Ç.” diye bağırınca, Alkaralar arasında ve iki koltuk yanımızda maçı izleyen Emrah Serbes’i ve gülümsemesini görmek güzeldi.

Dizinin diğer bir güzelliği ise müziklerinin bir başka olması. Youtube’da “Behzat Ç.” yazın yeterli, müziklere ulaşmak için. Dinleyip siz karar verin artık.

Sinemacı bir dostum doğal oyunculuk ve doğal ışık var dedi.

Bir arkadaşım “İstanbul’da Behzat Ç.’yi seyreden az” diyor ve ekliyor “Yolu Ankara’dan geçen herkes seyrediyor galiba!”

Bir dostum “O bizim anti kahramanımız. Asla bu düzenin kahramanı olamayacak bizlerin anti kahramanı.” diyerek neden izlediğini anlatıyor.

Birçok gazete haberi ve köşe yazısına konu oldu bu dizi. Dostlarımı ve Twitter’dan takip ettiğim bazı kişilerin diziyi hiç kaçırmaması merakımı artırdı.

Ben daha çok hayranları ne düşünüyor, neden seyrediyor sorularının peşine düştüm. Merakımı gidermek için Facebook arkadaşlarıma sordum “Behzat Ç.’yi neden seviyorsunuz diye?

Mayıs ayı içinde gelen cevapları okumak çok keyifli. Aşağıda isim vermeden yayınlıyorum.

Behzat Ç.’yi neden seviyorum?

* Gerçekçi olduğu, oyuncularının başarılı olduğu için dersem yeterli olur mu?

* Ankaralı 🙂

* Seviyorum diyemem seyretmiyorum ama adamın tipini beğenmiyor değilim

* Ben şimdi bu soruya Behzat Ç. ağzıyla cevap verirdim ama sansüre girer 😀 Şaka bir tarafa, güncel hayattan kareleri hiç yapmacıklık olmadan canlandırıyorlar. Benim için en güzel tarafı bu.

* Diziyi sevemedim ama Behzat Ç’nin kendisi karakter olarak güzel. Pata küte söylüyor söyleyeceklerini. Belki ben hiç yapamadığımdan…

* [Behzat Ç.’yi oynayan aktör için] Arkadaşımız niye sevmeyelim..

* Abim oynadığı için 🙂 Abim beni öldürecek 😛

* Çok sebep var ama en güzel 30. bölümden sonra arkadaşım özetledi: “Behzat Ç.’nin şarap kadehini eline yakıştıramayıp sehpaya bırakmasıdır bence Ankara.”

* [Behzat Ç. karakteri için]  Adama aşığım abi. 😛

* Bu dizide herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Çünkü herkes çok doğal ve içten oynuyor. Sanki gerçekten yaşıyorlar olayları. Benim favorim Akbaba. En son koklayarak ölülerin yerlerini buluyordu 😦

* Diziyi güzel yapan en temel şey senaryosu bir kere. Senaryoyu yazanlar 90 dakikalık bir bölümü doldurabilmek için gereksiz işlere girişmiyorlar, diğer dizilerde üç bölüm süren olayı Behzat Ç. beş dakikada geçiyor. Dizide olaylar olması gerektiği hızda ilerliyor kimseyi baymıyor. Emrah Serbes ve diğer senaristler bizden insanlar. Karakterleri gerçek hayatta yaşatıyorlar. Eve girerken ayakkabı çıkarılan dizi sayısı çok azdır. Başarılı olmak için değil doğru bildiğini yapmak yaşayan karakterler var. Steril tipler değil, doğal. Küfrediyorlar, beğenmesem de bu herhangi bir karakolda ya da askerde yaşadığınız küfür miktarı kadar.

* Valla ben pek sevmiyorum 🙂 Tipini özellikle! Kessin o sakalları bıyığı 😀

* Bir Ankara Polisiyesi olduğu için 🙂 Erdal Beşikçioğlu’nu sevdiğimiz için… Senaryosu için, yönetimi için, kusursuz oyunculuklar için 😀

* Edemediğim küfürleri ettiği için…

* Kimsenin adamı olmadığı doğru bildiklerini yaptığı için. Asabi insan Behzat.

* Farklı bir şehir estetiği sunuyor, gerçekliğin içinde. gecekondusuyla, sitesiyle, dönercisiyle, parkıyla..

* Ben dizide gerçeğin olduğunu düşünüyorum. Cilalı roller yok. Bir de gereksiz uzatma ve tekrarlar yok…

 Kullanılan dili ve üslubu eleştirenler de oldu…

* Hayatımız hep argo.Baritv ekranı temiz olsun. Sokakta Behzat amcanın ağzıyla konuşan genç nesiller yetişiyor 😦

Bir dostum ise uzun uzun anlattı neden sevdiğini…

“Bence Behzat Ç. bizim bilinç altımız. Baskılayıp görmezlikten geldiğimiz bütün duygularımızı temsil ediyor. Hesaplı yaptığımız ve söyleyemediğimiz her şeyi yapıyor ve söylüyor. Bütün kendi kendini denetim (baskılama) mekanizmalarını yok etmiş. Ne düşünüyorsa, ne yapmak istiyorsa o.

O bizim anti kahramanımız. Asla bu düzenin kahramanı olamayacak bizlerin anti kahramanı.

Behzat Ç. aynı zamanda sınırlarını biliyor. Tüm düzeni tek başına değiştiremeyeceğinin farkında. Düzenin karşısında duramayacağından haberdar. Dikleniyor, boy ölçüşüyor, fakat kılıçları çekip üstüne direk hücum etmiyor. Aksi halde gerçekliğinden çok şey kaybederdi. Yer değirmenleriyle savaşan bir fantastik kahraman olmaktan öteye gidemezdi.

Bugüne kadar hiç kimseye tokat-yumruk atmamış benim için bile, her kafa atışında, tekmeleyişinde veya yumruklayışında içimi eriten bir adalet duygusunu temsil ediyor. Uyguladığı şiddetin adaletin yerine getirilmesi için kaçınılmaz bir durum olduğunu seve seve kabulleniyoruz. O da bizim içimizdeki faşist olsa gerek.”

Yeni sezon?

Behzat Ç. dizisi artık yeni kanalında ve yeni sezonunda bizleri ne gibi sürprizler bekliyor acaba. Ahh çekimleri yeni biten sinema filmini de unutmayalım!

Herkes dört gözle bekliyor!

Dizi ile ilgili bazı önemli linkler

Wikipedia: http://tr.wikipedia.org/wiki/Behzat_%C3%87._Bir_Ankara_Polisiyesi

Ekşi sözlük: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=behzat%20%C3%A7.

İnci sözlük: http://inci.sozlukspot.com/w/behzat-%C3%A7/

Birinci sezon için resmi sayfa: http://www.startv.com.tr/BehzatC/behzat-c-bir-ankara-polisiyesi-108.html

Yeni bir site: http://www.behzatc.org/

Ece Temelkuran’ın kaleminden: http://www.haberturk.com/yazarlar/587539-behzat-c

Mehveş Evin’in kaleminden: http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1384706&Date=03.05.2011&Kategori=cadde&b=Behzat%20C.yi%20neden%20seviyoruz

“Ç.”soyadı için tartışmalar başlamış bile: http://inci.sozlukspot.com/w/behzat-çnin-soyadını-açıklıyorum/


“Seviyorum Merkez!” Bazen komik hallere düşer dizi karakterleri.

2 Mayıs – 7 Ağustos 2011

Not: Bu yazıya katkı koyan herkese teşekkürler!