İZ TV “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı”nı nasıl hazırladı?

2011 Uluslararası Orman Yılı kutlamaları çerçevesinde İZ TV Belgesel Kanalı ile Küresel Çevre Fonu (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” ortakları Türkiye’nin 9 orman sıcak noktasını anlatan belgesel kuşağı hazırladı.

9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı”nın her bölümü sanatçıların, bilim insanlarının, sivil toplum temsilcilerinin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında görevli uzmanların katılımı ile çekildi ve düzenli olarak İZ TV’de yayınlandı.

“9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” yönetmeni Vedat Atasoy bu belgesel kuşağı ile ilgili Yıldıray Lise’nin sorularını UNDP Türkiye’nin aylık dergisi “Yeni Ufuklar” için yanıtladı.

(Fotoğraf: Yıldıray Lise – Yenice Ormanları çekimleri)

Yeni Ufuklar: İZ TV’yi bize kısaca anlatır mısınız?

Vedat Atasoy: Ben Vedat Atasoy, Murat Toy, Ahmet Sargın ve Coşkun Aral’dan oluşan kurucu ekip, Şarküteri Prodüksiyon çatısı altında Türkiye’nin ilk belgesel kanalı projesini hayata geçirdik ve “Her Şey Ardından Bir İZ Bırakır” sloganıyla 6 Şubat 2006’da yola çıktık. 60 kişilik çekirdek ekip ve 100’den fazla bağımsız belgeselcinin desteğiyle önce Türkiye’nin ardından da Avrupa’nın en iyi belgesel kanalı olduk. 2007 yılında Hotbird TV Ödüllerinde ”Avrupa’nın En İyi Belgesel Kanalı” ödülünü kazandık. Türkiye’nin saygın dijital platformu DIGITURK’ün 18. ve 182. kanalından ve 318. kanalından HD olarak yayın yapan İZ, şu anda Türkiye’nin en çok izlenen belgesel kanalı.

Yeni Ufuklar: 2011 “Uluslararası Orman Yılı” idi. Bu yılda birçok kurumla ortak çalışarak “9 Sıcak Nokta” belgesel kuşağını hazırladınız. Bu fikir nasıl doğdu?

Vedat Atasoy: Türkiye ve yakın coğrafyasının, kültürel ve tarihi zenginlikleri kadar doğası da bizim için anlatılması gereken öncelikli konulardan biriydi.  Bu sebeple kurulduğumuzdan beri birçok projeye imza attık. Bunlardan biri de geçen sene Küre Dağları Milli Parkı’nda hazırladığımız ”Küre: Doğaya Saygı” belgeseliydi. Bu belgeselin çekimleri esnasında İZ TV yapımcılarından Dilek Mayatürk ve UNDP Türkiye Ofisi’nden Yıldıray Lise bu projenin temellerini oluşturdular. Ardından yaptığımız detaylı çalışmalarla da proje hayata geçti.

Yeni Ufuklar: Bu belgesel kuşağı çekimlerinde hangi kurumlarla ve kişilerle işbirliği yaptınız?

Vedat Atasoy: Öncelikle “9 orman sıcak noktası” kavramının isim babası olan Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) ve bizi bu projenin oluşumundan son anına kadar yalnız bırakmayan Yıldıray Lise kanalıyla UNDP Türkiye ile görüşüldü. Ardından Çevre ve Orman Bakanlığı ile irtibata geçtik. Orman Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı ile protokoller imzalandı. Böylece aslında Türkiye’de çok da fazla örneği bulunmayan kapsamlı bir proje başlamış oldu. Belgesel projesinin sponsoru olan COLUMBIA’nın da desteğini unutmamak lazım. Ama bence en büyük teşekkürü, bu projede ”GÖNÜLLÜ” yer alarak, bu zor coğrafi koşullarda belgesel serisinin hayata geçmesini sağlayan usta oyuncular (bölüm sırasına göre); Erkan Can, Pelin Batu, Olgun Şimşek, Uğur Polat, Hakan Gerçek, Şevval Sam, Güven Kıraç, Mehmet Aslantuğ ve Serhat Tutumluer‘e etmek isterim. Onların içten hisleri ve doğanın korunması adına yapılan tüm çabalara gönüllü destekleri bu projenin başarısında en önemli faktördür. Ayrıca görsel olarak görkemli görüntüler elde etmemizi sağlayan kameramanlarımız; başta Oğuz Özdemir olmak üzere, Ethem Tosun, Aydın Kapancık veSerdar Sönmez’e de çok teşekkür ederim. Son büyük alkış da tüm bu projenin yükünü sırtında taşıyan Dilek Mayatürk’e gelmeli.

Yeni Ufuklar: 9 ayda 9 farklı yerde 9 sanatçı ile çekimler yaptınız. Başınızdan mutlaka ilginç olaylar geçmiştir. Bunlardan birkaçını anlatır mısınız?

