KÜÇÜK GÜZELDİR

“Bir kelime yanına bir kelime gelince,

Bir ses yanına bir ses gelince,

Bir insanın yanına bir insan gelince…

Büyürler, büyürler, ölümden önce.”

Özdemir Asaf

GEF Küçük Destek Programı’nın (SGP) Türkiye’deki 20 yıllık deneyimini farklı bölgelerden örneklerle anlatan DOĞAL ÖYKÜLER kitabı çıktı.

1

Türkiye Ormancılar Derneği tarafından basılan kitabın yayına hazırlayanı ve editörlerinden biri olarak son dönemde severek yaptığım güzel işlerden biri olduğunu belirtmek isterim.

Kitabı hazırlarken yıllar önce Türkiye’nin farklı bölgelerinde başlamasına vesile olduğumuz çalışmaların, yerel dernekler tarafından sahiplenildiğini ve bu derneklerin gönüllü çalışmalarıyla başarılı sonuçlar alındığını görmek mutlu etti beni.

kapak

DOĞAL ÖYKÜLER KİTABI

GEF Küçük Destek Programı‘nın (GEF SGP) Türkiye’deki 20 yıllık deneyimini örnek projelerle anlattığımız kitap. 2014 yılı sonuna kadar desteklenmiş olan 236 proje içinden seçilen 25 farklı proje ile Küre Dağları ve Datça Bozburun Yarımadalarında desteklenen tüm projelerin deneyimlerini proje yöneticilerinin gözünden güzel fotoğraflar eşliğinde paylaşıyor. Ayrıca, proje deneyimlerinin yanında GEF SGP’nin desteklediği yayınları, toplantı ve çalıştayları anlatıyor.

Editörlerden bölümünden şu alıntı kitabı hazırlama amacımızı özetliyor: “1993 yılında ülkemizde başlatılan GEF Küçük Destek Programı (SGP) birçok projeyi destekleyerek günümüzdeki küresel sorunlara yerinde çözümler geliştirdi. Birçok kurum ve kişinin katkılarıyla atılan küçük adımlar dev adımlara dönüştü. GEF SGP ailesi bu yolda kararlı bir şekilde ilerledi, çabalar ve başarılar ile doğal öyküler yazıldı.

Bize de bu öyküler derlemek ve sizlere ulaştırmak düştü. Birçok kurum ve kişinin katkısıyla hazırladığımız bu yayın, GEF SGP ailesinin 20 yıllık deneyimin öyküsüdür. 236 projenin kolektif deneyimini ve en can alıcı örneklerini tek bir amaçla hazırlayıp sunuyoruz:

Küçük bile olsa sivil adımların gücünü, cesaretini, çarpan etkilerini, samimiyetini ve geleceğimizi aydınlatan sonuçlarını sizinle paylaşabilmek.

sayilarlar_gef_sgp

SAYILARLA GEF SGP TÜRKİYE

Kitapta GEF SGP’nin 20 yıllık serüvenini anlatan bazı önemli sayıların altını çizdik.

  • Bugüne kadar 236 proje, 149 farklı sivil kuruluşu (dernek, vakıf, kooperatif, meslek odası veya birlik) tarafından ağırlıklı olarak yerel ölçekte, yerel yönetimleri ve sivil toplum kurumlarını ortak alarak gerçekleştirildi.
  • SGP desteği 39 milli parkımızın 22’sinde, 81 yaban hayatı koruma sahamızın 19’unda, 31 tabiatı koruma alanının 11’inde ve birçok doğal sit alanında yöre halkının koruma planlama ve uygulama çalışmalarında etkin rol oynamasına destek oldu.
  • IUCN kırmızı listesindeki 32 nesli tehlike altındaki tür için tür koruma projeleri için toplam 300 hektar alanda (Alageyik, leopar, inci kefali, yediuyur, çöl varanı, sırtlan, vaşak, bozayı, toy, dağ horozu, Akbez geyik böceği, denizkaplumbağaları, ters lale, Datça hurması, Datça bademi, Cladocora caespitosa, Phyllangia mouchezii, Madracis pharensis, Polycyathus muellerae mercan ve pek çok bitki türü) çalışmalar yapıldı.
  • SGP, Türkiye’nin Önemli Bitki Alanları, Kızılırmak Deltası, Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları, Orman ve Biyoçeşitlilik, Küresel İklim Değişikliğine Yerel Çözümler gibi son derece kritik 30’un üstünde yayının ve projeler dâhil 478 eğitim amaçlı toplantının destekçisi oldu. Uygulamalı eğitimlerden 500.000’in üstünde kişi doğrudan yararlandı.
  • SGP destekli projeler, 900.000 doğaseverin gönüllü katkılarıyla 4 milyon fidanın toprakla buluşmasına sivil girişimlerin katkısını sağladı.

projeler_haritası

ÖYKÜLERİ ANLATILAN PROJELER

Doğal Öyküler kitabı için 20 yılda desteklenen 236 proje içinden 25 farklı proje ile Küre Dağları ve Datça Bozburun Yarımadalarında desteklenen tüm projelerin deneyimlerin yer aldı. Güzel fotoğraflar eşliğinden deneyimleri paylaşılan projeler şunlardır:

Tarım Turizm Takas (Tatuta) Ailesi: Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin “Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi ve Gönüllü Bilgi, Tecrübe Takası (TaTuTa) Projesi”.

