Küçük Prens İzmir’e geliyor!

KP_1

Küçük Prens Müze Girişimi üyelerinin koleksiyonlarından 305 özel kitap ile “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” AG Event organizasyonuyla 2 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında İzmir Point Bornova AVM’de.

Sergide sizi özel kitaplar bekliyor:

  • Yeni ve farklı çizimlerde kitaplar: Korece, İspanyolca, Rusça, Brezilya Portekizcesi, Çince, Kafkas ve Balkan dillerinde basılan kitaplar.

11_7

KP_3

  • 3 boyutlu Küçük Prens kitapları (mini ve büyük boy)

 

 10_Raşit_Erdoğan

  • Carousel (yıldız) Küçük Prens kitapları (mini ve büyük boy)

 9-1

  • Fransızca ayna görüntüsü baskısı Küçük Prens: Sadece aynada okunan kitap.

 8_2

  • Arjantin’den Rosarigasino (Gasó) dil oyunu Küçük Prens baskısı: Arjantin Santa Fe’de 20. yüzyıl başlarında mahkumların gardiyanlar anlamasın diye oluşturduğu İspanyolca dil oyunu. Rosarigasino: sesli bir harften sonra “gas” ekleyip o sesli harfin tekrarlanması ile oluşur.

 7-1

  • Cep telefonu T9 metin dilinde basılmış İspanyolca ve Fransızca kitaplar

 6_1

  • UNESCO’nun tehlike altındaki diller listesinde yer alan ve çok az kişinin konuştuğu dil/lehçelerde basılan Küçük Prens kitapları: Hopa Lazcası, Ardeşen Lazcası, Süryanice, Kürtçe Sorani lehçesi, Kürtçe Gorani lehçesi, Çingenece, Inari Saami dili (dünyada sadece 300 kişi konuşuyor), Kuzey Saami dili, Ladino (Djudeo – İspanyolca – Sefarad dili), Skolt Saami dili (dünyada sadece 450 kişi konuşuyor).

 

  • En küçüğü 20×16 mm boyutunda olan mini boy Küçük Prens kitapları: Sergilerimizde en dikkat çeken kitapların başında mini boy kitaplar geliyor. Hele içlerinde 10 ve 25 kuruş büyüklüklerinde olan en küçük kitaba herkes başka bir sevgiyle bakıyor.

 KP_2

  • 1953 yılı basımı ilk Türkçe baskıları: Küçük Prens Türkçede ilk olarak 1953 yılında Çocuk Esirgeme Kurumu yayını olan Çocuk ve Yuva Dergisi’nde Ahmet Muhip Dıranas çevirisi ile tefrika edildi. Derginin ilk sayısında başlayan ve 1954 yılındaki 3. sayısında tamamlanan bu tefrikada kitabın tamamı çizimleriyle birlikte yer aldı. 1953 yılında Hüsnütabiat Matbaası (Çeviren: Salih S. Uygur) ve Doğan Kardeş Yayınları (Çeviren: Ayşe Nur müstearıyla Azra Erhat) kitabın ayrı ayrı baskılarını yaptılar.

 KP_1953

  • Mali’de konuşulan Bambara dilinde basılan kitap: Bu kitabın kapağında Küçük Prens siyahi olarak resmedilmiştir.

2

  • Fas’ta basılan Fransızca kitap: Bu kitabın kapağında Küçük Pren basılşna sarı sarıkla resmedilmiştir.

 KP_fas

  • Parmakların gördüğü Küçük Prens kitabı: Görme engelliler için hazırlanan ve toplam 920 adet basılan bu kitapta 23 farklı çizim kabartma olarak yapılmış. Her çizim için İngilizce, Fransızca ve Braille alfabesinde açıklamalara yer verilmiş. Bu çizimlere dokunmak ve Küçük Prens’i hissetmek açısından görme engelli dostlarımız için önemli bir eser.

parmakların_gordugu_kitap

  • İspanyolca görme engelliler (Braille Alfabesi) için hazırlanan Küçük Prens kitabı: 2009 yılında görme engelliler için Arjantin’de İspanyolca olarak Braille Alfabesi’nde hazırlanan bu kitaptaki çizimler patchwork tekniği ile mahkumlar tarafından elde hazırlanmıştır.

DSC02107

  • 1943 yılı ilk baskı kitaplar: Küçük Prens kitabının 1943 yılında A.B.D.’de yapılan ilk İngilizce ve Fransızca baskıları.

KP_6

  • Küçük Prens Resimli Ansiklopedisi: Küçük Prens ile ilgili her türlü bilgi ve belgenin yer aldığı resimli ansiklopedi.

KP-5

  • Antoine de Saint-Exupery “Dessins – Çizimler” kitabı: Exupery’nin çocukluğundan itibaren tüm çizimlerinin yer aldığı kitap.

 

  • Yapboz kitap: Avrupa’da farklı dillerde yapboz Küçük Prens kitapları basılmıştır.

KP_7

  • Mors alfabesinde basılmış Küçük Prens kitapları: Fransızca Küçük Prens metninin Mors Alfabesi’nde basılmış hali ve İtalyanca Brianza lehçesinde Küçük Prens metninin Mors Alfabesi’nde basılmış hali (bu kitaptan sadece 30 adet basılmıştır).

 

  • Bez kitap: Küçük Prens’in Gezegeni başlıklı Fransızca bez kitap çocuklar için özel olarak hazırlanmıştır.

 

30mart2016, Ankara

Yüreğiyle gören dostlara teşekkür

Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergimizin ilk haftasında başladığım bu yazıyı 2015 yılını son günü bitirip yayınladım.

KP_sergi

Koleksiyoncular için en önemli duygu koleksiyon için gereken tutkudur. Bu tutkuyla yıllar içinde biriktirdiğimiz, topladığımız nesneleri insanlarla paylaşarak / sergileyerek gururlanırız. Bu serüven hayatımızı değiştirir.

İstanbul’da Capitol AVM’de 20 Eylül – 21 Kasım tarihleri arasında düzenlediğimiz “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi”nin açılışında Türkiye’deki Küçük Prens kitapları koleksiyonerleri ailesi olarak gururlandık.

Yıllar önce küçük bir adım olarak başlayan Küçük Prens kitapları koleksiyonumun dostlarla (şu ana kadar 108 kişinin katkısıyla) birlikte büyüyerek dünyanın en kapsamlı Küçük Prens sergisinde yer aldığını görmek kişisel olarak gururlandırdı beni. “Bu süreci kaleme almak gerek” dedi bazı dostlarım ve oturdum yazdım.

