İstanbul nisandır

Nisan ayıdır

İstanbul’un güzelliklerini

En güzel sergilediği dönemdir

Bir ömür geçsin ister insan

15 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da

Laleler boy gösterir her yerde

Kuşlar hem de binlercesi göç eder üzerimizden

Yunuslar boğazı şenlendirir

Takalara ve vapurlara eşlik eder

Hele boğazın her iki yakasında erguvanlar açınca

İstanbul, İstanbul olur bence

Nisandır ayların en güzeli

İstanbulu gerçek yüzüyle gösteren

Aylardan nisandır

İstanbulu çıkıp adım adım dolaşmak zamanıdır

10nisan2011

Ergendim

Çocukluğumdan sıyrıldım

İstanbul

Bayrampaşa

Murat Mahallesi’nde

Üsküp ve Arnavut göçmeni

Dostlarım arasında

Şeker kız Candy, Dan Din sevimli dev

ve pazar sabahları Voltran seyrettik

Tüm gün dışarıda oynadık

Terledik, düştük ve ayaklandık

Yürüyerek gittik okula

Kışlar uzundu

Dualarımız kabul olup

5 gün kar tatili olunca doyulmazdı keyfimize

Gün boyunca yanan soba üzerinde

Yavaş yavaş pişen kuru fasulyeyi yedik

Pazar akşamları “Dallas başladı!”

Cümlesini duyup koştuk televizyon başına

Sonrasında Pazar gecesi banyo kabusu yaşadık

Ben artık ergendim

İlkokul bitip başlayınca ortaokul

Artık mekan Fatih ve Karagümrük oldu

Lise sona kadar

Futbol oynadım tarlalarda

Sokak talebalarında

Basketbol oynadık

Calvin ve Dawkins’e özenip

İstanbul’u tanıdım sokak sokak

Seni görünce tanıdım aşkı

ve uyandım cinselliğe

Ben ergendim

Dini ve politik gelgitlerim oldu

Ömür boyu süren dostluklar kurdum

Beyoğlu ve İstiklal caddesini daha çok sevdim

Sinema ile tanıştım

Ben ergendim

kah üzdüm ailemi

kah sevindirdim

ve üniversiteyi kazanıp

Ankara’ya ÖDTÜ’ye düştü yolum

ben ergendim…

17-19 ekim 2010

(Viyana, İstanbul, Ankara)

“Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?”*

Şehirsizliğe susamış ruhum

Gözlerimin esiri olarak döner

Yine seni bulur koca İstanbul’da

Tek kişi.

 

Acıyor gözlerim

Uykusuz gecelerim

Seni göremeyince.

 

Dizeler, göz ışıltım

Arada parlayan

Tüm bu sislerin arasından…

 

Yoksa

Şiir niye?

 

Ağustos 2003

*: Haydar Ergülen

Sen, İstanbulsun bana

Sen, İstanbulsun bana

Uzaktan hasretini çektiğim

Bir Nisan günü

Boğaz erguvana durmuş

Refüjler lale dolmuş

Üstümüzden kuşlar geçiyor

Yunuslar sürü sürü

Eşlik ediyorlar ada vapuruna

Martılara inat

Sanki bir Ara Güler

Fotoğrafı öyle anlamlı

Orda değilim ama orda gibiyim

Sen, istanbulsun bana

13 nisan 2010

şemsiye altı şiirleri

yağmur yağıyor boğazın üstüne

tüm İstanbul şemsiye altına kaçmış

cıvıltılar, alışveriş, insanlar

hatta sokak kedileri bile içeride

şemsiye tutan ellere bakıyorlar…

 

yağmur yağıyor ince ince demiyeceğim

şakır şakır evet bu doğru

yağmur yağıyor kalbimin en derin köşelerine…

 

yağmur yağıyor

seller akıyor

arap kızı camdan bakıyor

selam verip içeri kaçıyor

 

sonra sen geliyorsun aklıma

yüreğim pır pır atıyor

 

yağmurda bir deli ben

tüm çıplaklığımla

dolaşıyorum öylesine amaçsızca

ben nerdeyim neyim bilemeden

nereye götürürse kalbim…

 

yağmur kesilirse diye korkarak hafif titreyerek

yürüyorum, koşuyorum…

 

hiçbir şey umurumda değil

şelaler akıyor kalbimde,

gözlerimden yaşlar…

 

bir güvercin görüyorum Yeni Cami’nin avlusunda

o da dışarıda kalmış uçamıyor

kim bilir nerdedir aşkı onun da

o da kaybetmiş

kendini…

 

en büyük erdem sahibi olmuş.

 

ama sadece o ve ben biliyoruz bunu

bir de sen…

 

kimseye söyleme bilmesin…

 

hııııışşşştttt!!!!

!!!!!!

 

01-03-2001 (17:22.49)

Vuslat x sıradanlaşmak

 Koca şehir

bir gül

narin mi narin

nazlanarak

uyanıyor.

 

Bunu

ve

onun

muazzamlığını

fark eden

bir-iki sayılı

ve

özel kul.

 

Hasret güle

sonra ermiş

ne de güzel şakıyor

bülbüller.

 

Vuslat:

biten ana kucağında

gurbetteyken değerli.

 

Birkaç gün sonra

sen de diğerleri

gibi

ne hasret var

ne de kıymet bilmek.

 

Sıradanlık

siniyor tüm benliğine;

farkındalık, hak getire.

 

Bazen belki

köprüden bir defa

daha geçerken

için sızlıyor

ve zar zor görebiliyorsun

gülü

tüm engellere

rağmen.

 

Şakımak istiyorsun

sadece bir-iki nağme…

 

Melodiyi çıkaramıyorsun

Yok şöyleydi, yok böyleydi

derken

başkaları gidip

çoktan konmuş güle.

 

Onları dahi

taklit edemiyorsun.

 

İstanbul vuslat ile

güzelmiş

deyip

iyice sıradanlaşıyorsun.

 

19.6.98 (06:14:18)

{Ulusoy Seyahat Ank-İst 130 no’lu sefer – İst. Anadolu Yakası}