Hocam, korunan alan ne demek?

Sunumlarımda “Korunan alan ne demek?” diye sorunca herkes kendine göre farklı bir cevap veriyor.

Bu konuda dünyadaki en etkin kurumların başında gelen Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) bu karışıklığı gidermek için üzerinde anlaşma sağlanmış küresel bir tanım geliştirmiş durumda.

(Fotoğraf: Küre Dağları Milli Parkı – Arıt Gürdek Kayalığı)

IUCN 1994 yılı tanımı: Özellikle biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların devamlılığının sağlanmasına ve korunmasına hizmet eden, yasal veya diğer etkili yollarla yönetimi gerçekleştirilen karasal ve/veya denizel alanlar.

IUCN 2008 yılında güncellenen tanımı: Doğanın ve ilişkili ekosistem servisleri / hizmetleri ve kültürel değerlerin uzun vadeli korunması amacıyla açıkça tanımlanmış coğrafi sınırları olan, tanınmış, adanmışlık içeren ve yasal veya diğer etkin yöntemlerle yönetilen alandır.

(Fotoğraf: Küre Dağları Milli Parkı – Ilıca Şelalesi)

Yapılan çalışmalar ve dünyadaki koruma deneyimleri gösteriyor ki korunan alanların ekonomik, ekolojik, kültürel ve sosyal birçok faydası var:

1. Yaşam alanları tehdit altında olan bitki ve hayvan türlerine güvenli sığınaktırlar. IUCN kırmızı listesindeki türlerin %80’i korunan alanlar içerisindedir.

2. Birçok ana besin kaynağnaı (bitkiler, balıklar ve tıbbi bitkiler) ev sahipliği yapan yaşam alanlarını korurlar ve desteklerler

3. Kültürel, mimari ve geleneksel yaşamların korunmasına katkı koyarlar.

4. İçme suyu kaynağıdır. Yapılan son çalışmalar dünyanın 105 büyük şehrinin (New York, Pekin, Los Angeles, İstanbul, vs.) 33’ü içme suyu kaynaklarını korunan alanlardan sağlıyor. Peru’da yaklaşık 2,7 milyon kişi 16 korunan alandan gelen suyu kullanmaktadır. Bunun yıllık değeri 81 milyon Amerikan Dolarıdır. Yeni Zelanda Te Papanul Koruma Parkı’ndaki (22.000 ha) çayırlıkların sağladığı su yönetimi / dengeleme hizmetlerinin bedeli 95 milyon Amerikan doları olarak hesaplanmıştır.

5. Ekonomik destek ve iş olanağı sağlayarak yoksullukla mücadelede en önemli araçlardan biridir. Son yıllarda, korunan alanlar içinde ve çevresinde yaşan yöre halkına birçok farklı sektörlerde ekonomik olanaklar sunarak yoksullukla mücadele önemli araçlardan biri olmuşlardır. Örneğin, Guatemala’daki Maya Biyosfer Rezervi’nin yıllık geliri 47 milyon Amerikan dolarıdır ve 7.000 kişiye iş olanağı sağlamaktadır. Türkiye’de milli parklarda uygulanan alan kılavuzluğu uygulamaları buna güzel bir örnektir.

6. Fırtına, taşkın ve kuraklığa karşı engel ve tampon bölgeler oluşturarak doğal felaketlerin etkilerini azaltırlar.

7. Sürdürülebilir kalkınmanın en başarılı örneklerinin uygulandığı örnek yerlerdir.

8. Katılımcı karar verme ve yönetim anlayışıyla en iyi yönetişim modellerini ve örneklerini sunarlar.

9. Dinlenme olanakları sunan yerlerdir. Korunan alanlar, size doğayla baş başa olacağız ya da spor yapacağınız birçok olasılık sunar.

10. Çatışmaların çözümünde önemli araçlardır. Özellikle geçmişten gelen çatışmalar birçok korunan alanın yönetimi için unutulmuştur. Sınırötesi korunan alanlar, barış için parklar, vb.

