Seviyorum la seni İstanbul!

Düşündüm neden bu İstanbul’u

Bu kadar çok seviyorum diye

En fazla beş günlüğüne bu sevgi

Sonra hemen kaçmak gerekiyor…

Anladım ki sevgimin nedeniymiş

Anılarım

Dostlarım

“an”lar

Çocukluğum

Nisan ayında rengarenk laleler

Boğazda erguvanlar

Yunus ve kuş göçleri

Tarihi Yarımadayı arşınlamak

Sultanahmet meydanı (tüm bileşenleriyle)

Mimar Sinan Eserleri

Süleymaniye camii

Zeyrek’ten aşağı

Fener ve Balat’ta dolaşmak

Pierre Loti veya

Ulus tepeden izlemek İstanbul’u

İstiklal Caddesi’nde günün her saaatinde yürümek

Kalabalıkta kaybolmak

Bir dosta rastlama olasılığı

Asya’dan tarihi yarımada ve gün batımını seyretmek

Bir de turuncu ayın oluşturduğu manzarayı

Boğazı yemyeşil kılan korular

Tekne ile boğaz turu (gündüz ve gece)

Boğazda kahvaltı

Şehir hatları vapuru  ile yolculuk

Martılara simit atmak

Sabah çayı ve gazete

Haydarpaşa Garı

Eminönü hanları ve sokakları

Prens adaları

Kuzeydeki ormanlar

Fener Rum Patrikhanesi

Kariye Müzesi

Kızkulesi ve martılar

Eski yalılar

Göremediğim yalı çapkınları

Seviyom la seni İstanbul!

17haziran2011 (Göreme – gece)

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

İstanbul nisandır

Nisan ayıdır

İstanbul’un güzelliklerini

En güzel sergilediği dönemdir

Bir ömür geçsin ister insan

15 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da

Laleler boy gösterir her yerde

Kuşlar hem de binlercesi göç eder üzerimizden

Yunuslar boğazı şenlendirir

Takalara ve vapurlara eşlik eder

Hele boğazın her iki yakasında erguvanlar açınca

İstanbul, İstanbul olur bence

Nisandır ayların en güzeli

İstanbulu gerçek yüzüyle gösteren

Aylardan nisandır

İstanbulu çıkıp adım adım dolaşmak zamanıdır

10nisan2011

Ergendim

Çocukluğumdan sıyrıldım

İstanbul

Bayrampaşa

Murat Mahallesi’nde

Üsküp ve Arnavut göçmeni

Dostlarım arasında

Şeker kız Candy, Dan Din sevimli dev

ve pazar sabahları Voltran seyrettik

Tüm gün dışarıda oynadık

Terledik, düştük ve ayaklandık

Yürüyerek gittik okula

Kışlar uzundu

Dualarımız kabul olup

5 gün kar tatili olunca doyulmazdı keyfimize

Gün boyunca yanan soba üzerinde

Yavaş yavaş pişen kuru fasulyeyi yedik

Pazar akşamları “Dallas başladı!”

Cümlesini duyup koştuk televizyon başına

Sonrasında Pazar gecesi banyo kabusu yaşadık

Ben artık ergendim

İlkokul bitip başlayınca ortaokul

Artık mekan Fatih ve Karagümrük oldu

Lise sona kadar

Futbol oynadım tarlalarda

Sokak talebalarında

Basketbol oynadık

Calvin ve Dawkins’e özenip

İstanbul’u tanıdım sokak sokak

Seni görünce tanıdım aşkı

ve uyandım cinselliğe

Ben ergendim

Dini ve politik gelgitlerim oldu

Ömür boyu süren dostluklar kurdum

Beyoğlu ve İstiklal caddesini daha çok sevdim

Sinema ile tanıştım

Ben ergendim

kah üzdüm ailemi

kah sevindirdim

ve üniversiteyi kazanıp

Ankara’ya ÖDTÜ’ye düştü yolum

ben ergendim…

17-19 ekim 2010

(Viyana, İstanbul, Ankara)