GEF SGP desteği ile başlayan bir projeden Türkiye için önemli bir turizm programı yeşerdi. TaTuTa Programı büyük bir aile oldu ve Türkiye’de “ekoturizm”, “kırsal turizm”, “tarım turizmi”, “doğa dostu tatil”, “gönüllülük” gibi kavramlar söz konusu olduğunda ilk çalınan kapılardan biri haline geldi.

Van Gölü İnci Kefali Koruma Çalışmaları: Doğa Gözcüleri Derneği’nin “Sürdürülebilir İnci Kefali Balıkçılığı ve Tüketimi” projeleri.

Van Gölü’nde yaşayan inci kefali 20 yıllık çabalar sonucunda üniversite, sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumlarının ortak çalışması sonucunda korunuyor. GEF SGP’nin özellikle sivil toplum kuruluşları merkezli koruma yaklaşımın geliştirilmesi aşamasında destek verdiği bu çalışmalar Türkiye’de en başarılı tür koruma çalışmalarından biridir.

Leoparı koruyoruz: Doğal Kaynak ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Derneği’nin “Güneydoğu Anadolu Leopar Projesi”.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da leoparın yaşam yerlerinin belirlenmesi ve habitatlarının yöre halkıyla birlikte korunması çalışmaları ile kamuoyunun dikkatini çeken proje GEF SGP desteğiyle başladı.

“Küre Dağları Milli Parkı, elimizde bir meşale gibi yolumuzu aydınlatıyor!”

“Örgütlü toplum, güçlü toplumdur!” ifadesi, Küre Dağları Milli Parkı ve çevresindeki başarılı çalışmaları en iyi anlatan cümledir. Bartın Ulus Aşağıçerçi Güzelleştirme Derneği Başkanı Galip Arslan “Yaşatmak için örgütlendik! Örgütlü toplum, güçlü toplumdur!” diyor ve ekliyor: “Amacımız, buranın akarsularının, dağlarının, ağaçlarının ve hayvanlarının muhafaza edilmesi”.

Bu bölümde Küre Dağları Milli Parkı ve çevresinde uygulanan GEF SGP destekli şu projelerin deneyimleri paylaşılmıştır:

  • Kastamonu Kooperatifler Birliği – “Küre Dağları Harmangeriş Beldesinde Geleneksel Ağaç İşçiliğinin Sürdürülebilirliğinin Sağlanması ve Çeşitlendirilmesi Projesi”
  • Küre Dağları Ekoturizm Derneği (KED) – “Küre Dağları Milli Parkı ve Çevresinde Ekoturizmin Geliştirilmesi için Zümrüt Köyü Uygulaması” Projesi
  • Kastamonu Kooperatifler Birliği  – “Kastamonu’da Biyogaz Uygulaması ve Tanıtımı Projesi”
  • Aşağıçerçi Köyü Güzelleştirme Derneği – “Küre Dağları Milli Parkı Ulus Bölgesinde Alternatif Sürdürülebilir Geçim Kaynaklarının Saptanması ve Eğitimi Projesi”
  • Aşağıçerçi Köyü Güzelleştirme Derneği – “Küre Dağlarının Bilgisi: Ulus Aşağıçerçi Yayını 2. Baskı” Projesi
  • Bartın ve Çevresinde Yaşayan Uluslular Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği – “Küre Dağlarında Alternatif bir Geçim Stratejisi olarak Doğa Dostu Sürdürülebilir Keten Tarımı” Projesi
  • Bartın ve Çevresinde Yaşayan Uluslular Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği – “Küre Dağları Milli Parkı Sınırları İçerisinde Yaban Hayvanlarının Tarım Arazilerinden Uzak Tutularak Korunması” Projesi

Hayalet avcılığı tanıdık: Çanakkale Koza Gençlik Derneği’nin “Hayalet Avcılık Farkındalık Projesi”.

Hayalet Avcılık konusu GEF SGP destekli projelerle Türkiye gündeminde yer aldı. Bu konuda öncü proje Çanakkale Koza Gençlik Derneği tarafından uygulandı.

Sizin için dikilen 7 fidan sevgiyle yeşeriyor: Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı’nın (ÇEKÜL) “7 Ağaç Orman Projesi”.

ÇEKÜL’ün 1992 yılında başladığı ve GEF SGP’nin katkılarıyla büyüyen 7 Ağaç Ormanları ağaçlandırma çalışmaları aynı inanç ve sivil katılımla devam ediyor. İstanbul’dan başlayıp Anadolu’ya yayılan çalışmalarda bugüne kadar yaklaşık 900.000 doğaseverin desteğiyle dikilen fidanların sayısı 4 milyona ulaştı.

Eskişehir Sivrihisar’da koyun sürülerini akbaşlar koruyor: Sivrihisar Çoban Köpeği Akbaş Irkını Koruma, Araştırma, Tanıtma Derneği’nin “Eskişehir Sivrihisar İlçesinde Akbaş Çoban Köpeklerinin Dejenerasyonunun Önlenmesi ve Irk Özelliklerinin Korunması Projesi”.

GEF SGP destekli projeyle sürüleri yaban hayvanlarından en iyi koruyan çoban köpeği akbaşların sayıları artıyor.