11. İklim değişikliği ve etkileriyle mücadelenin en önemli araçlarından biridir. Korunan alanların iklim değişikliğine “doğal çözüm” olarak özel bir rolü vardır. Arazinin başka kullanımlara dönüşümünden kaçınmakta bilinen en etkin yönetim stratejisidir. Karasal karbon miktarının %15’ini depolayarak iklim değişikliği azaltım ve etkilerine uyumda eşsiz bir role sahiptirler. Korunan alanlar konusunda dünyanın önde gelen uzmanlardan biri olan Sue Stolton şöyle diyor: “Korunan alanlar olmasaydı, iklim değişikliği karşısında karşılaşılan zorluklar daha büyük olurdu. Bu alanların güçlendirilmesi, iklim krizine karşı en güçlü doğal çözümlerden biridir.” Korunan alanlar ormansızlaşmanın, su kaynaklarının umarsızca kullanımının ve mercanların yok oluşunun önünde durarak iklim değişikliği ile mücadelede en önemli araçlardan biridir.

(Fotoğraf: Kızılırmak Deltası Ramsar Alanı)

Tüm bu özellikleriyle korunan alanların sayısı son 40 yılda 9 kat arttı. 1970 yılında 2 milyon km2 olan toplam karasal korunan alanların yüzölçümü 2010 yılında 18 milyon km2 olmuştur.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Dünya Koruma İzleme Merkezi’ne göre yaklaşık 150.000 korunan alan dünya kara yüzeyinin % 13,9’undan fazlasını kaplıyor. Bu oran denizel korunan alanlarda ise %1’den azdır. Bu korunan alanların sadece  yaklaşık %30’u etkin olarak yönetilmektedir. Diğerleri sadece kağıt üzerinde (İngilizce deyimi “paper parks”) mevcut.

Türkiye, tarihi ve sosyal açılardan olduğu gibi biyolojik çeşitlilik açısından da bir köprü ve kavşak noktası olarak yeryüzündeki 37 ayrı bitki coğrafyası bölgesinden üçünün (Avrupa–Sibirya, Akdeniz ve İran–Turan) kesiştiği coğrafya olması nedeniyle zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip. Ayrıca dünyada acil koruma altına alınması gereken biyolojik çeşitlilik açısından zengin 34 sıcak noktadan üçü de (Kafkasya, Akdeniz, İran-Anadolu) Türkiye’de buluşuyor. Bu özelliği ile Türkiye, Çin ve Güney Afrika ile birlikte, sınırları içinde üç sıcak nokta barındıran üç ülkeden biri olan Türkiye, endemik türleri ile kendi kuşağında biyolojik çeşitlilik açısından en önemli ülkelerden biridir.

Ülkemizin ev sahipliği yaptığı biyolojik çeşitlilik değerleri farklı koruma alanı statüleri ve farklı kanunlarla koruma altındadır. Bu koruma statülerinin bir kısmı ulusal mevzuata göre, bir kısmı da uluslar arası sözleşmelere dayanarak oluşturulmuştur. Türkiye’nin %5’ten biraz fazlası resmi koruma altındadır. Türkiye korunan alanlar sistemi içinde yer alan korunan alanlar listesi (Kasım 2011 verileri) aşağıda verilmiştir.

Korunan Alan Türü Korunan Alan Değeri Sayı
Milli Park Ulusal 41
Tabiatı Koruma Alanı Ulusal 31
Tabiat Parkı Ulusal 180
Tabiat Anıtı Ulusal 106
Yaban Hayatı Geliştirme Sahası Ulusal 80
Muhafaza Ormanı Ulusal 58
Doğal Sit Ulusal 1273
Özel Çevre Koruma Bölgesi Bölgesel 15
Ramsar Alanı Küresel 13
Biyosfer Rezervi Küresel 1
Dünya Miras Alanı Küresel 10