Vedat Atasoy: Çok renkli insanlarla, çok renkli ve görkemli ama bir o kadar da zor coğrafyalara gittik. Elbette bu birçok unutulmaz anları da beraberinde getirdi. Ama özellikle 2 metre kar varken gittiğimiz ve 3-4 gün mahsur kaldığımız Karçal Dağları çekimi tam bir maceraydı. Erkan Can‘ın pozitif enerjisiyle tüm bu zorluklar neşeli bir yolculuğa dönüştü. Uğur Polat‘ın korkmasına rağmen, Baba Dağı’nın 2000 metre yükseklikteki parkurundan yamaç paraşütü ile atlaması bize de sürpriz oldu. Şevval Sam ile yoğun siste kaybolduğumuz anda sislerin içinden Hızır gibi çıkan Çoban Ahmet’i herhalde hiç kimse hayatı boyunca unutmayacaktır. Proje danışmanımız Yıldıray Lise’nin Hakan Gerçek‘i ve bizi saatlerce yürütmesi ve 1 saatlik yolların her zaman 2-3 saate çıkması unutulur şey değildi! Hatay’da Güven Kıraç ile yediğimiz şahane yemeklerin tadı hala damağımızda. Olgun Şimşek‘in kar yağdığı için sığındığımız ve yaktığımız ateşle ısındığımız harabe binada söylediği türküler hala kulağımda. Serhat Tutumluer‘in, ateş başında, doğanın koynunda huzur içinde uyuması da en sevdiğim fotoğrafların başında geliyor. Kısaca her yerde çok ama çok eğlendik. Bir an bile sıkılmadık.

Yeni Ufuklar: Her ay düzenli olarak yayınlanan kuşak belgeselleri bugüne kadar kaç kez yayınlandı?

Vedat Atasoy: Belgesel kuşağının 9 bölümü ilk bölümün yayınlandığı Mart ayından itibaren 2011 yılı içinde toplam 345 kez yayınlandı ve 4 milyondan fazla kişiye ulaştı.

(Fotoğraf: Ahmet Şükrü Elbir – son bölüm sonrası ekip fotosu (soldan sağa – Vedat Atasoy, Dilek Mayatürk, Yıldıray Lise)

Yeni Ufuklar: Sizce bu belgesel kuşağının önemi nedir?

Vedat Atasoy: İZ TV kurulduğu günden beri doğa koruma bilincinin aşılanması için bir çok proje gerçekleştirdi. ”9 Sıcak Nokta” da bu projelerden biri. Ancak bu projenin bence en önemli özelliği, Türkiye’de doğayı önemseyen kişilerin sayısının hiç de az olmadığını göstermesi olmuştur. Bu kadar usta oyuncunun bu projede yer alması toplumun birçok katmanındaki kişileri de hareketi geçirmiş ve toplumsal bilinç düzeyini arttırmıştır.

Yeni Ufuklar: Ormanlar ve doğa koruma konusunda 2012 yılında hayata geçirmeyi düşündüğünüz projeleriniz var mı?

Vedat Atasoy: Elbette. İZ kurulduğundan beri en çok önemsediğimiz konuların başında bu geliyor. Şahsen de doğa ve arkeoloji benim özellikle ilgi alanlarım. Ancak bu konular ile yapılan projelerin daha profesyonel yaklaşımlarla oluşması gerekiyor. Sponsorların ve devletin bu projelere maddi desteğinin artması çok önemli bir konu.

Not: Bu röportaj ilk olarak UNDP Türkiye’nin “Yeni Ufuklar” Dergisi’nin Ocak 2012 tarihli 73. sayısında yayınlanmıştır.

Röportajın İngilizcesi:INTERVIEW: 9 HOTSPOTS DOCUMENTARY SERIES

İZ TV tarafından hazırlanan Küre Dağları Milli Parkı tanıtım filmi

Önemli bağlantılar:

İZ TV “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” hakkında detaylı bilgi

GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” 2011 Uluslararası Orman Yılı Etkinlik Raporu

Bu konuyla ilgili blog yazılarım:

9 SICAK NOKTA BELGESEL KUŞAĞI

“YEŞİL KÜRE” belgeseli 27 Temmuz tarihinde İZ TV’de!

 Türkiye’nin Orman Sıcak Noktaları 

9 SICAK NOKTA BELGESEL KUŞAĞI

 (Yeşil Küre belgesel ekibi (soldan sağa): Dilek Mayatürk, Hakan Gerçek, Vedat Atasoy, Ethem Tosun ve Tolga Akyarar)

Bu bir başarı hikayesi.

2011 yılı boyunca 9 ay süren bir belgesel kuşağı.

Türkiye’nin 9 orman sıcak noktasını tanıtan, sorunlarını ve koruma çabalarını dile getiren bir kuşak.