Beypazarı’nda Doğa Turizmi: Doğa Derneği’ninBeypazarı – İnözü Vadisi Yerel Katılımla Doğa Turizmi Uygulama Projesi”.

Ankara’nın en önemli kültür turizmi merkezlerinden biri olan Beypazarı, Doğa Derneği’nin GEF SGP desteği ile gerçekleştirdiği proje ile doğa turizmi için de önemli bölgelerden biri haline geldi.

Ankara keçisi korunuyor: Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nin Ankara Keçisi Irkının Devamlılığının Sağlanması İçin Yetiştiriciliğin Desteklenmesi Projesi”.

GEF SGP’nin desteklediği çalışmaların da katkısı ile Ankara keçilerinin besleme şartları iyileşiyor ve sayıları artıyor.

Bozkır da güzeldir: Doğa Kültür ve Yaşam Derneği’nin “Bozkır da Güzeldir” Projesi.

GEF SGP desteği ile Doğa Kültür ve Yaşam Derneği tarafından yapılan çalışmalar sonucunda bozkırın nadir canlıları olan çizgili sırtlan ve çöl varanı Şanlıurfa Birecik halkı tarafından korunuyor.

Biyolojik Çeşitlilik Odaklı Ormancılık: Doğa Koruma Merkezi’nin “Gümüşhane Ormanlarında Biyolojik Çeşitlilik Odaklı Ormancılık” Projesi.

Doğa Koruma Merkezi, Orman Genel Müdürlüğü ile yaptığı ortak çalışmalarla Türkiye’de orman amenajman planlarında biyolojik çeşitliliğin korunması için yeni bir yaklaşım geliştiriyor. GEF SGP desteği ile Gümüşhane ormanlarında yürütülen bu proje, yeni yaklaşımın ilk örnek uygulamamalarından biri olarak dikkat çekiyor.

Kara akbabalar özgür uçuyor:  Doğa Araştırmaları Derneği’nin “Kara Akbaba 2001” Projesi.

Doğa Araştırmaları Derneği’nin GEF SGP’nin desteğiyle nesli tehlike altında olan kara akbabaların korunması için yaptığı proje Türkiye’de yırtıcı kuş türlerinin korunması yolunda önemli bir adım oldu. Yıllar içinde bölgede yapılan birçok proje ile kara akbaba koruma çalışmaları Türkiye’de en iyi bilinen tür koruma çalışmalarından biri haline geldi.

Türkiye’nin İlk Yaban Hayatı Koridoru: KuzeyDoğa Derneği’nin “Türkiye’nin İlk Yaban Hayatı Koridoru’nun Beşeri Altyapısının Oluşturulması Projesi”.

KuzeyDoğa Derneği, GEF SGP’nin desteği ve birçok kurumun ortaklığında Türkiye’nin ilk yaban hayatı koridorunu oluşturdu.

Muğla’nın Kültürel Mirası: Yerli Meyveler – Meyve Mirası Çalışma Grubu’nun “Muğla’nın Yerli Meyveleri: Kültürel Miras, Veritabanı ve Koruma Projesi”.

Gönüllü bir grubun GEF SGP desteğiyle Muğla’da başlattığı yerli meyve ağaç çeşitlerinin belirlenmesi, korunması çalışmaları Türkiye için önemli bir örnek oldu.

Marmariç’te Permakültür: Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği’nin “Permakültür Tasarım Yöntemleriyle Doğa Dostu, Sürdürülebilir ve Verimli Arazi Kullanım Modeli Geliştirme ve Uygulama Projesi”.

Türkiye’deki ilk permakültür uygulamalarından biri GEF SGP desteğiyle İzmir Marmariç’te gerçekleştirildi. Bu çalışmaların öncülüğünde yıllar içinde kendine yeterli ve sürdürülebilir bir yerleşim olma yolunda Marmariç büyük bir adım attı.

Fırtına Vadisi’nin Şimşirleri: Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin “Fırtına (Rize) Şimşirlerinin Tanıtımı ve Korunması” Projesi.

Türkiye’nin dokuz orman sıcak noktasından biri olan Fırtına Vadisi’nin şimşirleri Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği’nin birçok kurumlar ortaklaşa gerçekleştirdiği proje ile daha iyi tanınıyor ve korunuyor.

Hayalet Avcılığa Son: Mavi Kilikya Derneği’nin “Hayalet Avcılığa Son” Projesi.

GEF SGP projeleri ile tanınan hayalet avcılıklar ilgili çalışmalar Mavi Kilikya Derneği’nin çabalarıyla Adana’da da uygulandı.

İnsan ve Doğa Uyum İçinde: Datça-Bozburun Yarımadaları Önemli Doğa Alanı Deneyimi

GEF SGP, 2012 yılında Satoyama İnisiyatifi, Japon Biyoçeşitlilik Fonu ortaklığında dünyada insan ve doğanın uyum içinde olduğu alanların iyi koruma örneği oluşturmak hedefiyle 11 ülkede başlattığı çalışmada yer aldı. Datça Bozburun Yarımadaları Önemli Doğa Alanı, kısaca COMDEKS olarak adlandırılan bu çalışmada Türkiye’de uygulama alanı olarak GEF SGP Ulusal Komitesi tarafından seçildi.

Bölgenin mevcut durumunun değerlendirilmesiden sonra GEF SGP / COMDEKS desteğiyle projeler desteklendi.