Aralık 2008’de başlayan ve 2009 yılında Mehmet Sobacı ile tanıştıktan sonra dostluğumuzla çoğalan ve birlikte hayaller kurduğumuz koleksiyon zaman içinde büyüdü. İlk ortak hayalimiz koleksiyonumuzdaki kitapları çoğaltmak ve bunları sergilemek oldu.

2012 yılı sonlarına doğru Gündem Çocuk Derneği ve TAYFA Kitapkafe ekibiyle ilk sergimiz için adımlar attık. 29 Mart – 25 Mayıs 2013 tarihleri arasında tamamen kendi imkanlarımızla Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de ilk sergimizi açtık. Açılışta Sobacı bana “Yeni koleksiyonerlerin müsebbibi olacaksın!” dediği zaman bu kadar büyük bir aile olacağımızı hiç düşünmemiştim.

ilk_Sergi_ilk_toplantı

İstanbul’dan kalkıp ilk sergimizi ziyarete gelen Nazlı Çiğdem Sağdıç ve Kazım İnal, Ankara’dan Sobacı, Ruşen Özgür Özcan ve ben aynı masada, aynı heyecanla buluşunca  hayallerimizi konuşmaya devam ettik. İşte o gün: 14 Nisan 2013; bu tarihi buluşmada doğdu Küçük Prens Müze hayalimiz. Sergiden müzeye ilk adımı atmış olduk. Başta sadece sanal bir müze düşündük. Tüm Türkiye’deki Küçük Prens koleksiyonerlerinin kitaplarının bir müze gibi sergilendiği bir internet sitesi. Bunun için küçük küçük adımlar attık. Facebook grupları kurduk ve Türkiye’deki diğer koleksiyonerlere ulaşmaya çalıştık.

2014 yılı ilkbaharında (10-31 Mayıs) İstanbul’da Zorlu Center AVM’de ikinci sergimizi açarak İstanbul dünyasına adım attık. Burada İstanbullu koleksiyoner dostlarımızla tanıştık, daha fazla insana ulaştık ve Küçük Prens ailemiz daha da genişledi.

2015 yılında 16-24 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Kolektif Sergisi”ni açtık. Bu 3. sergimizde Türkiye’nin farklı bölgelerinden tam 48 koleksiyoner bir arada sergiledik kitaplarımızı. En küçüğü 18 aylık, en yaş almışı 65 yaşında olan renkli bir gruptuk artık. 2015 yılı sonunda yaklaşık 90 kişilik bir aileyiz.

Bir hafta süren sergimizde her gün farklı bir konuğumuz bir konuşma gerçekleştirdi, farklı dillerde Küçük Prens kitabı okumalar yaptık. Eğlendik, gururlandık, yeni dostluklar kurduk.

Bu serginin son günü yaptığımız görüşmelerde Küçük Prens Müzesi için daha somut adımlar atmak amacıyla DERNEK kurmak için adımlar atılmasına karar verildi. Hemen sonrasında Küçük Prens Müze Girişimi kuruldu, sözcülerimiz belirlendi (Melih Sisa ve Mehmet Sobacı), internet sitemiz kuruldu ve çalışmalarımız derli toplu olmaya başladı. Dernekleşme çalışmalarımız ve görüşmelerimiz hala devam ediyor.

Neler yapıyoruz? Farklı illerdeki Küçük Prens Müze Girişimi üyelerini ziyaret edip bir araya geliyoruz, her ildeki üyeler kendi aralarında buluşup kitap paylaşımı yapıyor.

sergi_gala_foto

Küçük Prens Müze Girişimi üyeleri olarak 20 Eylül tarihinde İstanbul’da Capitol AVM’de başlayan “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi”  ve etkinleri ile tüm çalışmalarımızı ve bu süreci taçlandırmış olduk. 22 Eylül akşamı yapılan sergi galamıza davetimiz üzerine katılan Exupery’nin yeğeni ve Küçük Prens Vakfı Başkanı Olivier D’agay ve dünyanın en büyük Küçük Prens kitapları koleksiyonuna sahip dostumuz Jean-Marc Probst sergimizden çok etkilendiler. Onlara sergimizi gezdirirken duyduğum övgü dolu sözlerle hakikaten tüm koleksiyoner dostlarımız adına gururlandım. O gece, belki de hayatımda en iyi hissettiğim ve gururlandığım bir gece olarak kalacak anılarımda.

Olivier D’agay evine döndükten sonra gönderdiği epostada şunları okumak bizi çok mutlu etti:

“Sevgili Türk koleksiyonerler,
Mükemmel ve eşsiz sergi için sizlere teşekkür ederim ve kutlarım.
Harika bir iş yaptınız.
İstanbul’a geldiğime ve sizlerle tanıştığıma çok memnunum.
Müthiş projeleriniz var. Onları destekleyeceğiz…”

Bu sergimiz sırasında birçok yeni Küçük Prens dostu ve koleksiyoneri ile tanıştık. Yoğun ilgi nedeniyle bir ay uzatılarak toplam 2 ay süren sergimizi 27.000 kişiden fazlası ziyaret etti.

Yılın son haftasında ise bu sergimizin CAN Almanak 2015 (Sansürsüz Kültür – Sanat Yıllığı) kitabında önemli kültür-sanat etkinlikleri arasında yer aldığını görmek beni çok sevindirdi.

can_almanak

Bir sonraki adım mı? Müze hayalimizi gerçekleştirmek için adımlarımızı sıklaştıracağız. Öncesinde bu sergimizi ve etkinlikleri yurdumuzun dört bir köşesine ve ileride  yurtdışına taşımayı hedefliyoruz. Neden olmasın? Herşey hayal kurmakla başlar. Hele bir de aynı hayalleri kuran dostlarınız varsa…

Sergi ve etkinlerde emeği geçen tüm dostlarımıza çok teşekkür ederim.

Gururlanacak daha çok iş yapacağımıza eminim.

İyi ki varsınız “yüreğiyle gören dostlar”.

26Eylül – 31Aralık 2015

 

Dünyanın Küçük Prens Kitapları Ankara’da Buluşuyor!

72 yaşındaki “Küçük Prens” Tayfa Kitapkafe’de

mali

(En sevdiğim kitaplarımdan biri: Mali’de konuşulan Bambara dilinde basılmış Küçük Prens kitabı)

Antoine de Saint Exupery’in en önemli eseri olan “Küçük Prens”, Tayfa Kitapkafe’nin konuğu olacak.