Birçok birey ve kurumun birlikte yol aldığı bir çalışma

“Bunlar kimler mi?” yazının devamında okuyacaksınız.

Hikayemiz National Geographic Türkiye Dergisi’nin Ekim 2010 sayısında yer alan “Dört Mevsim Masalı – Küre Dağları” yazımla başlıyor.

Bu yazıyı okuyanlardan ve beğenenlerden biri olan İZ TV yapımcılarından Dilek Mayatürk Küre Dağları Milli Parkı ile ilgili belgesel yapmak için bizimle iletişime geçti. Gerekli ayarlamaları yaparak “Küre: Doğaya Saygı” belgeselini Ekim ayının son günlerinde Küre Dağları Milli Parkı ve tampon bölgesinde çektik.

Çekimlerin son akşamında yapımcı Dilek Mayatürk, görüntü yönetmeni Ethem Tosun ve ben oturmuş çekimleri değerlendirirken bu işbirliğini nasıl geliştirebiliriz üzerine biraz kafa yorduk.

2011 yılının Uluslararası Orman Yılı olduğundan ve Avrupa’nın 100 orman sıcak noktasından dokuzunun Türkiye’de olduğundan söz açıldı ve bu fikri projelendirmeye karar verdik.

Tüm bu çabalar sonucunda 2011 yılı başında Columbia’nın sponsorluğunda proje hayata geçti.

2011 Uluslararası Orman Yılı kutlamaları kapsamında İZ TV ve Küresel Çevre Fonu  (GEF) destekli “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” ortakları olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, UNDP Türkiye ve WWF-Türkiye ortaklığında gerçekleşen başarılı bir çalışma oldu.

“9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı”nın her bölümü sanatçıların, bilim insanlarının, sivil toplum temsilcilerinin, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında görevli uzmanların katılımı ile çekildi ve düzenli olarak İZ TV’de yayınlandı.

Karçal Dağları’nda Erkan Can ile başlayan 9 aylık maraton Yenice Ormanları’nda Serhat Tutumluer ile sona erdi.

Danışmanlığını yaptığım belgesel kuşağında Küre Dağları ve Yenice Ormanları bölümlerinde uzman olarak da yer aldım.

Her bölümü bir orman sıcak noktasının tanıtan, doğa koruma ve sürdürülebilir kaynak kullanımı ile oradaki sorunlara değinen belgesel kuşağı ile 9 orman sıcak noktasının korunması ve doğal kaynaklarını sürdürülebilir kullanımı konusunda bilinç oluşturma sürecine önemli katkılar sağladığını düşünüyorum.

HD kalitesinde çekilen ve yayınlanan her bölüm yaklaşık 35 – 40 dakika sürüyor ve düzenli olarak İZ TV’de yayınlanıyor.

Bu kuşak belgeselleri Aralık 2011 sonu itibariyle toplam 316 kez yayınlanmış olacak. Yapılan analizler sonucunda bu belgesellerin Aralık ayı sonu itibariyle en az 3 milyon 790 bin kişiye ulaşacağını tahmin ediyoruz.

Belgesel kuşağının her bölümünde Türkiye tiyatro ve sinemasının önemli isimlerinden sırasıyla Erkan Can, Pelin Batu, Olgun Şimşek, Uğur Polat, Hakan Gerçek, Şevval Sam,GüvenKıraç, Mehmet Aslantuğ ve Serhat Tutumluer birer bölümde konuk sanatçı olarak gönüllü rol aldılar.

“9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” detayları için bakınız:  http://www.iztv.com.tr/kusak.aspx?id=75

(Harita: Dr. Murat Ataol)

Bölüm 1. “Karçal: Kuzeyin Çığlığı”

 

Konuk Sanatçı: Erkan Can

Toplam yayın sayısı: 62

 

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1317

Erkan Can’ın Karçal Dağları yazısı:

http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=74

Vedat Atasoy’un Karçal Dağları yazısı:

http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=72

Bölüm 2. “Datça Bozburun: Rüzgarlı Diyarlar”

 

Konuk Sanatçı: Pelin Batu

Toplam yayın sayısı: 61

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1363

Pelin Batu’nun Datça-Bozburun Yarımadaları yazısı:

http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=77

Bölüm 3. “İbradı-Akseki: Güney Sığınak” 

Konuk Sanatçı: Olgun Şimşek

Toplam yayın sayısı: 43

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1372

Olgun Şimşek’in İbradı-Akseki ormanları yazısı: http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=79

Bölüm 4. “Baba Dağı: Zirvedeki Tehdit” 

Konuk Sanatçı: Uğur Polat

Toplam yayın sayısı: 33

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1429

Vedat Atasoy’un Baba Dağı yazısı:

http://www.iztv.com.tr/yazioku.aspx?kat=2&id=50

Dilek Mayatürk’ün Baba Dağı yazısı:

http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=80

 

Bölüm 5. “Yeşil Küre”

