En güzel Ramazan hatıralarımız 2011 – 4. Bayram

2011 yılı Ramazan yazı dizimiz en güzel bayram anıları ile sona eriyor.

Katkı koyan herkese tekrar çok teşekkürler.

Soru 8: Hatırladığınız en güzel bayram hatıranız nedir?

 

Cevaplar:

* Annem ve babam hala bayram harçlığı veriyorlar… Bayramlarımız çok olsun…

* Vallaha eski bayramların tadı başka idi herkes herkese gider bayramlaşırdı, bayram yemekleri yenirdi ve herkes daha bağlıydı ailelerine ve bayram tebrikleri telefonlarla ya da telgraf yoluyla yapılırdı. Şimdi ise sadece internetten mesajlar atılıyor. Yani iletişim teknoloji sayesinde hızlandı ama bizler çok tembelleştik bence.

* Benim bayramlarım: https://yildiraylise.wordpress.com/2011/08/29/benim-bayramlarim/

“Benim Ramazanlarım”: https://yildiraylise.wordpress.com/2011/08/10/benim-%e2%80%9cramazan%e2%80%9dlarim/

Ramazan / Şeker Bayramı 2011

En güzel Ramazan hatıralarımız 2011 – 3. Sahur sofrası

Yazı dizimiz en güzel sahur sofrası ile devam ediyor.

Soru 3: Sizce ideal sahur sofrası nasıl olmalı?

 

Cevaplar:

* Kahvaltı biçiminde yani çay merkezli. Taze domates biber salatalık ve ağır olmayan peynir.

* Sindirimi uzun süren yiyecekler tercih edilmeli. Yumurta, süt, peynir gibi. Bir tabak bulgur pilavı ile bütün gün rahatça oruç tutanlar var mesela. Susuzluğu gidermek için salatalık tercih edilebilir. Diüretik etkisi olan içeceklerden ve yiyeceklerden mümkün olduğu kadar kaçınılmalı.

* Çocukluğumdaki gibi. O zamanlar Ramazan bahar aylarına denk gelirdi. Annemin peynirli ve kıymalı su börekleri olurdu sofrada ve bir sürü kahvaltılık malzeme. Aklımda olan ise söğüş salata ve ayrı tabakta itinayla temizlenmiş yeşil soğanlar. Ve annemin filiz çay ile harmanladığı kaçak çay. Hepsinden yemek için kalkar, yer ve geri yatardım.Sabah okula giderken de yine su böreği tepsilerinin yarısını yer öyle gider, öğlen okuldan gelince diğer yarısını yerdim. İftarda ise annemin yaptığı diğer su böreği tepsilerini. Benim tuttuğum oruca ise çakal orucu denirdi camiada. Her öğün + sahurda yemek. Annemi ve su böreklerini özledim ben ya 😦

* Bence ideal sahur sofrası nasıl mı olmalı ? Sahur sofrasında peynir, zeytin, bal, reçel, hurma ve sıcak bir çay ya da kahvedir.

* Benim için ideal sahur sofrası, ben okula gidecegim saatlere yakın hazırlanıp bana börekli çörekli kahvaltı etme fırsatı verenlerdi Yıldırayım.

* Zeytinyağlı yaprak sarma+az tuzlu peynir+menemen+iftardan kalan pide ve kesinlikle çay. Tabi bu sofrayı en son ilkokul son sinifta gördüm :)) Öğlene kadar tuttuğum tekne orucuyla :)) Zaten bunlari yiyip yatınca öğlene kadar acıkılmıyo :))

3 tas has dosttan biri “En ideal sahur sofrası henüz …………. siz gerisini biliyorsunuz :))))” diyerek eylemini sürdürdü.

Ramazan 2011 – Ağustos ayı

En güzel Ramazan hatıralarımız 2011 – 2. Ramazan pidesi

Yazı dizimiz Ramazan pidesi ile devam ediyor.

Soru 2: Bugüne kadar en güzel Ramazan pidesini ne zaman ve nerede yediniz? Cevaplarınızı bekliyorum.