Türkiye’nin korunan alanlar sistemi içinde yer alan mevcut korunan alanları estetik, bilim, doğa koruma ve doğal güzellikler açısından sınırlı belirlenmiş önemli alanları içeriyor. Türkiye’nin korunan alanları deniz ve kıyılardan; Ağrı Dağı’na; deltalardan, Karadeniz ormanlarına ve yaylalarına; bozkırlardan, göl ve akarsu sistemlerine; derin vadiler ve kanyonlardan buzullara kadar çeşitli doğal ekosistemleri barındırıyor. Korunan alanlar nesli tehlike altında, endemik, dar yayılışlı birçok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, ekolojik özelliklerinin ve doğal güzelliklerin yanı sıra jeolojik, jeomorfolojik, peyzaj, tarihi, arkeolojik ve kültürel değerlere sahip alanları da içeriyor.

(Fotoğraf: Camili Biyosfer Rezervi- Maral Şelalesi)

Ancak hem tür, hem de genetik ve ekosistem seviyelerinde sahip olduğumuz bu çeşitlilik üzerindeki tehditler giderek artıyor.

Türkiye’de mevcut politikalar, korunan alanların gücünü azaltmaya yönelik olsa bile,  zaman korunan alanlara sahip çıkma zamanı.

Türkiye’de sadece resmi korunan alanlarımızı (ülkemizin %5’inden fazlasını) bile koruyabilsek büyük bir ulusal başarı elde ederiz. Tüm dünyada korunan alanlar artık geçmişte olduğundan daha güçlü ve değerleri gözardı edilemez durumda.

Kaynaklar

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü: www.milliparklar.gov.tr

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü: www.ogm.gov.tr

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü: www.ozelcevre.gov.tr

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü: www.kulturvarliklari.gov.tr

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu: www.unesco.org.tr

IUCN internet sitesi: www.iucn.org

WWF-Türkiye: www.wwf.org.tr

Doğa Derneği: www.dogadernegi.org.tr

Doğa Koruma Merkezi: www.dkm.org.tr

Doğa Araştırmaları Derneği: www.kad.org.tr

Küre Dağları Milli Parkı: www.kdmp.gov.tr

Korunan Alan Yönetiminde Hızlı Degerlendirme ve Önceliklendirme Yöntemi (RAPPAM) 2009 Türkiye değerlendirmesi: http://www.kdmp.gov.tr/RAPPAM2009SonucRaporu.pdf

Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Türkiye Ulusal Stratejisi: http://www.kdmp.gov.tr/haber_detay_tr.asp?haid=105

Doğal Çözümler kitabı: http://www.kdmp.gov.tr/haber_detay_tr.asp?haid=106

Daha önceki bir blog yazım: https://yildiraylise.wordpress.com/2010/09/13/korunan-alanlar-iklim-degisikligine-cozum/

Yeşil Atlas e-dergisinde yayınlanan “Korunan alanlar ve ikilim değişikliği” konulu yazım: http://www.yesilatlas.com/15/emagazine.aspx

UNDP Türkiye Yeni Ufuklar Programı’nda Mustfa Yılmaz ile Küre Dağları Milli Parkı çalışmalarınız anlatıyoruz: http://youtu.be/LV-VRnSEo5s 

UNDP Türkiye Yeni Ufuklar Programı’nda Başak Avcıoğlu Çokçalışkan ile korunan alanları anlatıyoruz: http://www.undp.org.tr/podcasts/tr/yeni_ufuklar_32.mp3

25ocak2012

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

 

Küre Dağları Milli Parkı deneyimini izleyiniz!

 

Korunan Alanlar: İklim Değişikliğine Çözüm

Araştırmalar, iklim değişikliğinin etkilerin giderilmesinde de çok önemli roller üstlenebileceklerini gösteriyor.

 

İklim değişikliği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli tartışma konularının başında geliyor. Bazen manşetlere taşınıyor, bazen satır aralarına gizleniyor. Devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve birlikleri, üniversiteler ve vatandaşlar iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve uyum için bazen bireysel, bazen örgütlü olarak bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Bunların en önemlilerinden biri, başta Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) olmak üzere birçok uluslararası sivil toplum kuruluşu ve uzman grubunun, iklim değişikliğinde “doğal çözümler” çalışmaları. Doğal çözüm önerilerinin en başında da “korunan alanlar” yer alıyor.