Konuk Sanatçı: Hakan Gerçek

Toplam yayın sayısı: 29

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1436

Vedat Atasoy’un Küre Dağları yazısı:

http://www.iztv.com.tr/yazioku.aspx?kat=2&id=51

 

Bölüm 6. “Fırtınalı Vadi”

Konuk Sanatçı: Şevval Sam

Toplam yayın sayısı: 35

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1459

Dilek Mayatürk’ün Fırtına Vadisi yazısı: http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=83

 

Bölüm 7. “Amanoslar: Güneyin Yaban Yüzü”

Konuk Sanatçı: GüvenKıraç

Toplam yayın sayısı: 17

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1473

Dilek Mayatürk’ün Amanos Dağları yazısı:

http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=84

 

Bölüm 8. “İstanbul Ormanları Nerede?”

Konuk Sanatçı: Mehmet Aslantuğ

Toplam yayın sayısı: 20

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1488

Dilek Mayatürk’ün İstanbul Ormanları yazısı: http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=85

 

Bölüm 9. “Orman Denizi: Yenice”

Konuk Sanatçı: Serhat Tutumluer

Toplam yayın sayısı: 16

Detay bilgi ve tanıtım filmi: http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1516

Dilek Mayatürk’ün Yenice Ormanları yazısı: http://www.iztv.com.tr/blogoku.aspx?id=87

Bu süreçte emeği geçen herkese; özellikle sanatçılarımıza ve İZ TV ailesinden Vedat Atasoy, Dilek Mayatürk, Ethem Tosun, Oğuz Özdemir, Serdar Aziz Sönmez, Aydın Kapancık’a çok teşekkür ederim.

“9 Sıcak Nokta” belgesel kuşağını izlemeye devam ediniz!

Bu bir başarı hikayesidir.

26aralık2011

BİR SONBAHAR MASALI: KÜRE DAĞLARI

Doğal güzellikler içinde tüm gün boyunca güle oyna gezen küçük kız, gürül gürül akan derenin kıyısına uzanınca: “Bana bir masal anlat baba!” dedi.

Babası, yüzünde bir tebessümle en sevdiği şairlerden birinin (Ülkü Tamer) dizesiyle başladı söze: “Yazın bittiği her yerde söylenir…”

Farklı ağaçların oluşturduğu renk cümbüşünden, sık ormanlardan, yabani hayvanlardan, mantarlardan, orkidelerden, börtü böcekten, karstik yapıların en güzel örnekleri: kanyonlar ve mağaralardan, rengarenk fistanlı ablalardan, teyzelerden, eşsiz kültürel değerler ve yöre mimarisinden örnekler vererek anlattı Küre Dağları’nı biricik yavrusuna.

Buraları korumaya çalışan bilge insanlardan, sultanlardan, cücelerden, ayılardan, kahraman yiğitlerden bahsetti.

Sonra her masalda olduğu gibi “Burada da kötü devler var! Milli Parkın yakın çevresi hidroelektrik santralleri ve Amasra Termik Santrali tehlikesiyle karşı karşıya!” diye devam etti.

“Ama bu devlere karşı savaşanlar da var!” çünkü masalın devam etmesini istiyorlar.

Ben de dalmışım küçük kız gibi, babasını dinlerken, masalın sonu iyi bitiyor diye hatırlıyorum.

İşte, o babanın anlattığı masal diyarında gezersiniz Küre Dağları’na gidince.

Baharı ayrı güzel, yazı bambaşka, güzü rengarenk ve kışı bembeyaz bir masal diyarı.

“Eylül’se, şiir bekleyebilir

Yazma, ağaçlara bak

Şiir gazel gibi dökülebilir.” diyor şair Haydar Ergülen, sanki Arthur Rimbaud’un  “Birdenbire sonbahar” dizesine nazire yaparcasına.

Şimdi, doğanın şiirini okuma zamanıdır…

Masalı yaşamak zamanıdır…

En kısa sürede yolculuk planlarınıza Küre Dağları’nı ekleyin…

Gidin ve keyif alın…

Küre Dağları Milli Parkı. 2010-2011

Fotoğraflar: Yıldıray Lise – Küre Dağları Milli Parkı – Sonbahar – 2010

Masal diyarında bir gezinti için: www.kdmp.gov.tr

Türkiye’nin Orman Sıcak Noktaları

(Küre Dağları Milli Parkı – Yıldıray Lise)

1999 yılında WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) tarafından tüm Avrupa’daki ormanlar değerlendirilerek Avrupa’da ulusal korunan alanlar sistemi içinde olmayan, zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ve acil olarak korunması gereken ormanlık alanlar belirlenmiştir.