Bu soru çoğu kişiyi uzun pide kuyrukları ve çocuklarına anılarına götürmüş. Cevaplar böyle diyor.

 

Cevaplar:

* Adilcevaz’da. Yanında tereyağı ve çaynan.

* URFAAAAAA her zaman. Siverek pidesi harikadır.

* İstanbul, Ulus, Öztopuz cad. taş fırında. 5 dakika içinde eve gidinceye kadar 2 tanesini bitirmişliğim var :)) Oruç tutmadığım için yanıt sayılır mı bilmem:))

* Günaydın Yıldıray, şimdiye kadar en güzel Ramazan Pidesini Ankara’da (BAŞKENT’te) yedim ve daha çok Ramazan sofralarında yemiş bulunmaktayım.

* Samsun’da 1999-2000 gibi bir tarihte yedim sanırım.

* Isparta’da merkezde İstanbul fırını diye bir fırından yemiştim en lezzetlisini 🙂

* Açsan tüm pideler çok güzel gelir.

* İnanmayacaksın ama en son kendi yapmış olduğum ramazan pidesini çok sevmiştim 6-7 senedir yapmıyorum… Pasta börek yapmamaya ne zaman karar verdim biliyor musun Yıldıray? En son kaynanam, günü için paskalya yaptırdı, bacanakta un kurabiyesi. Baktım durum kötü tamamen elimi çektim bu işlerden ailenin pastacısı oluyordum az kalsın. [istedik bakalım dostumuz bize bir şeyler yapacak!]

* Öğrencilik yıllarımda Trabzon’da yediğim pideler. Hala tadı ve kokusu aklımda.

* Ben yediğim en güzel pidenin tadını hatırlıyorum ama yerini bilemedim =)

* Karar veremiyorum, bizim fırınlarımızın (Trabzon) herbiri birbirinden eşsiz pideler çıkarırlar ve ben her defasında en güzelini yediğimi düşünürüm :))

* Her yediğim pide en güzel pidedir.

2 dost ise çocukluk anıları üzerine söyleşmeye başladı:

Exxx: Çocukken Fethiye’de tüm gün dalgalarla boğuştuktan sonra denizden çıktığımda arasına peynir koyup yediğim pidedir. Tüm pideyi yemiştim.

Gxxxx: İyi hatırlattın Exxx, küçüklük zamanlarının deniz çıkışı pideleri :)) Sarelle de koyardık biz sıcak sıcak pidenin arasına Side ‘de. Tereyağı ve peynir.

Exxx: Çocukken yenilen peynirli, sarelleli, tereyağlı, fırından eve giderken kızılacağını bile bile tırtıklanan pideler en güzel ramazan pideleri! 🙂

Gxxxx: Canim çekti yaw şimdi… ama o şekilde, deniz yorgunluuu da olacak…

Exxx: Evet yaaa! Deniz kenarında olmak vardı şimdi :((

3 tas has dost “En güzel ramazan pidesi henüz yenmemiş olandır” / “Ben daha en güzel pideyi yemedim!” diyerek söylemlerine devam etti ve şunu belirtti “bu seni takip edecek, biliyorsun değil mi? :)”

Burada Ramazan pidesiyle ilgili şu paylaşımlara da yer vermek iyi olur:

Hatırlayalım. Ramazan’da bir fırın pidesi olur bir de (benim tabirimle cafcaflı) pastane pidesi.

Dostlar yazdılar hangisini tercih ettiklerini ve anılarını.

* Fırııınnnn….

* Benim de favorim odur ama bu aksam pastane deniyorum.

* Taş fırının yerini tutmaz ne kadar cafcaflı da olsa pastane pidesi.

* Tabi ki öncelik taş fırın. Ama en güzel tarafı iftara sayılı dakikalar kala beklenen sıra keyfi. Tüm o mis gibi kokular arasında.

