Uzun, uzun yazabilmek isterim

Uzun, uzun yazmak istiyorum

Kelimeler tek tek çıkıyor dışarı

Bir paragraf olunca duruyorlar

Ah be Borges…

Ah be Ferit Edgü…

Ne iyi ettiniz de girdiniz hayatıma

Kısaldı yazdıklarım!

Sevinsen mi?

Üzülsem mi?

*

Ah be Fazıl Hüsnü Dağlarca…

Ah be Gülten Akın…

Ah be Cemal Süreya…

Ah be Bejan Matur…

Ah be Turgut Uyar…

Ah be Birhan Keskin…

Ah be Haydar Ergülen…

Ah be Didem Madak…

Ah be Özdemir Asaf…

Ah be Sinem Sal…

Ah be Pablo Neruda…

Ah be Wislawa Szymborska…

Ne güzel şiirler yazdınız

Ne güzel anlattınız

Bize yazmak değil

Sadece karalamak kaldı

Ah be…

1şubat2014

Harflerden bir dünya kurdum

Harflerden bir dünya kurdum

kendime

cennetler,

köşkler

saraylar

dostlar

ve aşklar

gezdim tüm dünyayı

kendi dünyamda

*

Harflerden bir dünya kurdum

kendime

ne güzel bir şey

30eylül2012

Teşekkürler: Mevlana, Yunus Emre, Jorge Luis Borges, Antoine de Saint-Exupery, Sait Faik Abasıyanık, Ferit Edgü, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Orhan Veli, Haydar Ergülen, Turgut Uyar, Edip Cansever, Wislawa Szymborska, Bejan Matur, Anna Ahmatova, Gülten Akın, Lale Müldür, Birhan Keskin…

Benim şairlerim derim onlara

Bir şiir okuyunca şairlerimden:

Cemal Süreya

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Turgut Uyar

Edip Cansever

Özdemir Asaf

Haydar Ergülen

(ve kadın şairlerim

bana farklı şeyler anlatan)

Wislawa Szymborska

Gülten Akın

Bejan Matur

Birhan Keskin

*

Kalemimden dökülür mısralar

Her şiirin yanına

Kendimden geçercesine

*

Benim şairlerim onlar

Her zaman yanıbaşımda mısraları

*

Ha daha okumadığım

Tanışmadığım şairler vardır

Onları da umutla bekliyorum.

1eylül2012sabahı

Bana şiiri sevdiren kadın: Wislawa Szymborska

(Fotoğraf http://payingattentiontothesky.com sitesinden alınmıştır.)

Bu sabah sevdiğim kadın şairlerden Birhan Keskin’in “tweet”inden öğrendim: Szymborska 88 yaşında ölmüş.

Kim mi o? Nobel ödülü almış Polonyalı bir kadın şair. Türkiye’de çok az şiiri bilinir ama beni hep etkilemiştir. Türkçe de okusam, İngilizce de okusam.

Aylar önce onunla ilgili bir yazı yazmak için oturdum ama yazamadım.

Ölünce yazmak gerekiyormuş.

Yıllar önce… 90’lı yılların sonunda tanıdım onu.

“ Tek bir anısı olmayan

Bir yığın günden biri ”

(Çeviri: Gündüz Vassaf)

Benim için de böyle bir gün olabilirdi ama o kitabı gördüm ODTÜ Arkadaş Kitabevi’nde!

Kitabın adı güzeldi: “Başlıksız Olabilir.” Sarı kapağını hala hatırlarım. Tek Türkçe basılmış kitabını aldım hemen. Bir çırpıda okudum. Hala okurum ara ara. 2002 ve 2003 yıllarında Gündüz Vassaf’ın Radikal Gazetesi’ndeki Uçmakdere köşesinde şiir çevirilerinde hatırladım.

Sanki şiirleri ben yazmışım gibi hissetmiştim. Tam benim tarzım demiştim. Her şiir bir hikaye anlatıyor aslında. O günden sonra ısındım ben şiire. Daha çok okumaya başladım. Bejan Matur, Haydar Ergülen, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Özdemir Asaf ve Birhan Keskin hayatımı sardı, sarmaladı. Şiire kestim ben. Hayatım şiir oldu. Gaza gelip şiir yazmaya geri döndüm. Yazar dururum işte.