İklim değişikliğine uyum için önemli ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlamak ve alan kullanımlarının değişmesinden kaynaklanan sera gazı emisyonları ile mücadele etmek gerekli; bunun için de çeşitli alan kullanım yönetim stratejileri geliştirilmeli.

Korunan alanlar, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmada önemli rol oynar. İnsanlar için gerekli olan ana ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlayarak iklim değişikliği etkileri ile mücadelede yardımcı olurlar. Korunan alanlar, yönetimlerinden sorumlu kurumlar, yasalar ve politikaları kullanarak ulusal iklim değişikliği azaltım ve uyum stratejilerini destekler.

Korunan alanlar, IUCN tarafından şöyle tanımlanıyor: “Özellikle biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların devamlılığının sağlanmasına ve korunmasına hizmet eden, yasal veya diğer etkili yollarla yönetimi gerçekleştirilen karasal ve/veya denizel alanlar.” Yapılan çalışmalar, korunan alanların ekonomik, ekolojik, kültürel ve sosyal birçok faydası olduğunu gösteriyor. İçme suyu, balıkçılık ve ormancılık gibi insanların sosyal ve ekonomik refahı için gerekli doğal kaynakların korunmasını sağlıyorlar. Korunan alanlar olmaksızın dünyamızın sağlıklı bir geleceği olabileceğini düşünmek mümkün değil.

Korunan alanlar konusunda dünyanın önde gelen uzmanlardan biri olan Sue Stolton şöyle diyor: “Korunan alanlar olmasaydı, iklim değişikliği karşısında karşılaşılan zorluklar daha büyük olurdu. Bu alanların güçlendirilmesi, iklim krizine karşı en güçlü doğal çözümlerden biridir.” Stolton, korunan alanların iklim değişikliği ile mücadelede iki temel konuya katkı yaptığını ekliyor: 

1. Azaltım: İklim değişikliğine neden olan insan kaynaklı sera gazlarının kontrol altına alınması, azaltılması ve tutulmasına yönelik önlemler.

Karbon Depolama: Korunan alanlar, bitki örtüsü ve toprakta hali hazırda bulunan karbonun kaybını önler.

Karbonu Tutma: Korunan alanlar daha fazla karbonun doğal ekosistemlerde tutulmasını sağlar.

2. Uyum: İklim olaylarının (risklerinin) etkileriyle mücadele etmek, fayda sağlamak ve etkileri yönetebilmek için stratejilerin güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve uygulanması sürecini tanımlar.

Koruma: Korunan alanlar, ekosistem bütünlüğünün sürdürülmesini sağlar, yerel iklimi düzenler; fırtına, kuraklık ve deniz seviyesi yükselmeleri gibi olayların risklerini ve etkilerini azaltır.

Tedarik: Korunan alanlar su kaynakları, balıkçılık, tarımsal üretim ve hastalık vakaları gibi iklim değişikliğinden etkilenecek önemli konularda, insanlara yardımcı olacak ekosistem hizmetlerinin devamlılığını sağlar.

İspanya’nın Granada kentinde Kasım 2009’da gerçekleştirilen “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Dünya Zirvesi”, korunan alanların doğal çözümler oluşturduğuna dikkat çeken en önemli küresel toplantıydı. Bu zirvede dünyanın birçok farklı bölgesinden uzmanlar ve uygulamacılar bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı ve küresel bir strateji hazırladı. Zirvede devletlere şu çağrı yapıldı:

 

–  Ulusal iklim değişikliği stratejileri ve eylem planlarında korunan alanlar sistemlerinin rolüne yer vermek.

–  Doğal habitatların zarar görmesini ve kaybını azaltarak “azaltıma” katkı vermek.