Belirlenen bu ormanlara “Avrupa’nın 100 Orman Sıcak Noktası” adı verilmiştir.  Avrupa’dan Rusya’dan sonra, en fazla “sıcak orman noktası”na sahip ikinci ülke olan Türkiye 9 orman sıcak noktasına ev sahipliği yapıyor. Bu sıcak noktalar toplamı bir milyon 400 bin hektarın üzerinde bir alanı kaplıyor ve %30’u farklı koruma statüleri ile koruma altındadır.

Genetik, tür, ekosistem ve habitat, ekolojik süreçler çeşitliliği; nadir ve nesli tehlike altındaki türlerin varlığı; bozulmamış habitatlar; dış baskı ve tehditlere duyarlılık gibi özellikler, bir alanın doğa koruma açısından önemini ortaya koyuyor.

1999 yılında, WWF-Türkiye’nin katkıları ile “Türkiye’nin Dünyaya Armağanlar” kampanyası çerçevesinde bu orman sıcak noktalarını tanıtmış ve kamuoyunun desteğini sağlamıştır.

“9 Orman Sıcak Noktası”nda yeni korunan alanlar oluşturmak, mevcut korunan alanları genişletmek için Çevre ve Orman Bakanlığı ve sivil toplum kuruluşları çalışmalarını sürdürüyor.

 2011 Yılı Uluslararası Orman Yılı kutlamaları çerçevesinde İZ TV, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü, WWF Türkiye ve UNDP Türkiye “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında her sıcak noktayı tanıtmayı amaçlayan “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı”nı hazırlıyor.

Türkiye’nin 9 Orman Sıcak Noktası toplumun her kesiminden ilgi bekliyor!

 

(Harita: Dr. Murat Ataol)

1. Küre Dağları (Kastamonu-Bartın)

2. Amanos (Nur) Dağları (Hatay-Osmaniye)

3. Yenice Ormanları (Karabük)

4. Fırtına Vadisi (Rize)

5. Karçal Dağları (Artvin)

6. İstanbul Ormanları (İstanbul)

7. İbradı – Akseki Ormanları (Antalya)

8. Datça ve Bozburun Yarımadaları (Muğla)

9. Fethiye Babadağ (Muğla)

2011 Uluslararası Orman Yılı kutlamaları kapsamında İZ TV Belgesel Kanalı ve GEF destekli “Orman Koruma Alanları Yönetimin Güçlendirilmesi Projesi” ortakları işbirliğinde hazırlanan “9 Sıcak Nokta Belgesel Kuşağı” detayları için bakınız: http://www.iztv.com.tr/kusak.aspx?id=75

İnsanlar İçin Ormanlar

Daha önce de yazdım…

2011 Uluslararası Orman Yılı tüm dünyada ve Türkiye’de “İnsanlar İçin Ormanlar” ana sloganı altında kutlanıyor.

Peki neden?

Birleşmiş Milletler (BM), 2011 Uluslararası Orman Yılı ile tüm dünyada ormanların değerine dikkat çekmek istiyor.

BM, ormanların sürdürülebilir yönetimi ve korunması yoluyla dünyada sürdürülebilir kalkınma ve bin yıl kalkınma hedeflerine ulaşma yolunda önemli bir araç olarak ormanlarla ilgili farkındalığı artırmayı amaçlıyor.

Hepimiz biliriz ki ormanlar yüzlerce yıl sadece ekonomik açıdan değerlendirildi.

Son dönemlerde ise ekolojik ve sosyal fonksiyonları ön plana çıkmaya başladı.

Şöyle bir düşünürsek ormanlarla ilgili aklımıza şunlar gelir:

–          Ormanlar, yaşamak ve ekonomik kalkınma için elzem olan çeşitli ürün ve hizmetler sağlıyor.

–          Ormanlar, hem yeşil ekonomiler oluştururken, hem de ana karbon yutakları olarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltıyor.

–          Başta temiz suya erişim, toprak koruma, sel kontrolü, iklim düzenleme gibi birçok konuda yaşam destek hizmeti sağlıyor.

–          Su kaynaklarının korunması, doğal kaynakların muhafazasını, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iyileştirilmesini destekliyor. .

Ormanlarla ilgili bazı önemli kaynaklar:

Ormanlar ve Biyolojik Çeşitlilik Kitabı (Türkçe): http://www.dkm.org.tr/tr/orman_kitabi.html

Orman Biyolojik Çeşitliliği – Yeryüzünün Yaşayan Hazinesi (İngilizce): http://www.cbd.int/idb/2011/booklet/?tab=0

Dünyada Tehlike Altındaki 10 Orman Sıcak Noktası (İngilizce): http://blog.conservation.org/2011/02/10-most-threatened-forest-hotspots/

Türkiye Ormanları Sergi Fotoğrafları:  http://web.ogm.gov.tr/diger/2010ormanyili/Haberler/HaberGoruntule.aspx?List=f17f142c%2D1c9c%2D413a%2Db7d4%2D4c4271a5dac7&ID=14

  

Kaliforniya (Amerika Birleşik Devletleri) ormanları dünyada ağaçların “en”lerine ev sahipliği yapıyor!