Bu bölümde Datça – Bozburun Yarımadalarında uygulanan GEF SGP / COMDEKS destekli şu projelerin deneyimleri paylaşılmıştır:

Yurttaşın İklim Mücadelesi: Küresel Denge Derneği’nin “Sivil İklim Zirvesi (SİZ) 2013” Projesi.

Türkiye’de “yurttaş odaklı” bir iklim gündemi oluşturmayı amaçlayan Sivil İklim Zirvesi (SİZ) 2013 Projesi GEF SGP’nin desteğiyle hak temelli yaklaşımlarla ülkemizdeki iklim değişikliği ile insanların günlük yaşam alışkanlıkları ve geçimlikleri arasındaki bağın farkında olmalarına katkı sağladı.

Ekokaravan yollarda: Odider Otodoğalgaz İstasyonları Derneği’nin “Ekokaravan – Temiz Enerji Teknolojileri Tanıtım Aracı” Projesi

Güneş, rüzgar ve hidrojen enerjisini bir araç üzerinde tanıtan dünyadaki ilk örnek olan Ekokaravan, GEF SGP desteğiyle Türkiye’de 26 ili, Abudabi ve Viyana’yı ziyaret etti.

Bitkisel Yağlardan Traktör Yakıtı: Güneşköy Kooperatifi’nin “Kırsal Kesimde Yerel Olanaklarla Üretilecek Bitkisel Yağların Dizel Motorlu Tarım Araçlarında Yakıt Olarak Kullanılması  – Kırıkkale Hisarköy Denemesi” Projesi.

GEF SGP’nin desteğiyle geliştirilen ve Güneşköy’de denenen bitkisel yakıt kontrol sistemi kanola, ayçiçeği, pamuk gibi yağ bitkilerinden elde edilen yağların dizel motorlu araçlarda, öncelikle traktörlerde hiçbir ön işleme yapılmadan doğrudan yakıt olarak kullanılıyor.

İklim Dostu Çankaya Parkları: Peyzaj Araştırmaları Derneği’nin “Doğal Bitkilerle İklim Dostu Çankaya Parkları Projesi”.

Ülkemizde bir ilçede parkların iklim dostu olması ilk çalışmalar Ankara Çankaya ilçesinde başlatıldı.

Bisiklet kullanıyorum, mutluyum: Bisikletliler Derneği’nin “Haydi Çocuklar Bisikletle Okula” Projesi.

GEF SGP daha temiz şehirler ve daha sağlıklı bir hayat için bisiklet kullanımını özendirmek ve bisiklet ile ulaşımın Türkiye’de yaygınlaşması için projeler destekledi.

Antalya’nın “Güneşevi” var: Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Antalya Şubesi’nin “Antalya Ekolojik Eğitim Merkezi” Projesi.

Antalya’nın ilk güneş evi GEF SGP desteği ile hazırlanan Antalya Ekolojik Eğitim Merkezi oldu. Bu merkezde güneş enerjili termal sistemleri, güneş elektriğini, güneş enerjili serayı ve küçük ölçekli rüzgar türbinlerini gören birçok ziyaretçi evinde ya da serasında bu sistemi kullanmaya başladı.

Atık Bitkisel Yağlardan Biyodizel üretiyoruz: Alternatif Enerji ve Biyodizel Üreticileri Birliği Derneği’nin “Biyodizel Üretiminde Kullanmak Üzere Atık Bitkisel Yağların Toplanması için Farkındalık Projesi”.

Türkiye’de bitkisel atık yağların toplanması konusunda yapılan ilk proje olan “Biyodizel Üretiminde Kullanmak Üzere Atık Bitkisel Yağların Toplanması için Farkındalık Projesi” GEF SGP’nin desteğiyle gerçekleşti. Bu projede oluşturulan atık yağ toplam sistemi sektördeki firmalar tarafından hala uygulanıyor.

Eymir Gölü’nde Güneşli Bot: Temiz Enerji Vakfı’nın (TEMEV) “Güneşli Bot” Projesi.

Temiz Enerji Vakfı (TEMEV), sivil toplum kuruluşları, üniversite ve sanayi kurumlarının işbirliği ve GEF SGP desteğiyle başlatılan “Güneşli Bot Projesi” sonunda tümüyle güneş enerjisi ile çalışan “Güneşli Bot” tasarlanmış ve Ankara Eymir Gölü’nde kullanıma sunulmuştur.

Doğayı Pedalla Koru: Burdur Su Sporları Spor Kulübü Derneği’nin “Doğayı Pedalla Koru” Projesi.

Burdur Gölü’nün etkin korunması için yola çıkan bisikletçiler, doğa koruma açısından önemli bir projeye imza attı.

 arka_kapak

KİTAP HAKKINDA GÖRÜŞLER

GEF SGP Ulusal Koordinatörü ve kitabın editörlerinden biri olan Gökmen ARGUN kitabı şöyle özetliyor: “Bu yayın, sivil toplumun hayallerinin dünyanın geleceğini değiştirecek ölçekte zenginlikte ve niyette olduğunu gösteriyor bize. Umarım bu şekilde seslerini ve değerli çalışmalarını tüm kamuoyuna duyurabilir ve yeni fırsatların doğmasına vesile oluruz.”