Ankara’da 2013 yılında düzenlediğimiz ve herkesin beğenisini kazanan “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” bu kez kolektif sergi olarak 16-24 Mayıs 2015 tarihleri arasında gerçekleşecek. Ankara, İstanbul, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere ülkemizden ve dünyadan en küçüğü 18 aylık, en büyüğü 63 yaşında olan 40 koleksiyonerin seçtiği kitaplardan oluşacak sergi süresince birçok etkinlik düzenlenecek.

yildiray-lise_1(2013 yılı sergimizden bir görüntü)

265’ten fazla dile çevrilerek en çok basılan kitaplardan biri olan Küçük Prens’in çeşitli dil ve lehçelerdeki örneklerinden oluşan sergide yaklaşık 170 kitap yer alacak. 1943 yılındaki ilk İngilizce baskı, en küçük boyutlu baskı, görme engelliler için “parmakların gördüğü Küçük Prens”, aynadan okunabilen, cep telefonu kodlarıyla ve Mors alfabesiyle basılmış özel kitapların yanı sıra, 1953 yılından başlayarak Türkçe baskılardan bazı örnekler sergilenecek.

kp2

(Türkçemizde ilk Küçük Prens baskılarından biri: 1953 yılı Hüsnü Tabiat Matbaası basımı)

Sergi süresince düzenlenecek söyleşi, film gösterimi, okuma günleri ve çocuklara yönelik etkinliklerin yanı sıra geniş kapsamlı bir koleksiyonerler buluşması gerçekleştirilecek.

Sergi sırasında çekilecek ve Instagram’da #küçükprenstayfada etiketiyle paylaşılacak fotoğraflardan seçilecek en güzel 3 fotoğraf için sergi sonrasında sürpriz hediyelerimiz olacak.

Tayfa Kitapkafe’yi bir hafta süreyle Küçük Prens Müzesi’ne dönüştürecek bu etkinliğe hepinizi bekliyoruz!

DÜNYANIN KÜÇÜK PRENS KİTAPLARI KOLEKTİF SERGİSİ

ETKİNLİK PROGRAMI  (16-24 Mayıs 2015)

16 Mayıs – Cumartesi: 16:00 – Sergi Tanıtımı (Koleksiyonerler: 47 koleksiyoner, 170 kitap)

17 Mayıs – Pazar: 16:00 – Söyleşi: Küçük Prens Kitapları Koleksiyonculuğu (Mehmet Sobacı, Yıldıray Lise, İlyas Koç)

18 Mayıs – Pazartesi: 19:00 – Küçük Prens Film Gösterimi (stop motion animasyon)

19 Mayıs – Salı: 16:00 – Söyleşi: Küçük Prens’in Peşinde Geziler (Oytun Eriş)

20 Mayıs- Çarşamba: 19:00 – Küçük Prens’in Dünyası (kitap okuma ve paylaşımlar)

21 Mayıs – Perşembe: 19:00 – Söyleşi: Küçük Prens ile Dil Yolculuğu (Mahir Ünsal Eriş)

22 Mayıs – Cumar: 19:00 – Slayt Gösterisi ve Söyleşi: “Küçük Prens Tenimde Projesi”nin Öyküsü (Melissa Mey)

23 Mayıs – Cumartesi: 16:00 – Söyleşi: Küçük Prens’in Kürtçe ve Lazca Çeviri Deneyimi (Ahmet Yardak, Deniz Çağlar, Melek Özlem Durmaz)

24 Mayıs – Pazar: 10:00 – Küçük Prens Koleksiyonerleri Buluşması

16:00 – Söyleşi: Küçük Prens Müzesi

*: Görme engelliler ve çocuklar için özel etkinlikler yapılacaktır.

7Mayıs2015, Ankara

Yüzlerce Dilde Bir Küçük Prens

Mali_Bambara_dili

(Siyahi Küçük Prens kapaklı Mali’de konuşulan Bambara

dilinde kitap – en sevdiğim kitaplardan biridir.)


Sevdiğim şairlerden Haydar Ergülen’den Küçük Prens ile ilgili yazı isteği içeren eposta almak günümü şenlendirdi. 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en etkili eserlerinden biri seçilmiş, tüm dünyada adını hiç bilmediğimiz dillere dahi çevrilmiş, birçok sanat eserine ilham vermiş bu kitapla ilgili ne yazsam diye düşünmeye başladım.

Kitap ve yazarı Exupery ile ilgili bilgi veren kitap ve yazılara ulaşmak mümkün olduğu için kendi Küçük Prens hikayemi anlatmaya karar verdim.

 cropped-kp_kapak1.jpg

“Bu büyükler tuhaf oluyor”

 

Bana göre dünyayı ve insanları daha iyi tanımak için en güzel modern edebiyat ürünü. Masal tadında. Masallarda bize anlatılan her şey var: Kötüler, iyiler, onları anlamak… Bir kere değil defalarca okunmalı. Her okuyuşumda farklı tatlar alıyorum, farklı bölümleri dikkatimi çekiyor.

 

Bana göre küçüklerden çok büyüklere yazılmış bir kitap. Çocukken okuduğumuz masalların tadını bize veren bir kitap. İçinde dostluk ve umut bulurum her okuduğumda.

Evrensel değerleri çocuk diliyle ve merakı içinde anlattığından belki de hepimizin gönlünü çalmış bir kitap.

 

Her okuduğumda farklı bir yerini keşfediyorum kitabın. İlk göz ağrım olan tilki ile muhabbetinin ise yeri her zaman ayrıdır. Burada dostluğun çok iyi anlatıldığını düşünüyorum. Kitabın başında şapka ve koyun çizimleri ise bize çocukların hayal dünyasını çok güzel anlatıyor. Yaşlandıkça bizim unuttuğumuz bu hayal dünyasını…

 Y_Lise_sergi_alani5(İstanbul sergimizden bir görüntü)

Bence modern bir masal bu kitap içinde insanları ve dünyayı anlamamızı sağlayan birçok konu var. Kitabı her okuduğumda içimde bir umut ışığı belirir.

 

Okuyan herkes farklı bir cümlelerin altını çizdiğini ve bazı cümleleri çok sevdiğini söylüyor. Kitabın özünü de anlatan her gezegeni ziyaretinden sonra Küçük Prens’in söylediği “büyükler gerçekten çok tuhaf” cümlesini severim. Üzerinde düşününce bize ne kadar çok şey anlattığını fark ederiz.

