Mahalle arası futbol zevki…

13-14 yaşlarında siyahlar giyinmiş bir çocuk koşarak köşeyi döndü ve gözden kayboldu. Tam karşımda Cankurtaran Spor’un maç tahtası duruyor; çocukluğuma götüren bir an için beni. Buralarda hala var gençlik spor kulüpleri, mahalle takımları, o ruh…

Arkamdan az önce yanından geçerken Cemalim’i mırıldanan ses gürledi. Köşede duran iki gence: “Özcaan, Akın’ı çağır bana!”

“Akın, Akın!”

“Duydu mu?”

“Duydu, duydu!”

Akın koşarak geri döndü.

“Hadi, bu hafta oynuycaan.”

Arkadaki diğer çocuğa: “Koş, sen de koş, sen de oynuycaan.”

Yenisaraçhane çıkmazının huzurlu çocuğu da koşarak gitti, çocuğuyla okul bahçesinde top oynayan çocukları seyreden Cemalim’e.

Bunları yazdığım Erol Taş Kültür Merkezi’nde güzel bir çay içerken güle oynaya, hoplaya zıplaya yokuş aşağı geldiler, tam önümde diğer çocuklarla buluştular. Futbol topu havada uçuştu, düştü, yine havalandı. Hep beraber neşe içinde yine yokuşu koşarak çıktılar. Şimdi futbol oynuyorlardır okul bahçesinde, seviniyorlardır, paslaşıp yardımlaşıyorlardır, hırslarını boşaltıyorlardır, yeri gelince okkalı ama masum bir küfür. Hepsinin bir adı, lakabı vardır; kalede Rüştü… 08-3-2001 (12:31:31)