Editörlerden Ozan Çekiç ise “Hem Türkiye Ormancılar Derneği Yönetim Kurulu üyesi olarak hem de kitabın editörlerinden biri olarak küçük destekler ile kurum ve kuruluşların ne kadar büyük ve anlamlı işler yapmış olduklarını keyifle görmüş oldum. Desteği sunan GEF SGP başta olmak üzere tüm projelerde rol alan tüm kurum kuruluş ve yöneticilerine kocaman teşekkür ediyorum.” diyor.

gef_sgp_ailesi

KİTABA ULAŞMAK İÇİN: 

GEF SGP eposta: gef.sgp@undp.org

Türkiye Ormancılar Derneği internet sitesi: www.ormancilardernegi.org

Kitabı çevrimiçi okumak ister misiniz?

Özel not: Bu özel yazıma “Küçük Güzeldir” başlığını kullanmak istedim.

Neden mi?

İlk nedeni: E.F. Schumacher’in “Küçük Güzeldir (Önceliği İnsana Veren Bir Ekonomi Anlayışı)” adlı özel kitabı.

İkinci nedeni: Son dönemde beni en çok etkileyen yazarlardan olan Seth Godin’in son kitabının Türkçemize “Küçük Güzeldir” diye çevrilmesi.

Üçüncü nedeni: GEF Küçük Destek Programı (SGP) destekli küçük projelerin bende yarattığı büyük umut ışığı.

16şubat2015

Ankara

 

Şehir planlama öğrenciliğinden doğa korumacılığa Gökmen Argun’un serüveni

Gökmen Argun ile 2001 yılından beri yollarımız hep kesişti aynı amaçlar uğruna aynı çatılar altında birlikte yol aldık. Ondan birçok şey öğrendim. Doğa Okulu’nda en önemli eğitmenlerimizden biri olarak deneyimlerini bizimle paylaştı. Şimdi Küresel Çevre Fonu, Küçük Destek Programı (SGP) ailesinin bir üyesi olarak sivil topluma desteğini sürdürüyor.

Kendisini bunları söylemeye utanarak söylediği 3 kelime ile şöyle tanımlıyor: Tutkulu, hayalperest ve kendi gördüğü gibi göstermek ve hissettirmek için çabalayan…

Umarım bu röportaj ile Gökmen’i ve çalışmalarını sizlere yakından tanıtma fırsatım olur.  

 

Yıldıray Lise: Sevgili Gökmen, seni sivil toplum kuruluşlarındaki çalışmalarınla tanıdım. Çoğu zaman birlikte çalışma şansı da yakaladık. Biraz kendinizden bahseder misin lütfen?

Gökmen Argun: Ne mutlu ki birçok ekipte beraber çalıştık daha da çok çalışacağız Yıldıraycım. Ben Bursa’lıyım biliyorsun. Tam bir mahalle hayatı ve sokak çocukluğu. Lisedeyken dağcılık lisansımı aldım, sokaklar yanında Uludağ da hayatıma girdi bu şekilde. Üniversite için Ankara’ya geldim, ardından İstanbul sonra yine Ankara. Müzik ve tiyatroda aktiftik o sıra, gece provalar vs ne zaman uyurduk ders çalışırdık pek hatırlamıyorum. Bunlar yanında spor karşılaşmaları ve gösterilerini de kaçırmazdık. Ben de bazen salonda bazen sokaklardaki bu gösterilerin içinde bulundum. Renkliydi ama doğanın renkleri daha fazla gözümü almış olacak ki kendimi bu alanda buldum. Dingin ve yumuşak sesli bu cümbüşe yani doğaya dikkat kesildim. 

Yıldıray Lise: Bir şehir bölge plancısı olarak çevre / doğa koruma çalışmaların nasıl başladı ve gelişti?

Gökmen Argun: Evet şehir planlama okudum, yüksek lisansım bölge planlama üzerine. Tezimi Prof. İlhan Tekeli’yle yaptım ve sanırım ufkumu ve hevesimi bu çalışmaya borçluyum. İnsan yerleşimleri, sınırları vs. çalıştıktan sonra rahmetli Prof. Gönül Tankut beni Doğal Hayatı Koruma Derneği’ne (DHKD) yönlendirdi. Canan’la (Orhun) yaptım mülakatımı. Diğer aday kabul edildi ama Canan beni de bırakmadı aldı kuruma. Böylece doğa koruma dünyasının o zamanki en önemli okuluna girmiş oldum. Gönül Hoca’nın evinde kutlamıştık kabul edilmemi, hep büyük bir destekti hocalarımız hala yakın takip eder desteklerler çalışmalarımızı. DHKD’de bir süre deniz ve kıyı çalıştım sonra meşhur İstanbul’un Doğal Alanları Projesini Andy Byfield ile yürüttüm. Çok şanslıydım. Haftada en az 3 gün arazide doğanın içindeydik, ayak basmadığım toprak kalmadı İstanbul’da. Topraklı botlarımı çıkarmaz oldum. Andy ile ya da olmadı Ercan Beyle (Yeni), İl Çevre ve Orman Bölge Müdürlüğü’ndeki arkadaşlarımızla arşınlardık koca İstanbul’u. Zengin doğasıyla İstanbul büyük bir okuldu hepimiz için. Sonra Doğa Derneği’nin kuruluşunda yer aldım. Doğa Derneği de büyük bir maceraydı, beraber de çalıştık seninle. Heyecan hiç eksik olmadı, ince ince emek verdik hep beraber.    