Kitap dünyada birçok sanatçıyı etkilemiş ve farklı sanat dalında ürünler ortaya çıkmış: Opera, tiyatro, bale, buz dansı gösterisi, film, şarkılar, çizgi film, çizgi roman… Japonya ve Brezilya’da birer müzesi kurulmuş. Güney Kore’de bir Fransız Mahallesi kurulmuş Küçük Prens için.

 

Çoğu kişinin başucu kitabı olan Küçük Prens’i hala okumadıysanız lütfen okuyun! Okuduysanız da tekrar tekrar okuyun!

 

Ahmet Muhip Dıranas, Azra Erhat, Cemal Süreya, Tomris Uyar, Selim İleri…

 

“İsimlerini gayet iyi bildiğimiz bu kişilerin ortak noktası nedir?” diye sorsam. Ne cevap verirdiniz?

Evet, bu önemli yazar ve şairlerimizin hepsi Küçük Prens kitabını dilimize çevirmiş.

Kitap ilk olarak 1943 yılı Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce İngilizce, hemen bir hafta sonrada Fransızca olarak basıldı. On yıl sonra 1953 yılında Türkçemize kazandırıldı. Türkçemizde ilk olarak Çocuk Esirgeme Kurumu’nun dergisi Çocuk ve Yuva’da Ahmet Muhip Dıranas çevirisi ile tefrika edildi. 1953 yılında Hüsnü Tabiat Matbaası ve Doğan Kardeş Kitaplığı tarafından 2 farklı kitap olarak da basıldı.

Yıllar içinde birçok farklı çevirmenin ürünleri farklı yayınevleri tarafından basıldı. 1988 yılından beri telif hakları Mavibulut Yayıncılık’da ama yine de farklı baskıları piyasada mevcut. Bizim araştırmalarımıza göre bugüne kadar Türkçemizde yayınevi ve çevirmenlerdeki farklılıkları ele alırsak 104 farklı baskısı olduğunu görüyoruz [Bu listede aynı çevirmenin aynı yayınevi baskısı sadece bir kere ele alınmıştır].

 

Küçük Prens, benim en güzel hikayem

 

1990’lı yılların son dönemlerinde ODTÜ Biyoloji yıllarımda tanıştım Küçük Prens ile. Biraz geç bir tanışma gibi gelmişti bana ama bu kitabın çocuk kitabı olmadığını yıllar geçtikçe “tuhaf bir büyük” olarak daha iyi anladım.

Y_Lise_selfie

(İstanbul sergimizden Küçük Prens ile özçekim)

İlk okuduğum zaman ne hissettim diye düşününce eski defterlerimde birkaç mısra karaladığımı gördüm. Zaman içinde dostlarıma doğum günü ve yılbaşı gibi özel günlerde en çok hediye ettiğim kitap oluverdi. Yıllardır düzenli olmasa da aklım geldikçe tekrar tekrar okurum.

2008 yılı Aralık ayında soğuk bir Ankara gecesinde “ben bir koleksiyon yapmalıyım” dediğim de aklıma ilk isim anında Küçük Prens kitabı oldu. Böyle başladı Küçük Prens kitapları koleksiyonum. Ertesi gün internet aramalarında gördüm ki dünyada tüm kitapları toplamış insanlar var, Türkiye’de de bir elin parmağı kadar insan kitapları biriktiriyor. Bunlardan biri, dostum Mehmet Sobacı. Zaman içinde onunla Küçük Prens ve koleksiyon hakkında konuşmaya başladık, kitap takası yaptık. Koleksiyonerleri bir araya getirme ve ortak bir sergi açma hayalleri kurduk.

Y_lise_ayna_goruntusu_kitap

 (Ayna görüntüsünden okuyabildiğiniz Fransızca kitap)

Türkiye’de en önemli koleksiyonlar olarak dostum Mehmet Sobacı’nın koleksiyonu ve kendi koleksiyonumu sayabiliriz. Her koleksiyonerin farklı hedefleri olabiliyor. Sobacı her kitabın baskısını toplamayı hedefliyor ve şu an koleksiyonunda yaklaşık 750 kitap var. Yıllar içinde kendi koleksiyonumun iki amacı oldu:

  1. Dünyada yayınlanmış tüm dil ve lehçelerden bir kopya. Şu an için koleksiyonumda 206 dil ve lehçeden kitap örneği var. Koleksiyonuma eklenmek için yolda olan kitaplar olduğu için tam sayıyı veremiyorum.
  2. Türkçe olarak yayınlanmış tüm çevirilerin farklı çevirmen ve yayınevleri tarafından hazırlanan baskılarından bir kopya (hesaplarıma göre şu ana kadar 104 farklı çeviri/basım var). Benim koleksiyonumda şu an 76 farklı baskı var.

Ağustos 2014 itibariyle koleksiyonumda tüm dünyadan 206 farklı dil ve lehçede kitap; 76 farklı Türkçe baskısı; ilginç baskı örnekler (ayna görüntüsü kitap, cep telefonlarındaki T9 dilinde sadece sayılarla yazılmış bir kitap); 3 boyutlu kitaplar; mini kitaplar var. Toplamda ise 400’den fazla Küçük Prens kitabım var.

Benim için en değerli kitaplardan biri uzun süre aradığım, kapağında siyahi bir Küçük Prens olan Mali’de konuşulan Bambara dili versiyonudur. Çok severim onun kapağını. Dostlarım uzun bir aramadan sonra bulup getirmişlerdi bana. Bazı dillerle orijinal çizimler dışında birçok kapak ve yeniden iç çizimler yapılmış. Bunların en iyi örnekleri Korece, Rusça, İspanyolca, Hint dilleri, Çince, Balkan ülkeleri dilleri ve Türkçemizde var.

mini_boy_caroulsek_kitap2

 

(3 boyutlu mini caroussel kitap)

Koleksiyonun tek sahibi ben değilim aslında. Benim  “Küçük Prens / Prensesler” adını verdiğim yaklaşık 80 kişinin katkısı ile büyüdü koleksiyonum. Yurtdışına gittiğinde mutlaka bir kitapçıya uğrayanlar… Couchsurfing yapanlar ve evlerinde kalanlardan ülkelerine döndüklerinde mutlaka bir Küçük Prens kitabı isteyenler… Özel sipariş verenler…

Bu koleksiyonun en güzel yanı yeni dostluklar oldu. Hem ülkemizden hem de dünyanın dört bir yanında güzel insanlarla tanışma ve Küçük Prens hakkında konuşma, kitap takas etme fırsatı buldum.