Bunları yazarken gidip kitaplığımdan kitabı aldım içinden gazetelerden kestiğim şiir çevirileri de çıktı. Bir gülümseme yüzümde. Hatıralar…

Kitabı tekrar karıştırınca gördüm ki, en çok şu şiirini beğenmişim o zaman. İçinde bir umut saklayan, eleştiren şu şiiri…

Yüzyıl Sona Ererken

 

XX. yüzyıl geçtiğimiz yüzyılda daha iyi

olacaktı.

Ama artık vakti yok bunu kanıtlamaya,

yılları sayılı

adımları sallantılı

soluğu kısa.

 

Çok fazla şey oldu bitti

olmaması gereken,

gelecek olansa,

gelmedi.

 

Bahar ve mutluluğun eli kulağındaydı

tüm bunların yanısıra.

 

Korku, dağlardan ve vadiden ayrılacaktı

gerçek yalandan, daha çabucak

koşacaktı amaca doğru.

 

Birkaç afetse,

örneğin savaş,

açlık, vesaire

artık olmayacaktı.

 

Savunmasız olanların savunmasızlığı

güven ve benzeri

bir saygı içinde olacaktı.

 

Dünyadan zevk almak isteyen

gerçekleştirilemez bir görevle

kalır karşı karşıya.

 

Aptallık komik,

akıllılıksa neşeli bir şey değil.

 

Umut,

Değil artık o genç kız..

Et caetera, ne yazık ki

 

Tanrı en sonunda inanmalıydı,

iyi bir güçlü insana,

ancak iyi ve güçlü,

iki kişidir daima.

 

Bana mektubunda – nasıl yaşanır diye sordu,

aynı şeyi sormayı

düşündüğüm biri.

 

Tekrar, yine her zamanki gibi

yukarıda görülen

naif sorulardan

daha acil olanı yok.

 

“Başlıksız Olabilir.” Kitabı – Türkçesi: Neşe Taluy Yüce – Agnieszka Ayşen Lytko

“Başlıksız Olabilir.” kitabının arasında sararmış bir gazete yaprağında Cumhuriyet Kitap Eki’nde Cevat Çapan’ın Şiir Atlası köşesinden şu mısraları buldum:

Bazı insanlar şiir sever

Bazı insanlar

Herkes değil anlamına geliyor bu…”

(Çeviri: Cem Taner)

Ben de o “bazı insanlar”dan oldum onun sayesinde. 🙂

 

Bir şair gidince bu dünyadan, bir yıldız söner sanki…

Şiirlerin hep okunsun, dilden dile dolaşsın hey bana şiiri sevdiren kadın.

 

2şubat2012 (bugün Dünya Sulak Alanlar Günü)

 

Daha fazla bilgi için:

Vikipedi sayfası: http://tr.wikipedia.org/wiki/Wislawa_Szymborska

Tuğrul Asi Balkar’ın hazırladığı dosya: http://siir.gen.tr/siir/w/wislawa_szymborska/index.html

Ekşi Sözlük: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=wislawa+szymborska

Çocukluğumuza geri dönmek isteriz

Gitmeli

 

Sonra yine dönmeli köyüne

 

Ölümü beklemek için

 

 

Her şehirli emeklinin

 

Rüyası değil mi bu?

 

 

Ne farkımız var

 

Nehrin doğduğu yere göç eden

 

Balıklardan?

 

 

Ama biz köyümüze değil

 

Çocukluğumuza geri

 

Dönüyoruz aslında

 

Evim diyebildiğimiz tek yere

 

 

Ne kalır geriye silersen

 

Çocukluk anılarımızı?

 

 

22ocak2012

 

 

“Gitmeliyim

 Kendime varmak için.”

Bejan Matur’un “Balıklar Bilir” şiirinin son mısralarını okuyunca yazdım kendi mısralarımı.