Yıldıray Lise: Şu an hangi kurumdasın. Yaptığın işten biraz bahseder misin lütfen?

Gökmen Argun: Şimdi Birleşmiş Milletler’de çalışıyorum. Küresel Çevre Fonu, Küçük Destek Programı’nda, SGP kısa adıyla bilinir. Sivil toplum kurumlarının çoğunlukla yereldeki küçük bütçeli projelerine hibe veriyoruz. Çok anahtar, çok kritik projeler bunlar.  

Yıldıray Lise: Türkiye’nin birçok yerinde doğa koruma çalışmaları yaptın. Başından ilginç olaylar geçmiştir. Bunlardan birkaçını bizimle paylaşır mısın lütfen?

Gökmen Argun: Nedense aklımda bir fotoğraf belirdi. Posof’a senin Damla (Akyıldız) ile beraber yürüttüğün Doğa Okulu’na geliyorum. Ardahan’a iki vasıtayla gelmişim. Kar var belimize kadar ve 4,5 saat küçücük bir kulübede alevleri taşan bir sobanın köşesinde yirmiye yakın asker ve bir o kadar yaşlı amcayla birlikte minibüs bekliyorum. Ön koltukta bir buzdolabı arkada tavuklar sallanarak gidiyoruz, araç yolda bozuluyor, itiyoruz, zar zor çalışıyor, bir tamirci bulana kadar gece çöküyor, üç saatte tamir atölyesindeyiz, dolmuşun bıraktığı noktadan bir süre de yürüyorum gece gece. Hep gülümsetir bu yolculuk beni. 

Bir de, o zaman GPS yok, Pendik’in kuzey tarafında karanlığın ortasında kaldığımız geldi aklıma. Zifiri karanlık. Ne ay ışığı, ne köy ışığı, hiç araç sesi de gelmiyor. Arabayı park ettiğimiz yerden bir buçuk saat yürüme mesafesi uzaktayız. Bir yöne güvenerek yürümeye başladık ama bir yandan da doğanın seslerinin tadını çıkardık. Araç sesi duyana kadar iki saate yakın yürüdük, anca çıkabildik oradan.

Yıldıray Lise: Bu çalışmaların içinde bugüne kadar en çok keyif aldığın çalışman hangisiydi?

Gökmen Argun: Ayırt etmek zor. Bu alanda çalışmak keyifli, ne yapılsa kıymetli diyebilirim. Doğa Derneği’nde Avrupa Parlamentosu’nda açtığımız “The Miracle of Nature: Turkey” adlı fotoğraf sergisi ve “Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları” kitabı sonuçlarına çok inandığım çalışmalardı. Savunma alanındaki çalışmalarımızı da vurgulamadan geçemem. Hepsinde biraz dramatik, biraz da eğlenceli yanlar var. İki cildin ilk baskısını matbaaya yolladığım gibi hastaneye yatıp ameliyata alındım. SVS’de birlikte çalıştığım kitabın tasarımını yapan Ozan (Ayıktan) yığılıp kalmaya direndiği için ve Doğa Derneği’nde kim varsa işini bırakıp matbaaya koştuğu için bittirdik. Müthişti. İnancımız yüksek, bazen dozunu kaçırdığımız da olur, ama her zaman keyif aldık doğrusu. Kitaba Ali İhsan Gökçen ile 1000’in üzerinde fotoğraf seçtiğimiz günler de elbette keyifle anımsanır cinstendi.  

(Antalya, Tekirova)

Yıldıray Lise: Sana göre en önemli başarıların nelerdir?

Gökmen Argun: İstanbul’da 763 konutluk dev bir yatırıma karşı, dünyanın en nadir habitatlarından biri olan fundalıkları korumak için yaptığımız çalışma büyük bir sınavdı benim için. Yasal düzenlemeler, meclis kararları, bilirkişi raporlarına rağmen, resmi ve resmi olmayan tüm engellere rağmen 70’in üstünde sivil kurumun ortaklığının ve İstanbul halkının duyarlılığının bir eseri olarak başarılı olduğumuz bir çalışmadır. Bende yeri farklıdır. Tam olarak kaptırmış olduğum bir meseleydi. Hoş arkasından pek çok konu oldu ama bunun bende yeri hakikaten farklı. İki yıla yakın bir savunma ve akla gelmedik türden olaylar. Elbirliği ne kadar önemli orda bir kez daha tanık olduk. 

Yıldıray Lise: Bu süreçte hayal kırıklıkları yaşadın mı?

Gökmen Argun: Hayal kırıklığını ancak yalnız kaldığında yaşıyor insan. Beni ortak doğrularımıza hayallerimize inanan arkadaşlarım hiç yalnız bırakmadı. Bazen konunun kitlendiği ve çaresiz hissettiğimiz duvara çarpmış gibi hissettiğimiz oldu, ama beraber atlattık hepsini.

Yıldıray Lise: Bir doğa korumacı olarak soruyorum. Sence Türkiye doğasının korunmasındaki en önemli sorunlar neler? Türkiye neleri daha iyi yapabilir?