 

İnsanın en önemli kültürel değeri: Diller… Lehçeler…

 

Koleksiyonumdaki kitap sayısı arttıkça dünyanın farklı alfabelerini daha yakından tanıma şansım oldu. İnsanın kültürel çeşitliliğine ve deneyimine bir kere daha hayret ettim diyebilirim. Aynı cümleleri hiç bilmediğiniz dil veya lehçelerde farklı alfabelerde görmek büyük bir zenginlik doğrusu. .

 

Son yıllarda kitabın kendisinden ziyade bu diller daha ilgimi çeker oldu. Sri Lanka’nın Singalaca dili alfabesi, Gürcü alfabesi ve birçok alfabeyi tanıdım; harflerin güzelliklerine hayran kaldım. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO) dünyada tehlike altındaki diller listelerini ve haritalarını aldım. Bu dillerle ilgili detaylı incelemeler yapıyorum.

Sri_Lanka_Singalaca

(Sri Lanka’nın resmi dili Sinhalaca kitap – en sevdiğim alfabelerden biri)

Yaptığımız çalışmalara göre Temmuz 2014 itibariyle dünyada 253 farklı dil ve lehçede Küçük Prens kitabı basıldığını biliyoruz. Bu diller içinde hiç duymadığımız, varlığını dahi bilmediğimiz, yok olmak üzere olan, dünyadan yok olmuş ve yeni uydurulmuş dillerde kitaplar var.

 

Temmuz ayında Instagram ve Twitter hesaplarımdan her gün bir dil/lehçede kitabın ilk bölümünü paylaşıyorum. Farklı dilleri tanımak ve aynı metni görmek herkes için çok şey ifade ediyor.

 


yildiray_lise_kucukprensi_anlatiyor_Ankara

(Ankara Tayfa Kitapkafe’deki Dünyanın Küçük Prens Kitapları

sergisinden bir kare – Foto: M. Hakan Baykal)

  

Küçük Prens Müzesi hayalimiz

 

2013 yılında Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de, 2014 yılında ise İstanbul Zorlu Center AVM’de koleksiyonumu sergileme fırsatı buldum. Katılım ve ilginin fazla olması bizi sevindirdi ve yeni Küçük Prens koleksiyonerleri ile tanıştık.

Bu sergiler ile Küçük Prens kitabının dünyada ne kadar çok sevildiğini, ne kadar çok kişiye ulaştığını gösterdik; dünyadaki dillerin çeşitliliğine, insanların kültür çeşitliliğine dikkat çektik ve farklı alfabelerde de olsa aynı kitabı okuduğumuzu anlattık.

Sergilerimizde gördük ki bildiğimizden daha çok kişi Küçük Prens kitap veya objelerinin koleksiyonunu yapıyormuş. Sergilerimize İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Eskişehir’den gelen Küçük Prens dostları ve koleksiyonerleri oldu.

Sergilerimizde ve sanal alemde tanıştığımız yaklaşık 30 kişinin Küçük Prens kitabı koleksiyonu yaptığını biliyoruz. Şimdilik internet üzerinden haberleşiyoruz, sanal bir müze hazırlığımız var. Sonrasında ise fiziki bir mekanı olan “Küçük Prens Müzesi” kurmak istiyoruz. Bana göre hayal kurunca oluyor, eminim ki bir süre sonra bu müzeyi kurabiliriz. Ne de olsa “Büyükler çok tuhaf oluyor”.

 

25 Ağustos 2014, Ankara

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

(Bu yazı http://www.artfulliving.com.tr/ adresinde yayınlanan yazı güncellenmştir: http://www.artfulliving.com.tr/detay/duumlnyanin-kuumlccediluumlk-prens-kitaplari-sergisi )

 mini_boy_carousel_kitap3

(3 boyutlu mini caroussel kitap açık hali)

Küçük Prens Hakkında Okuma Önerileri:

Küçük Prens’in Güzel Hikayesi. 2013. Mavibulut Yayıncılık.

Küçük Prens Çöle Düşen Yıldız. Mehmet Coral. 2014. Doğan Kitap.

 

Küçük Prens Koleksiyonları:

Mehmet Sobacı Koleksiyonu: www.mehmetsobaci.com

Yıldıray Lise Koleksiyonu: www.yildiraylise.com

Jean-Marc Probst Koleksiyonu: www.petit-prince-collection.com

 

NOT: Küçük Prens kitabının farklı dil ve lehçelerinden örnek kitaplardan birini her gün Twitter ve Instagram hesabımda paylaşıyorum. 

 

Melissa Mey’in Yol Arkadaşı Küçük Prens

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Melissa Mey

 

Uzun bir aradan sonra Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimize devam ediyoruz. 3. konuğumuz fotoğraf sanatçısı Melissa Mey.

 melissa_mey1

Melissa Mey kimdir?

Fotoğraf sanatçısı, gezgin, yazar, çizer, boyar. İşini “Tam anlamıyla işim yok benim. Sanatçının işi ne ise o.” diye tanımlıyor.

Küçük Prens’i bir yol arkadaşı yani “küçük adam” olarak isimlendiriyor: “Bu küçük adam benim hayatıma çok önemli bir yerde. Ve sanırım da hep öyle kalacak. Bakın onun vesilesi ile ne güzel dostlar edindim bile. Umuyorum Onu daha çok kişi okur, tanır, anlar ve hep  hatırlar. Böylelikle dünya çok daha güzel olacak düşüncesindeyim. “Büyükler hep yarınları düşünür” diyor şu an yanımda Küçük Prensim. Ne de haklı. Sadece çocuklar anı yaşarken bizler yarınları planlayarak güzel anlarımızı kaçırıyoruz.  Küçük Prens vesilesi ile seni ve diğer dostları tanımak çok güzeldi. Umarım o hayalleri en kısa sürede gerçek kılarız. İstanbul da toplanıp bol bol paylaşmak ve üretmek dileğiyle…”

1989 yılında öğrendiği ve kendince uyarlayıp MEYce adını verdiği Göktürk alfabesinde eşsiz bir küçük prens kitabı hazırlıyor. El yazısı olarak hazırlanan kitabı ilk hediye edeceği kişi benim.

Koleksiyonunu paylaştığı bir site yok ama kendisi ve Küçük Prens sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorlar. Melissa Mey ve Küçük Prens adına instagram ve twitter hesapları var.

Melissa Mey’in Küçük Prens dostluğunu kendi kaleminden okumak isterseniz bloğunu ziyaret ediniz.

