Akdeniz benim evim

Öyküler anlatsam

mısralar yazsam

Akdeniz için

mutlaka incir, nar ve zeytin

olur satırlarımda.

*

Çünkü ben

nerde bir incir, nar veya zeytin ağacı görsem

kendimi evde hissederim.

20kasım2012

Bilge Karasu’nun “Narla İncire Gazel” kitabını okurken yazdım bu mısraları.

“Narla İncire Gazel” kitabın arka kapağında şu satırlar yer alıyor: “Nar kentinde bir incir buldum. Narı da inciri de, övmek isterim. Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine… Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye.”

Hayal kırıklıkları müzesi mi acaba?

Gecenin köründe çalar ev telefonum

“Zıırrr! Zıırrr!”

*

“Hayırdır inşallaaah” deyip

Kalkarım

*

Şaşkın şaşkın açarım

“Aağğlooo!”

*

“Aloo… Orası hayal kırıklıkları müzesi mi acaba?”

diye sorar bir genç kadın

sesi titrekçe…

*

“pardoooon!” diye cevaplarım anca…

*

“Diyorum ki: Hayal kırıklıkları müzesi mi acaba?”

*

“Efendiiimm?” derim şaşkınlıktan

kendime gelip…

*

“Hayal kırıklıkları müzesi mi?”

*

“Yok kardeş yaaa.”

Çııık… çıııkk… der

ve dururum bir an.

 “Dertlisin. Alatacakların var galiba?”

Deyip başladım dinlemeye…

*

Anlattı…

Anlattı…

Anlattı…

*

O anlattı,

ben kafa salladım görürmüş gibi beni

Şiştim doğrusu…

*

Pazar günü

Alarm çalınca

Uyandım

Derin bir nefes alıp…

26ağustos2012

Adem’in ağzından dünyada yalnızlık

“Bir kadeh zaman içelim!”

dedi İblis bana

Teklif mi, emir mi

Anlayamadım o an!

*

Aynı anda içtik

ve ben gözümü dünyaya

açtım

*

Yıllarca yapayalnız

Çöllerde kaldım

Kaçtım hayvanlardan

ve gök gürültüsünden

*

Hep ağladım

Yalvardım İblis’in Tanrısına

“Bana bir yoldaş!” diye

*

Ümidim çoktan yitmişti

Bir sabah güneşin

Yanında bir güneş

Daha belirdi sanki

*

Gördüm o muhteşem yaratığı

Gördüm o kadını

Sizin Havva dediğiniz

Gördüm o yoldaşı!

27temmuz2012

Ölüme yaş fark etmez

“Nasıl ölmek istersin?”

diye sordu sevdiğine

Romantik bir cevap beklercesine

*

Genç erkek hiç duraksamadan

“Gece, yatağımda sessizce” dedi

*

Kız, “Kiminle?” diye tekrar sordu

*

Erkek, “Yalnız” dedi

“Yapayalnız,

Yaş fark etmez!”

26temmuz2012

Gelişine çakalım hacı!

“Gelişine çakalım hacı!” dedi sokakta bekleyen tayfaya.

 

“Fark etmez abi, kim olursa!” cevabını aldı.

 

Güle oynaya… Bağıra çağıra gittiler.

 

 

Saatler sonra kafaları iyiydi “bali” çekmekten.

 

Hepsi kendinden geçmişti.

 

Bir köşede kıvrılıp kalmışlardı.

 

 

Bir evden gelen kadın çığlıklarıyla irkildiler.

 

Bir kadın koştu evden dışarı.

 

Yüzü gözü kan revan içinde.

 

“Yardım ediiin!” diye bağırdı.

 

Ardından bir adam koştu.

 

“Gel lan buraya kadın! Gel buraya!”

 

 

Gecenin bu saatinde bu seslere hepsi uyandı.

 

Birbirlerine baktılar.

 

                     Önlerine bu adam çıkmıştı.                         

 

Hem de o kadını kovalayan adam.

 

“Gelişine çakalım hacı!” bakışı ile

 

hepsi şöyle bir silkindi.

 

 

Hiç acımadan gelişine çaktılar adama.

 

 

16kasım2011 (Bartın otobüsü)

Bir peri kızı öyküsü

İşte bu kasabada  

 

Yaşlılar anlatıyor…

 

 

Dolunaylı gecelerde

 

Şu koya gelirmiş

 

O peri kızı

 

 

Gözleri kamaştırırmış

 

Bu efsane

 

 

Onu seyreylemek

 

İçin toplanırmış

 

Tüm canlılar

 

 

Dolunaylı her gecede

 

Raks edermiş

 

Denizin üstünde

 

 

İşte böyle bir gecede

 

Düşmüş aşka

 

Bir balıkçı genç

 

 

Başlamış

 

Her gece

 

Beklemeye

 

 

Aç ve susuz

 

Tek arzusu

 

Onu bir daha

 

Görmekmiş

 

 

Bundan habersiz

 

Peri kızı

 

Sadece dolunayda

 

Gelirmiş

 

 

Yitip gitmiş

 

O genç

 

Denizin derinliklerinde

 

Peri kızın

 

Ardı sıra

 

 

O gence

 

Ağlayan annenin

 

Gözyaşları oluvermiş

 

Yakamozlar

 

 

Her yakamozda

 

Balıkçılar bundan hüzünlüdür

 

Bu köyde

 

 

Denize açılmak istemezler

 

Ağ atmazlar

 

 

 Yaz günleri – 2011