Gökmen Argun: Devlet birimleri karar alma süreçlerinde aynı masaya oturduklarında kendi kurumsal hedeflerini unutmamalıydı. Bir yatırım kurumu ile bir koruma kurumu uzlaşma arayışına aynı güçte girmeli birbirlerini sınamalı ve akla yatan geleceği her açıdan dikkate alan kararlar alabilmeliydi. Katılımdan, hedef çatışmalarından korkarak, uzlaşma sürecine arayışına imkan vermeyerek doğanın geçmişe göre daha çok kaybettiği bir sürece girdik. Ben biraz politika ve insan yerleşimleri alanından geldiğim için bir yandan da daha iyi bir yaşam nedir tekrar kodlanması gerektiğini düşünüyorum… Hem hafızalarımızda, hem de medya gibi karşılıklı konuştuğumuz alanlarda… Biraz üst ölçek oldu ama gerçekten iyi bir yaşamın ne olduğu konusunda yanılıyoruz.

Yıldıray Lise: İşinle ilgili olarak kendini geliştirmek için neler yapıyorsun?

Gökmen Argun: Okuyorum çoğunlukla, hangi konuda olursa olsun her okuduğumun içinde yaptığım ve yapmak istediklerimle ilgili bir şeyler oluyor. Ayrıca ulusal süreçler yanında uluslararası alandaki gelişmeleri takip ediyorum bazen fiilen yer alma fırsatı da bularak. Demek istediğim toplantılarda, bazen süreçlerde, bazen de iletişim ağlarında yer alarak. Geziyorum bir de, fotoğraf çekiyorum ama iddialı değilim fotoğrafta. Daha çok peyzaj konulu fotoğraflar çekiyorum, türler yerine.  

Yıldıray Lise: Takip ettiğin yazarlar, fikir önderleri mutlaka vardır. Bunlar kimler?

Gökmen Argun: Aslında sıkı bir takipçi sayılmam; ama Jane Jacobs var mesela şehircilik açısından birkaç yayınını, yazısını okuduğum. Okulda kitaplarını okuduğumuz biriydi geçmişte, şimdi daha geniş bilgim var hakkında. Prof. İlhan Tekeli var, ne yazarsa okumaya çalıştığım. Jane Goodall var mesela ilham veren bir kadın, müthiş bir hikayesi var. Kendi arkadaşlarımın da yazılarını okurum. Victor (Ananias) örneğin, huzur içinde yatsın, kitabı piyasaya çıksın diye dört gözle bekledim. Özcan (Yüksek),Güven (Eken), Çağan (Şekercioğlu), Uygar (Özesmi), ve sen de okuduğum kişilerdensin.   

Yıldıray Lise: Seni tanıdığım için yaratıcı yönünün kuvvetli olduğunu biliyorum. Tiyatro, müzik ve son dönemde resimle ilgileniyorsun. Üretiyorsun! Biraz anlatır mısın ne tür işler yaptın bu konularda?

Gökmen Argun: Aslında ağırlıklı olarak yaptığım yazmak. Ama öyle ete kemiğe bürünmüş değil daha. Oğuz Atay gibi arka arkaya anekdot sıralıyorum diyelim, bilmem onları bağlayan bir şey de gelişir mi zamanı gelince. Tiyatroda her köşede ama çoğunlukla oyunculuk dışındaki ışık, kostüm, afiş gibi noktalarda yer aldım. Oyunda da rol aldım ama doğrusu beni aştı oyunculuk. Müziği hala biraz farklı hatta trans halinde dinlediğimi söyleyebilirim. Resim karalardım eskiden ama beni kocaman tablolar yapmaya teşvik eden Aslı (Kutluay) oldu. Gerçek bir sanatçının komşusu olmanın faydaları işte. Sanat günümüzden fersah fersah ileriye ışık tutuyor aslında. Geleceği görmek ve şekillendirmek için hepimiz sanata yakın durmalıyız.

(Özcan Yüksek’in bir fotoğrafından esinlenme: Hindistan çölünde kadınlar)

Yıldıray Lise: Bugüne kadar sanatsal yönünle ürettiğin en güzel şey ne sence? Bunu nasıl yaptın?

Gökmen Argun: Şarkı sözlerim diyebilirim. Grubumuzun adı Ankh’tı. Mahmur rock orkestrası diye tanımlıyorlardı kendilerini. Sözlerim bestelendi şahane şarkılara dönüştü. Ben onlara bir süre menajerlik de yaptım. 60’ın üzerinde konser yaptık, İstanbul’da hatta sen de hatırlarsın Çıralı’da da çaldık. Bambaşka bir alemdeydik sanki. Çok keyifli ve yaratıcı bir dönemdi. Gençlik çağımızın gereği yaşıyor olduğumuz değişimin sözlerini yazıyordum sanırım. Sözler bana ait değil de kulağıma fısıldanıyormuş gibi olurdu, kaleme alır sonra ne oldu yahu diye şaşırır tekrar tekrar okurdum. Yani nasıl yazdığımı söyleyemeyeceğim. 

Yıldıray Lise: Unutmayalım “Eylül”ün annesisin. Annelik ve iş hayatı bir arada nasıl gidiyor?