 

melissa_mey7

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Melissa Mey (MEY): Her cümle benim için önemli ve tüm kitap beni etkilemişken bu soruya cevap vermek biraz zor. Ama sanırım en sevdiğim bölümü tilki ile dostluğu. Bir de yılanla sohbeti. Gülüne duyduğu aşk apayrı. Tüm kitabı anlatmayayım. 🙂

 

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

MEY: İlk okuduğum yılı ne yazık ki hatırlamıyorum ama çocukken okumuştum. Ancak ben, pardon biz (yol arkadaşım Küçük Prens de aynı düşüncede) asıl yol kesişmemizi 2012 yılında Fas seyahatimde yaşadık.

Bu anı bloğunda şöyle anlatıyor: “… iki yıl önce Morocco seyahatimde oldukça hasta bir halde gece Casablanca’dan Marakesh’e giderken araçta sırt üstü uzanmış ve üşürken gökyüzündeki inanılmaz büyük yıldızları seyrettim. 2,5 saat sürdü bu kapkaranlık çöl yolunda o kocaman elimi uzatsam dokunacakmışım gibi duran yıldızları seyredişim. Sonra küçük prens geldi yanıma ve unuttun beni Mey dedi usulca sesiyle. Utandım ve hiçbir şey diyemedim. O da sessizce kayboldu zaten. Sohbet sırasında küçük prens aşkımdan bahsetmiştim bir arkadaşıma (murat s.), ertesi sabah erken başlayan kahvaltıda o arkadaşım elinde Fransızca küçük prens kitabıyla geldi. İlginç bir hikayesi vardı bu kitabın. Aslında sabah yürüyüşünde otel yakınında eski ve kapalı bir kilise görmüş ve benim için bakmış açık mı diye sonra yanında bir kitapçı ve küçük prens kitabı. Elbette güzel bir rastlantı sonucu o kitap yeniden küçük prensi hayatıma getirdi.”

melissa_kitaplar1

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz?

MEY: Aslında farklı dillerde basılmış kitaplarını ancak artık ona ait her şey gibi olmaya başladı.

 

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

MEY: Son ve yeni koleksiyonum 2012 sonlarında başladı.

 melissa_mey6

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

MEY: Koleksiyonum artık dostların hediyelerinden oluşur oldu. Böylesi daha anlamlı benim için.

 

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

MEY: Son durum pek iç açıcı değil. Yolda olanlar var. Gelemeyen, gelen ama hala buluşamadığımızdan bana ulaşamayanlar var. Sayısını bilmiyorum. Sayılar büyüklere ait ama diyebilirim ki çok güzel hikayeleri olan küçük prenslerim var. 🙂

 melissa_mey4

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

MEY: Hayır. Belki ileride biraz daha büyüdüğünde olabilir.

 

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

MEY: Sergilemek isterim ama bunun için çok yolum var. Bağış ise MEY ölecek bir gün ve ardında bir müze bırakmayı istiyor. Öyle olursa o müzede kalmasını ve satılacaksa da o müze yararına olmasını isterim.

melissa_mey5

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

MEY: Sizler dışında şimdilik yok ancak iletişime geçmem gerektiğini görüyorum. Umarım bir diyalog kurarım.

 

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

MEY: SeninSobacı ve Kazım İnal’ın kitaplarını gördüğümde elbette bende de olmasını çok isteyip kısa süreli bir panik ve hırsa büründüm. Ancak dediğim gibi benim yolum farklı ilerliyor. O nedenle başka koleksiyonerleri takip etmedim hiç. Edersem büyükler gibi sayılara takılırım ve üzülürüm.  Belki değişirim bende… Bir gün, kim bilir?

 melissa_mey3

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

MEY: Adını vermek istemediğim bir arkadaşım, bir sabah beni aradı ve kahve için buluştuk. Elinde 3 tane küçük prens kitabını görünce nasıl mutlu olduysam o an kalkıp sarılmak ve mutluluğumu göstermek istedim ama pek uygun bir ortam değildi ve bunu sadece kocaman bir gülümsemeyle tuttum. O ise sen böyle gülümsersen sana tüm dillerdeki küçük prensleri getiririm demişti. Elbette kıpkırmızı bir yüz ile çok mu fazla sevindim sorusuna kapıldım.

Bir başka beni şaşırtan ve mutlu eden olay ise kendine Küçük Prens diyen bir dostumun yine kendi için yaptığı ve sadece bir tane olan çok güzel bir Küçük Prens gezegeni seramiğini hediye etmesi oldu. Gezegen, bir basketbol topu büyüklüğünde ve oldukça ağır. Bu eşi benzeri olmayan sanat eserine en az kendi kadar iyi bakacağıma inandığı için bana vermesi inanılmaz kıymetli. Böyle çok keyifli anılar elbette oluyor.

 melissa_mey2

YL: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

MEY: Elbette. Güzel hikâyeler kattı hayatıma. Her bir kitabın bir hikâyesi var. Uzak yollardan benim için emekle geldi her biri. Üzerinde bir not ile geldiler. Bana ulaştığında karşımdakine nasıl mutlu olduğumu, bir kitabın beni nasıl mutlu ettiğini göstererek. Büyükler için bir kitaptan böylesi mutlu olanı görmek çok şaşırtıcı. Onları şaşırtıyorum sanırım. Sonra sabırla beklemeyi öğretti. Bir kitabın yolunu sabırla bekliyorum. Ama bende o tipik koleksiyoner hırsı hiç olmadı. O tehlikeli bir durum ve o moda girmeyi istemiyorum. Öyle anlarda kendimi hemen uyarıyorum ve sakın diyorum. “Bu başka bir yol ve büyük olma MEY “ diye incecik bir ses duyuyorum ensemde ve bir bakıyorum benim küçük adamım dik dik duruyor omzumda. O yüzden sakince, keyifle, dostların beni anımsayarak gittikleri yerlerden kitabı almalarını, bir not ile sürpriz yaparak bana vermelerini, kocaman gözlerimin daha da kocaman olarak gülümseme ve sevinçle onlara sarılıp bu koleksiyonu tamamlamayı tercih ediyorum.

 

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

MEY: Aslında sadece her dil ve lehçeden birer kitap diye düşünmüştüm. Ama artık Küçük Prens’e dair ne görülse paylaşılıyor benimle ve elbette bundan çok mutluyum.  Küçük Prens objelerini alıyor ya da hediyeleri geldiğinde hayır diyemiyorum. Ne yazık ki benden de alınıp geri verilmeyen Küçük Prenslerim oluyor. Yani evet, gelirse ve gitmezse birikiyor.

 melissa_mey8

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

MEY: Çok samimi ve yalın bir dille yazılmış olması ve elbette hepimizden bir hikâye taşıması diye düşünüyorum.

