Yeryüzünde 40. Yılım

Bir çığlık

scream

Gözümü açtım dünyaya

Çocukluğum ve

Uzakta kalan köy hayatım…

İstanbul günlerim ve lise derken

Ankara yıllarım

yani ÖDTÜ’lü günlerim başladı

Sonra kopamadık bu Ankara şehrinden

*

Mutluluklar

Huzur

Hüzünler

Oldu hayatımda

*

Çok memleketler gezdim

En güzel yemekleri tattım

Köylerde ve

ormanda kendimi buldum

*

Aşık oldum

Küstüm bazen

*

Bu memleketten birşey olmaz dedim

Ama hep umutvar oldum

*

Şairler tanıdım

Ah o kadın şairler…

*

Dostlarım oldu

40 yılın en güzel şeyi

Bana bir koyun çizen dostlarım

*

Uzun bir ince yolda yürüdüm

Bir umut içimde

Bir çığlık içimde

19Ocak2014

Resim: Çığlık – Edvard Munch

Çığlık

İçimde kocamaaan bir çığlık var

Sesim çıkamıyor ama

Sanki bir karabasan çökmüş üzerime

Olur ya uyurken ansızın böyle hissedersin

Sesim çıkmıyor…

Tüm umutların tükenmeye başladığı anlar vardır

Bilirsin belki

Tüm enerjin biter

Ufalır ufalırsın

Yapacak hiç birşey yoktur…

Tek yürek ve tek yumruk olmaktan

Başka şansın yok!

ve “o çığlık” bir kere çıkar

o kadar güçlüdür ki

önünde ne iktidarlar

ne de PARA durabilir!

Hep birlikte o ÇIĞLIĞI atma zamanı şimdi…

Hey çığlık çık artık içimden

Ulaş o kulaklara

Sağır et onları bir süre

Duysunlar…

Duysunlar…

5 Ağustos 2010 (öğlene doğru)

Anadolu’da saklı bir çığlık var

[Belki kimse farkında değil ama]

Anadolu, dereleri için uyumuyor

Her yerde tek yürek oluyor

Dostlara dostlar katılıyor

Deneyimler paylaşılıyor

Derelerde nöbetler tutuluyor

Halk hakkını savunmak için mahkemelere gidiyor

Belki hayatında hiç mahkeme görmemiş kişiler

Dereleri için mahkeme önlerinde bekliyor

Komşusunu ekmek vaadiyle kandırmış insanlara inat

Anlatıyor komşusuna gerçekleri

Anlatıyor hiç yılmadan

Bazen de bir SİT kararı kurtarıyor o eşsiz dereleri

Gülümsüyorsun bazı kimselere güven duymaya devam deyip…

Sanki minareler için kılıflar hazırlanıyor

Kılıçlar çıkmış kınlarından bir kere ya

Sabırsızca sallanmak istiyor

Garip ama gerçek

Bazıları hakikaten minare için kılıfları usul usul dikmiş…

Ama “onlar” duymasalar da Anadolu için için kaynıyor

Bir çığlık var geliyor

Karadeniz’den, Ege’den,

Her derenin kıyısında yer alan köylerde bir kıvılcım var…

Sanki Anadolu 1200’li yıllarındaki o sancıyı yaşıyor

Yunusu, Mevlanası, Hacı Bektaşı…

Bir yerlerden çıkıp gelecekmiş gibi

Anadolu’nun ışığını tüm dünyaya gösterecekmiş gibi

Belki bu mısraları okuyanlardır onlar

Belki çadırda nöbet bekleyenler

Belki bir dilekçeye imza atan şu genç…

4 Ağustos 2010 (geceyarısı)