Dünyanın en uzun ağacı: 115,55 metre uzunluğundaki Sequoia sempervirens

Dünyanın en geniş ağacı: 1.487 metreküp hacme sahip Sequoiadendron giganteum, nam-ı diğer “General Sherman”.

Dünyada bilinen en yaşlı canlı ağaç: yaklaşık 4.850 yaşındaki Balfourianae ağacı ismi “Methuselah”.

Dünya ve Türkiye ormanları ile ilgili temel bilgiler:

(BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) “Küresel Orman Kaynakları Değerlendirme 2010 Ana Raporu”, Biyolojik Çeşitlilik Sekreteryası ve Çevre ve Orman Bakanlığı verileri)

– Dünya karasal alanının %31’i (4 milyar hektarın üzerinde) ormanlarla kaplıdır.

– Dünyadaki ormanların %53’ü beş ülkede bulunuyor: Brezilya, Çin Halk Cumhuriyeti, Kanada, Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri.

– Çoğunluğu yerel topluluklar olmak üzere 300 milyon insan ormanlarda yaşıyor.

– 1,6 milyar yoksul insan (dünya nüfusunun %23’ü) geçimleri için orman kaynaklarına bağımlıdır.

– Ormanlar karasal biyolojik çeşitliliğin en az %80’ine ev sahipliği yapmaktadır.

– Orman biyolojik çeşitliliği kaybı alarm veriyor: Tropikal ormanlardan her gün 100’e yakın bitki ve hayvan türü yok oluyor!

– Dünyada kullanılabilen tatlı su kaynakların dörtte üçü orman havzalarından elde ediliyor. Gelişmekte olan ülkelerde ana şehirlerin üçte ikisi temiz sularını ormanlardan sağlıyor.

– Ormanlar 5.000’den fazla ticari ürüne ev sahipliği yapıyor. Yapraklardan elde edilen aromatic yağlardan, bitkisel ilaçlara, yiyecek ve giyeceklere…

– Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun %80’i geleneksel ilaçlar kullanıyor. Bu ilaçların %50’si çoğunlukla tropikal ormanlarda yetişen bitkilerden elde ediliyor.

– Dünyada karasal sisteminde tutulan karbonun yaklaşık % 67’si orman ekosistemlerinde depolanıyor. Küresel karbondioksit emisyonunun beşte bire yakını ormanların tahrip edilmesinden kaynaklanıyor.  Bu miktar tüm ulaştırma sektöründen kaynaklanan emisyona hemen hemen eşittir.

– Ormansızlaşma ve orman bozulmasının dünya genelinde en önemli etkeni ormanlık alanlarının tarım alanlarına dönüştürülmesidir. Diğer etkenler ise orman yangınları, böcek zararları ve hastalıklar, doğal felaketler ve istilacı türlerdir.

– Her yıl 13 milyon hektar doğal orman alanı başka amaçlarla kullanılmak üzere kaybedilmektedir.

– Her yıl orman yangınları tarafından tüm ormanların %1’inin ciddi boyutta etkilendiği rapor edilmektedir.

– Dünyada orman zararlısı böcekler yüzünden her yıl 35 milyon hektar orman zarar görmektedir.

– Dünya ormanlarının %13’ü yasal olarak koruma  (Milli park, tabiatı koruma alanı vb.) altındadır.

– Türkiye yüzölçümünün %27.2’si ormanlarla kaplıdır (toplam 21.4 milyon hektar).

– Türkiye’de 7 milyonun üzerinde orman köylüsü vardır.

– Avrupa’daki 100 orman sıcak noktasından dokuzu Türkiye’de bulunmaktadır. Bu sıcak noktalar toplam 1.422.747 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Bu alanların %30’u farklı koruma statüleri ile koruma altındadır.

 

2011 Uluslararası Orman Yılı ile ilgili hazırlanan önemli internet sayfaları şunlardır:

Türkiye için hazırlanan özel site: http://iyf.ogm.gov.tr/

Uluslararası resmi internet sitesi: http://www.un.org/en/events/iyof2011/

 

Fotoğraflar: Yıldıray Lise – Küre Dağları Milli Parkı

3Şubat2011

Küre Dağları’na sonbahar iniyor!