Gökmen Argun: Eylül’ün annesi olduğum için çok mutluyum. Asıl sanat eseri o işte. Onun bu yaşlarında, 10 yaşında şimdi, annelik ve işi birlikte sürdürmek kolaylaştı. Daha öncesinde birkaç büyük ve karışık mesuliyeti bir arada yürütürken hepsini eksik yapıyorum diye düşünüyordum. O süreçte tecrübesizlikten kendine yükleniyor insan. Şimdi doğanın korunmasıyla, dertleriyle ilgili ilk yapacağı yorumları merakla bekliyorum. Doğaya yabancı olmasa da bir şehirli olarak yetişiyor nihayetinde.

(Gökmen’in kızı Eylül, Bafa Gölü)

Yıldıray Lise: En son görev yerin olan “GEF Küçük Hibeler Programı”na geri dönecek olursak. Neler yapıyorsunuz? Ne tür konularda kimlere hibeler veriyorsunuz?

Gökmen Argun: Tekrar hatırlatmış olayım 30 Mart’a kadar gelen projeleri değerlendireceğiz, sonrasında her zaman başvuru kabul ediyoruz. Hibe verebildiğimiz kurumlar; dernekler, vakıflar, kooperatifler, birlikler ve meslek odaları. Sayfamızda program önceklerimizi bulabilir ilgilenenler. Proje yazmak hayal etmektir, sanki hayata geçiriyormuş gibi tüm ayrıntılarını sonuçlarını bir film gibi önceden görebilmek. Biz biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliği ve arazi bozunumu ile ilgili çalışmaları destekliyoruz. Bunlar aynı zamanda ulusal strateji dokümanlarımızdan SGP kapsamına giren öncelikler.    

(Kars’ta proje ziyareti)

Yıldıray Lise: Sence “GEF Küçük Hibeler Programı”nın en önemli özelliği ne? Hangi konularda başarılı buluyorsun?

Gökmen Argun: SGP çok özel ve zaman için ihtiyaca göre dikkatlice dönüşmüş ve geliştirilmiş bir hibe programı. Dünyada 120’nin üzerinde ülkede uygulanıyor ve bu ulusal programlar arasında önemli bir alışveriş de söz konusu. Gücü belki biraz buradan geliyor. Türkiye’de 18 yıldır varlığını sürdürmüş böyle bir program da yok. Pekçok özelliği ile tek denebilir. Mesela yüksek motivasyonu olan projeler gelir bize. Kamuoyu gündemine taşınmış Sivas kangalı, Tunceli sarımsağı, Beypazarı’ndaki Türkiye’nin ilk DoğaEvi, TaTuTa Çiftlikleri, Türkiye Tohum Ağı, EcoKaravan, Ankara keçisi, çöl varanı ve birçokları hep SGP tarafından desteklenmiş. Bilgi (Buluş) ve Özge’nin (Gökçe) özel çabalarıyla tarımsal biyoçeşitlilik alanında da benzeri olmayan çalışmalar desteklenmiş, buğdayın atalarından kavılcanın tekrar üretilmesi sonuçları olağanüstü bir proje örneğin.      

(SGP küresel ekibinin bir bölümü, Gana)

Yıldıray Lise: “GEF Küçük Hibeler Programı”nın sürdürülebilirliğinin sağlanması için ihtiyaçlar neler?

Gökmen Argun: Programın ulusal ve uluslararası kaynaklardan desteklenmesine ihtiyaç var. Küçük hibeler tüm dünyada en etkili sonuçları veren hibelerdir. SGP’nin bu alanda benzersiz bir deneyimi ve bilgi birikimi var. Yerelde ve hayatında ilk kez proje yazan kurumlarla çalışmanın onları uzun vadeli kazanmanın yolları şekillenmiş bu süreçte. Biz de programımıza aynı hedefe sahip ortaklar arıyoruz, kaynak büyüsün daha fazla yerele aksın istiyoruz. 

Yıldıray Lise: Bir sonraki hibe çağrınız ne zaman olacak? İlgilenenler size nasıl ulaşabilir?

Gökmen Argun: Az önce söylediğim gibi 30 Mart. Elindeki projeleri derleyip toparlayıp yollasınlar bize ilgilenenler www.gefsgp.net adresinde aradıkları bilgileri ve iletişim adreslerini bulabilirler.

Yıldıray Lise: Doğa koruma ve sürdürülebilir kalkınma konularında çalışmak isteyen gençlere neler önerirsin?

Gökmen Argun: Öneri verecek kadar deneyimli olduğumu söyleyemeyeceğim ama yerlerinde olsam sivil toplum kurumlarına gönüllü çalışmalarla katkı verir, geçmişte yoktu ama Doğa Okulu gibi kavram ve deneyime doğrudan dokunabilme fırsatı veren çalışmaları kaçırmazdım. Tabii en büyük okul doğanın kendisi, tüm fırsatlarımı orda olmak için değerlendirirdim. 

Yıldıray Lise: Gökmencim, bana vakit ayırdığın için teşekkür ederim. Bunlara ek olarak söylemek istediğin bir şeyler var mı?

Gökmen Argun: Çok teşekkür ederim Yıldıraycım, çok keyifliydi.

Gökmen’e yoğun iş programında bize zaman ayırdığı için teşekkür ederim. Umarım kendisini, çalışmalarını ve SGP ailesini tanıtma yolunda bir adım atabilmişimdir.

Eğer siz de SGP projesi hazırlamak veya mevcut projeler hakkında bilgi almak isterseniz www.gefsgp.net internet sitesini izleyiniz!

12mart2012

Fotoğraflar: Gökmen Argun arşivi