 

YL: Kitabın en çok sevdiğiniz bölümü hangisidir?

MEY: Zor bir soru bu sevgili Yıldıray, her bölümü çok sevdiğimden nasıl ayıracağım bilemedim. Ama gülüne aşkı, tilkiyle ve yılanla diyalogu beni çok etkiler. Vedalaşma anı, son bölümde. Ama kendimle özdeşleşen bölüm, gün batımlarını izlediği yer. Tam 43 kez izlemiş bir keresinde. Ben çocukluğumun her akşamı neredeyse izlerdim. “Biliyor musun? İnsan günbatımlarını çok kederliyken seviyor…” VI. Bölüm J

 

YL: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

MEY: Benim için her bir cümlesi önemli birer hatırlatma. Ama en çok büyüdüğümüzde unuttuğumuz çocukluğumuzu hatırlatmasını seviyorum. Çünkü büyüyünce aksine her şeyi daha küçük algılıyoruz. Daha az duyuyor, daha az anlıyor, daha az dinliyor ve görüyoruz. Her şey yaşın aksine azalıyor… Kitabın en önemli mesajı bir çocuk ruhuyla algılayabilmek.

melissa_mey9

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

MEY: Benim küçük prens hikâyem bir yerlerinde olmalı. Kitap koleksiyonları ve objeleri dışında o müzede fotoğraflarımın olmasını çok isterdim.

 

14temmuz2014

 

Melissa Mey internet siteleri: www.melissamey.com ve http://meyontheroadforphoto.blogspot.com.tr/

Melissa Mey Twitter ve Instagram hesaplarını takip ediniz!

Küçük Prens Twitter ve Instagram hesaplarını takip ediniz!

Fotoğraflar: Melissa Mey arşivi

 

Hele şükür bitti!

KP_Sergi

“Bloğunda 2013 yılı değerlendirmesi yapmıyor musun?” diye soran dostlar için oturdum ve yazdım.

Şahsi 2013 değerlendirmemdir bu.

Tüm ülke için umutlar, telaşlar ve kayıplar yılı oldu bu sene.

Gezi… Ayakkabı kutuları… Ölümler… Hepimizi etkiledi!

Kendi adıma güzel işler yaptığım bir yıl oldu.

Benim için en önemli olay, uzun uğraşlar sonucu TAYFA Kitapkafe’de 8 hafta süreyle yaptığımız “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” idi.

Uzun yıllardır gitmek istediğim Paris’i gördüm ve orada Küçük Prens dükkanını ziyaret ettim.

Kanada’yı ilk defa görmek şansım oldu.

İZ TV’nin güzide ekibi ile “Camili Biyosfer Alanı (Camili’de Yaşam)” ve ilk 3 boyutlu orman belgeseli olan “Yenice Ormanları” belgesellerini hazırladık.

Burdur’un 6 gölünde ve Beyşehir Gölü’nde arazi çalışmaları yaptım; yeni dostlar edindim!

Blogumu ziyaret sayısı 100 bini geçti!

yuzbin

Bu yılsonu itibariyle Küçük Prens kitap koleksiyonumda 184 dil ve lehçede kitap; 75 farklı Türkçe baskı var!

Yılın son günlerinde Küçük Prens koleksiyonumuzu İstanbul’da sergilemek için çalışmalara başladık!

Sait Faik’in yazdığı gibi ”Seyahatler çekiyor içim.”

Umut, heyecan ve seyahat dolu 2014 yılında buluşmak üzere.

LP_Chapulling

2013 yılında yayınladığım yazılardan en çok okunanlar:

5. Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergimiz Başlıyor!

4. Kendine bir iyilik yap! Didem Madak şiirleri oku!

3. Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi Ziyaretçi Defterinden – 1

2. Önder Cırık yürüyor! Neden yürüyor? Nereye yürüyor?

1. Mehmet Sobacı: “Küçük Prens değil pilot olduğumu söyledim!”

31aralık2013

Işıl Şakraker: “Sadece sevginin var olduğu bir dünya gerçek”

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Işıl Şakraker

“Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” sonrası Gezi Parkı etkilerinden fırsat bulup yayınlayamadım.

Her Küçük Prens koleksiyonerine aynı soruları sormak üzere yola çıktığım bu güzel röportaj dizimin 2. röportajını uzay mühendisi Işıl Şakraker ile yaptım.

Işıl’ın gözünden Küçük Prens ve koleksiyonu bu yazıda.

 

Işıl Şakraker kimdir?

Işıl kendi kaleminden kendini şöyle anlatıyor: Ben 27 yaşında bir uzay mühendisiyim. Şu anda NATO ülkelerinin üye olduğu ve tesadüfen Belçika’da kurulmuş bir araştırma enstitüsünde doktora yapıyorum. Uzay mekiklerinin dünya veya herhangi bir gezegene inişleri sırasında aşırı ısınmasından dolayı kullanılan, Star Trek ağzıyla “ısı kalkanları” üzerine çalışıyorum.”

 SANYO DIGITAL CAMERA

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Işıl Şakraker (IŞ): Çok zor bir soruyla başladık. Sanırım beni en çok etkileyen şey, hayata dair her duyguyu içinde bulabiliyor olmanız. O günlerdeki psikolojinize göre her okuduğunuzda size başka bir şey anlatabiliyor olması.

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

IŞ: Ankara Tevfik Fikret Lisesi’nde hazırlık sınıfında, sonunda alıştırmalar olan Fransızca baskısını ders kitabı olarak almamız gerekti. Ben beş yıllık ilköğretim sisteminde okuduğum için 11 yaşındayken tanışmış olduk.

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz? Koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ve neyi amaçlıyor?

IŞ: Aslında sadece kitapları biriktiriyorum. Ancak çevrenizdeki insanlar hevesinizi öğrendikçe başka hediyelik eşyalar da geliyor, tabii ki hayır demiyorum. Örneğin küçük bir çiçek biblom var, doktora tezimi savunduğum gün jüriyle aynı masaya oturtacağım.

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

IŞ: Ben seyahat etmeyi çok seviyorum. İlk başlarda aslında “koleksiyon” fikri de yoktu kafamda. Fransızca ve Türkçe’den sonra ilk kez 2004 yılında üniversitedeyken bir öğrenci organizasyonuyla gittiğim Selanik’ten Yunanca’sını aldım. Amacım yine biriktirmek değildi. O sıralar Yunanca’ya çok merak sarmıştım, ben öğrenir bunu okurum diyerek aldım. Sonraları gittiğim başka yerlerden de almaya başladım.