Belki iki,

Belki de üç hafta daha var

Tüm güzelliğiyle sonbaharın

Küre Dağları’na inmesi için…

Ama geniş yapraklı ağaçlar

Sararmaya ve kızarmaya çoktan başlamış…

Yağmur sonrası mantarlar coşmuş

Rengarenk fistanlarıyla köylü teyzeler mantara çıkmış

Akşama güzel bir kanlıca ziyafeti,

soba üstünde…

Armutluçayır’da eğrelti otları adam boyu

kahve gibi kararmış…

Köylüler çoktan hazırlamış kışlıklarını

Sobalar yakılmaya başlanmış

sonbahar kendini gösterince…

9ekim2010

Türkiye’nin Dünyaya Armağanı: Yenice Ormanları

(Foto: Yıldıray Lise – sonbahar 2011)

Yenice Ormanları hala, Prof. Dr. Hikmet Birand’ın 1957 yılında, ‘Anadolu Manzaraları’ adlı eserinde anlattığı gibi: “Her yer orman; her şey yeşil sessizlik içinde. Birbiri ardına sıralanan, önden arkaya doğru benizleri yağızlaşan ve ufukta akşam bulutlarıyla bir olan tepeler, hep orman…”

Kimine göre bir doğa harikası, kimine göre mutlaka görülmesi ve içinde yürünmesi gereken bir yer, kimine göre ilham kaynağı, kimine göre bu ormanlara hayat veren dereler üzerine hidroelektrik santralleri yapılması gereken bir alan… Herkes için farklı şeyler ifade eder, Karabük Yenice Ormanları. Sizin için ne ifade ettiğini öğrenmeniz için gidip görmeli ve oranın havasını solumalısınız.

Türkiye’nin en bakir ve kesintisiz ormanlarından biri olan Yenice Ormanları, anıt niteliğindeki ağaçları, doğal yaşlı ormanları, derin vadileri, akarsu ekosistemleri ve barındırdığı yaban hayatı çeşitliliğiyle Türkiye’nin en iyi korunmuş ormanlık bölgelerinden biridir.

Yenice Ormanları’na yüksek bir noktadan baktığınızda uçsuz bucaksız bir denizi andırdığını görürsünüz. Bu manzara yöre halkına, Hodulca Tepe’nin kuzeyindeki Şimşirdere Vadisi’ne bakan bir noktaya ‘orman denizini seyir iskelesi’ adını bile verdirtmiş.

Türkiye’nin en bakir ormanlarından biri

Türkiye’nin odunsu bitki tür çeşitliliği en yüksek alanlarının başında gelen Yenice Ormanları, anıt niteliğindeki ağaçları, derin vadileri, akarsuları ve barındırdığı yaban hayatı çeşitliliğiyle Avrupa’nın 100 orman sıcak noktasından biri kabul ediliyor. Doğa Derneği’nin Türkiye’de belirlediği 305 Önemli Doğa Alanı’ndan da biri aynı zamanda.

Bolu Dağları’nın kuzeybatısında İncedere, Şimşirdere, Çitdere su toplama havzalarını ve Safranbolu ilçesinin batısında yer alan Yenice Ormanları’nı içeren bölge, 100 metreden başlayarak yaklaşık 2000 metreye kadar yükselen engebeli yeryüzü şekillerine sahip. Ve bu topografya sayesinde bakirliğini ve biyolojik çeşitliliğini koruyabilmiş. Alanda, Yenice Nehri’nin ve kollarının çevresindeki arazilerde kurulmuş birkaç köy dışında yerleşim alanı bulunmuyor.

Yenice Ormanları, geniş ve iğne yapraklı karışık doğal yaşlı orman yapısına sahip. 1000-1200 metre yükseklikte doğu kayınının baskın olduğu geniş yapraklı ormanlar hakim. 1200 metreden sonra Uludağ göknarı ve sarıçam gibi iğne yapraklı ağaçlar sıklıkla görülmeye başlıyor ve 1400 metrenin üzerinde saf ormanlar oluşturuyorlar. Bölgenin en yüksek yeri olan Keltepe Zirvesi’nde ise açık kireçtaşlı alanlarda alpin kuşak bitkileri görülüyor.

Yenice Nehri’nin güneyindeki kesimlerde nemli çalı türleri yetişiyor. Denizin etkisiyle İncedere ve Şimşirdere’nin nehre karıştıkları aşağı kesimlerde ise, Akdeniz Bölgesi’nde görmeye alışık olduğumuz odunsu türler karşımıza çıkıyor: Sandal, funda, beyaz çiçekli laden, akçakesme, menengiç, erguvan ve sumak…

Yenice Ormanları’nın her köşesinde başka bir dünya ile karşılaşırsınız. Çitdere çevresinde porsuk, fındık, karaçam, çınar yapraklı akçaağaç, kayın gövdeli akçaağaç, sapsız meşe ve dağ karaağacı anıt ağaçları sizi selamlar. Kavaklı bölgesinde ise anıt porsuk ve fındık ağaçları… Yenice Ormanları, Onosma bozakmanii gibi, nesli tehlike altındaki dokuz endemik bitkiye de ev sahipliği yapıyor.