* Bizim apartmanın diğer çocuklarıyla pide almaya giderken her gün biri, bir pide parası fazla getirirdi, çocuk halimizle oruçlu olmadığımızdan eve gidene kadar fazladan alınan pide bölüşülür sıcak sıcak mideye indirilirdi… Bir sene de, Ramazan’ın kışa denk geldiği zaman iftar pideleri tam biz servisten inip eve dönerken çıkardı; bütün sokak pide kokardı mis gibi; eve gelene kadar karnımız doyardı tabi; hatta annem yanınıza helva koyayım okula giderken dönüşte katık edersiniz diye dalga geçtiydi.

Ramazan 2011 – Ağustos ayı

En güzel Ramazan hatıralarımız 2011 – 1. Güllaç

“Ramazan ayında her gün bir soru” olarak tasarladığım, sonra yeterli cevaplar gelmeyince, yarıda kestiğim bir çalışmayı tüm blog okuyucularım ile paylaşmam gerektiğini düşündüm.

Ramazan ayı boyunca sorduğum sorulara birçok arkadaşım cevap vererek bu yazı dizisinin hazırlanmasına katkı koymuştur.

Soru 1: Bugüne kadar yediğiniz en güzel GÜLLAÇ hangisi?

Çoğu kişi çocukluk yıllarından gelen anılarındaki güllacın en iyisi olduğu belirtti.

Cevaplar:

* Annemin güllacı 🙂

* Şafak’ın [bunu yazan arkadaşın eşi] babanesinin güllacı.

* … Güllaca gelince, ısmarlanan güllaç gibisi yoktur bence. Zira beleş baldan tatlıdır. Yoksa baldız mı, baldan tatlıydı? Neydi o ya? Bir baldızım olursa adını güllaç koyacam.

* Neneminki.

* Anneminki her zaman çok başarılıdır. Her Ramazan muhakkak evde yapılır.

* Babaanneminki… Çok farklı: ufak bir parça kaymağın etrafına sarılmış güllaç; başka hiçbir yerde yemedim. Tabii 1963’den beri yiyemiyorum :(( Nerede o eski Selanikli hanımlar…

* Güllaç hiç bana güzel bi tatlı gibi gelmezdi, bi akşam Arpat’ın annesi ikram etti, bende ayıp olmasın diye bi çatal aldım, bayıldım!

* Anneminki! Bol gülsuyu ve üzerinde nar taneleri… Of of of!!!

* Güllacı hiç sevmezdim meraklılarına da şaşırırdım ta kiii Kütahya’dan bir güllaç yiyene kadar!! Meğer ustanın soyadı güllaçcı imiş. Dedesi Osmanlı sarayında güllaç ustası imiş 🙂 Meğer o güne kadar yediklerim güllaç değil imiş 🙂

* Bugüne kadar güllaç bana hep uzak geldi, görünüşünden bir türlü yemek istemedim ama öyle güzel yorumlar okudum ki bu akşam tadına bakacağım Mısır Çarşısından bulurum herhalde… :))

* Komşum Levent’in yapıp paylaştığı. Güllaç’ı beşamel sosuna batırıp arasına kıymalı harç koymuştu, üzerine de peynir rendesi. Şaşırmıştım ama tatlısı olur da tuzlusu neden olmasındı ki? Bambaşka bir güllaçtı ama nefisti..

* [Ankara’da] Özsüt’ü tavsiye ederim. Geçen Ramazan müdavimiydim bu Ramazan krize girmiyorum Allahtan!

İki dostum da kendilerinin yaptığı güllaçın en iyi olduğunu belirtti.

* Kendi yaptığım güllaç!

* Tabi ki kendi ağız tadıma uygun olarak yaptığım, kendi güllacım 🙂 bekleriz!

3 tas has dost ise daha ilk sorudan itibaren “en güzel güllaç henüz yemediğindir, aramaya devam edersin…” gibi ifadelerle bazı yemeklerin ve tatlıların en güzelini hala yemediklerini, yeyince anlaşılacaklarını belirttiler.  

Ramazan 2011 – Ağustos ayı