–  Doğal ekosistemlerin direncini artırarak ve hassaslığını azaltarak “uyumu” güçlendirmek.

–  İklim değişikliği uyum ve azaltımı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında korunan alanların yarar sağlaması için korunan alanların etkin yönetimini sağlamak.

Bu zirveden sonra dünyada ilk ulusal çalışma Şubat 2010’da Türkiye’de yapıldı. Çalıştay, WWF-Türkiye’nin MAVA Vakfı maddi katkısıyla yürüttüğü “Yaşayan Bir Dünya İçin Korunan Alanlar” projesi ile Çevre ve Orman Bakanlığı, UNDP Türkiye, WWF-Türkiye işbirliğinde yürütülen GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi” projesi ortaklığıyla düzenlendi. Yerli ve yabancı uzmanların katıldığı çalıştayın amacı, Türkiye’de korunan alanların iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasındaki ve uyum sürecindeki rolü için strateji belirlemekti.

WWF-Türkiye’de doğa koruma uzmanı olarak görevli Başak Avcıoğlu Çokçalışkan, bu çalıştayda Türkiye için belirlenen “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Stratejisi”nde beş ana hedef olduğunu belirtiyor:

 1. Araştırma ve Uygulama: Korunan alanlarda uygulamalı araştırmalar yapılması, örnek uygulamaların denenmesi, azaltım ve uyum konularında örnek uygulama projeleri geliştirilmesi.

2. Deneyim ve Bilgi Paylaşımı, Kapasite Artırımı: Küresel ve ulusal ölçekte iyi uygulamaların belirlenmesi için çalışmalar yapılması. İyi olanların Türkiye genelinde uygulanması için gerekli araçlar ve dokümanlarla ilgili rehberlerin geliştirilmesi. Uygulamacılara yönelik eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve eğitim programlarının geliştirilmesi.  

3. İletişim: Korunan alanların iklim değişikliği etkilerinin azaltılması ve uyum sürecindeki önemini anlatan kampanyalar ve/veya etkinlikler düzenlenmesi. Birçok kurum tarafından gerçekleştirilen iletişim çabalarının koordine edilmesi.

4. Politika: Türkiye’nin ulusal iklim değişikliği uyum ve azaltım stratejilerinde korunan alanlara ilgili önemin verilmesi ve her iki konuda etkin araçlar olduğunun kabul edilmesi.

5. Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Stratejisinin Koordinasyonu ve Uygulanması: Stratejide belirtilen aktivitelerin koordinasyonu, iletişim mekanizmalarının geliştirilmesi ve kurumlar arası bilgi ve deneyim akışının sağlanması.

Çokçalışkan, Türkiye’nin hazırlamakta olduğu ulusal iklim değişikliği uyum ve azaltım stratejilerinde korunan alanlara yeterli önemi vermesinin elzem olduğunu vurguluyor. Türkiye’de mevcut politikalar, korunan alanların gücünü azaltmaya yönelik olsa bile,  zaman korunan alanlara sahip çıkma zamanı.

KAYNAKÇA:

Dudley, N., Stolton, S., Belokurov, A., Krueger, L., Lopoukhine, N., MacKinnon, K.,  Sandwith, T.  ve Sekhran, N. (editörler). 2010. “Natural Solutions: Protected areas helping people cope with climate change”. Gland, Switzerland, Washington DC and New York, USA: IUCN WCPA, TNC, UNDP, WCS, The World Bank and WWF.

Lise, Y. 2008. “Küresel Isınma ve Korunan Alanlar: Yaban Yerler.” Yeşil Atlas Dergisi (Sayı: 11). İstanbul: Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.

Lise, Y., Çokçalışkan, B.A. 2010. “Korunan Alanlar ve İklim Değişikliği Çalıştayı Sonuç Raporu”. Ankara: WWF-Türkiye, Çevre ve Orman Bakanlığı, UNDP Türkiye.

Yazının tamamı ve güzel fotoğraflar için okuyunuz: http://www.yesilatlas.com/15/emagazine.aspx