Farklı türlerin yaşam alanı

Yapılan çalışmalar bölgenin boz ayı, vaşak, yaban kedisi, kurt, çakal, tilki, karaca, ulu geyik, yaban domuzu, porsuk ve ağaç sansarına ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Farklı kuş türlerine de yaşam olanağı sunan bölge, aksırtlı ağaçkakan, ortanca ağaçkakan, alaca sinekkapan, küçük yeşil ağaçkakan ve çizgili ötleğen gibi ılıman kuşak orman biyomu türlerinin büyük popülasyonlarını da barındırıyor. Nesli küresel olarak tehlike altında olan Apollo (Parnassius apollo) ve bölgesel ölçekte tehdit altındaki çokgözlü Eros mavisi (Polyommatus eroides) ile orman güzelesmeri (Erebia medusa) adlı kelebek türleri de ormanın sessizliğinde kendilerine yer buluyor.

Yenice’de hayat

Bugün Yenice Ormanları’nın bir kısmı Kavaklı Tabiatı Koruma Alanı, Çitdere Tabiatı Koruma Alanı ve Yenice Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak koruma altına alınmış durumda. Bölgede ormancılık araştırmalarının yapılabilmesi için bazı bölümler Karabük-Büyükdüz Araştırma Ormanı ve Yaylacık Araştırma Ormanı olarak ayrılmış.

Yöre halkının temel geçim kaynağını kömür madeni işçiliği, ormancılık ve arıcılık oluşturuyor. Bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri sadece hane ihtiyacını sağlamaya yönelik. Kaymakamlık öncülüğünde yapılan kurslarla “Maket Yenice Evi” üretimi yapılarak yöre gençlerine istihdam imkanı sağlanıyor.

Son dönemde turizm alanda öne çıkan geçim kaynaklarının başında geliyor. Yerel yöneticilerin ve yöre halkının girişimleriyle bölge giderek daha çok tanınıyor ve turist çekiyor. Alan, Karabük Valiliği ve Yenice Kaymakamlığı’nın yürüttüğü “Yenice Ormanları Projesi” kapsamında 2009 yılında belirlenen, uluslararası standartlarla işaretlemeleri yapılan ve haritaları hazırlanan yürüyüş ve bisiklet parkurlarıyla, (bu proje kapsamında hazırlanan rehber kitap: www.yenice.gov.tr/yenice-kitap/) kısa ve uzun rotalarıyla meraklılarına birçok seçenek sunuyor.

Türkiye’nin her yöresinde olduğu gibi burada da ana sorun dereler üzerine kurulması planlanan 2 hidroelektrik santral. Yöre halkı ve sivil toplum kuruluşları tüm Türkiye’de olduğu gibi bu tehdide karşı şimdiden birlik olmuş durumda.

Umut

Yenice Ormanları, yakın çevresindeki en önemli korunan alanlardan biri olan Kastamonu-Bartın Küre Dağları Milli Parkı’nda yürütülen ve Küresel Çevre Fonu tarafından desteklenen “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi”nin 8 yaygınlaştırma alanından biri. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Ofisi, Çevre ve Orman Bakanlığı ve WWF-Türkiye ortaklığında yürütülen proje kapsamında Küre Dağları Milli Parkı’nda elde edilen deneyimler 2011 yılı içinde Yenice Ormanları’na aktarılacaktır. Böylece bölgenin etkin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimi için altyapı oluşturulacaktır.

Son yıllarda giderek önem kazanan Yenice Ormanları için son dönemde yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları ve ulusal sivil toplum kuruluşları bölgenin resmi olarak koruma altına alınması ve dünyaya armağan olarak sunulması için çalışmalarını yoğunlaştırdılar. Umarız ki bu çabalar sonucu Yenice Ormanları kısa süre içinde hak ettiği değeri görür ve koruma altına alınarak gelecek nesillere aktardığımız en değerli hediyelerden biri olur.

Bir ormanın içinde yürümenin en güzel yanı ağaçları yakından görmek, onlara dokunabilmek ve yılın farklı zamanlarında biraz dikkat ederseniz farklı canlı türlerini bir arada görmektir. Uçsuz bucaksız orman denizi Yenice de, onu yaşamanız, hissetmeniz, doğaya duyulan saygıyı dostlarınızla paylaşmanız için sizleri bekliyor.

Yenice Ormanları ile ilgili daha fazla bilgi için: http://www.yenice.gov.tr/

Kaynakça

Demirel, E. 2009. Yeşil sığınak: Yenice Ormanları. Skylife Dergisi. Kasım 2009.

Eken, G., Bozdoğan, M., İsfendiyaroğlu, S., Kılıç, D.T., Lise, Y. (editörler). 2006. Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları. Doğa Derneği. Ankara.

Lise, Y. 2005. 9 Sıcak Nokta: Yenice Ormanları. National Geographic Türkiye Eki. Nisan 2005.

Lise, Y. 2007. Orman Denizinde Sonbahar. Skylife Dergisi. Ekim 2007.

Yazı ve güzel fotoğraflar için: http://www.cevreciyiz.com/akademi/default.aspx?SectionId=315