Koleksiyon fikri kendi kendine gelişti. İçine girdikçe gördüm ki dipsiz kuyu ve hepsini kendim almaya kalkarsam çok büyük ihtimalle ömrüm her yere gitmeye yetmez. O yüzden eşten dosttan da istiyorum. Zaten sonradan farkettim ki az bulunur garip diller koleksiyonerler için örneğin Almanya’daki Tintenfass’ta çevriliyor. Yani gittiğiniz yerde oranın dilini bulamıyor da olabilirsiniz. Nitekim Malezya ve Endonezya’da neredeyse hiç kitapçı yoktu ve bulamamıştım.

gezmek

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

IŞ: Aslında yukarıda cevap verdim. Şimdilerde insanlar bu tutkumu bildikleri için ben istemeden kendiliklerinden de getiriyorlar. Şaka bir yana, öğrenci maaşımla hepsini toparlamak zor. İyi ki yardım edenler var! 🙂

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

IŞ: Şu anda yanılmıyorsam 60 dil var. Bazı dillerde farklı baskılarım var, toplam kitap sayım 85 civarında. Yani yolum daha çooook uzun.

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

IŞ: Her ne kadar mühendis olsam da web sayfası yapma konusunda iyi değilim o yüzden kolayından bir blog sayfası açtım. Ancak pek güncel olduğunu söyleyemeyeceğim ve blog koronolojisi koleksiyonlar için pek uygun değil. İlk fırsatta güzel bir sayfa hazırlayacağım.

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı?

IŞ: Aslında geleceği hiç düşünmedim. Benden çok daha fazla kitaba sahip olan koleksiyonerler varken sergilemeye kalkmam abes olabilir, ancak bağışlama fikri de, ilerde çocuklarıma bırakma fikri de çok hoş.

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

IŞ: Mehmet Sobacı ve Yıldıray Lise’ye çok teşekkür ederim. Bana kitap hediye ettiler. Umarım ben de onlarda olmayan ilginç bir kopya bulunca onlara gönderme fırsatı yakalayabilirim. Bir yandan da size daha yakın birileriyle bu ilgiyi paylaşıyor olmak güzel.

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

IŞ: Kesinlikle. Sanırım her Küçük Prens koleksiyoneri gibi benim için de Jaume Arbones nihai hedef. En çok istediğim parçalar ise Braille alfabesinde yazılmış diller.

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Senin başından geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısın lütfen?

IŞ: Ben bir araştırma enstitüsünde doktora yapıyorum. Burada çok fazla milletten insan var ve uzay mekikleri, uçak motorları gibi konular üzerinde çalışıyoruz. Herkesin teknik olduğu bir ortamda hayatın Big Bang Theory dizisinden hiçbir farkı yok. Bir keresinde posta kutumda şu yeni çıkan üç boyutlu kitaplardan birini buldum. Çekçe’ydi ve içinde gayet dokunaklı bir mektup vardı, sevindim. Velhasıl mektup bir mühendis elinden deneysel bir edebi çalışmaydı, yani ne dediğini çok da anlayamadım. Neyse ben kitap için çok sevindim ancak bu Çek arkadaş aradığını bulamamış olacak ki, gelip benden kitabı geri aldı. Bir de üstüne “Hırsız çingene, kitabımı çaldın” gibi laflar söyledi. Trajikomik bir durumdu. Neyseki sonunda sağ ve salim olarak doktorasını bitirebildi.

Bir keresinde de Hindistan’a giden bir arkadaştan kitap istemiştim. Koleksiyonumdan çok haberi yoktu ve bulamayınca bana Hintçe Tintin getirmişti. Komik hatıra olarak koleksiyonumla beraber duruyor.

YL: Bu koleksiyonu oluştururken sana bir şeyler kattığını veya seni değiştirdiğini düşündün mü hiç?

IŞ: Aslında bu kadar çok değişik dili ve kültürü bir arada görünce; herkese, herkesten kastım her ırka her dine her renge her cinse, hitap edebilen bir şeyin var olduğunu idrak ediyorsunuz. Günlük hayatta insan elinden çıkma savaş, ekonomi vb. gibi yapaylıklara ve mutsuzluk kaynaklarına bir adım yukardan bakabilmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Belki safça gelecek ama asıl olanın sevgi, renkler ve çiçekler olduğu bir dünya yaratabilmemizin mümkün olduğunu görebiliyorsunuz.

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

IŞ: Aslında biriktirmiyorum ama hediye olarak biblolar, afişler, ajandalar, defterlerim var. Onun dışında bir de dövmelerimi biriktiriyorum diyebiliriz. Üç tane Küçük Prens dövmem var. En sevdiğim iş, el bileğimdeki kapalı boa resmini soran insanlarla yapılan sohbetler. Hiç beklemediğiniz kişiler “Aman tanrım ne kadar korkunç!” diye cevap verdiğinde aynı kitapta yaşanan sahne gibi başka bir frekanstan irtibata geçebiliyorsunuz. Tabii ki şapka diyenlerle ilişkiyi kesiyor değilim. Bu arada Formula 1 pisti diyen çok oluyor, onu da yaratıcı cevap olarak kabul ediyorum.

SANYO DIGITAL CAMERA

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sence?

IŞ: Hikayesini bir kenara bırakırsak, tüm insanlar için ortak olan sevgiyi ve karşınızdakinin varlığına olan saygınızı temel aldığı için bu kadar evrensel olabilmiş. İnsanın içindeki toplum tarafından susturulmuş çocuğa seslendiği için. Ayrıca her yaştan insana farklı da olsa bir şey anlatabilme becerisinden kaynaklanıyor.

YL: Kitabın en çok sevdiğin bölümü hangisidir?

IŞ: İşte bu soru daha da zor oldu. Birini söylesem diğeri üzülecek gibi geliyor. En iyisi hepsi deyip geçiştireyim kimse darılmasın…

YL: Sence Küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

IŞ: Sadece sevginin var olduğu bir dünyanın gerçek olduğu…

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sence içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

IŞ: Çizimler ve kitaplar olmalı. Öte yandan da her yaştan insanın izlenimini veya resimlerinin biriktirildiği koskocaman bir defter olabilir.

foto

23temmuz2013

 

Işıl Şakraker’in koleksiyonu sitesi: http://lillymarlin.blogspot.com/

E-posta adresi: isilsakraker(at)gmail.com

Fotoğraflar: Işıl Şakraker arşivi