Hey yağmur

 Hey yağmur

Dostum oldum

En kötü anlarımda

Gözyaşlarımı gizledin…

Düştün toprak

Buram buram koktu

Ben kendimde değildim…

Hey yağmur

Her damlanla sardın beni

Dostumsun…

Herkes gitti

Bir tek sen kaldın

Hey yağmur

Düşüver yine

Sar sarmala beni

Burnumda o enfes koku

Al götür buralardan

Hey yağmur…

(*) Cem Adrian’ın “Yağmur” şarkısının klibini seyrederken yazılmıştır:

16Şubat2011

yağmurlu dakikalar…

öyle bir yağmur yağıyor ki

belki farkındasın belki de değil

sen şu an…

belki kuş tüyü yatağında yatıyorsun…

dünyadan ve olup bitenlerden habersiz…

biz ise halkın içinden geldik ve de halkı tanıdık..

bize böyle şeyler yakışmaz dedik,

ve de zor olan yolu seçtik..

hadi bakalım neler olacak diye bekler dururken..

işte bu mükemmel yağmur başladı…

her zaman dünyanın en güzel kokusu olan…

toprağın ilk suyu emiş kokusunu yine beraberinde getirdi…

işte en büyük mutluluk bu aslında..

doğayla birlikte olmak…

onunla iç içe geçmek

ve de onunla bütünleşmek…

daha da önemlisi onun koynunda yatmak…

işte bizim isteklerimiz bunlar…

ama nerede bize bunları sağlayacaklar diye düşünüyoruz…

maalesef bulamıyoruz…

**

işte bir yağmur ve aklıma getirdikleri…

ama en iyisi bu yağmurun

beni buralardan alıpta başka diyarlar başka toplumlara

başka baharlar, başka yarenlere götüreceği düşüncesi…

ahh bir gerçekleşse..

ne olur gerçekleşse..

inşaallah diyor bir ses içimden

bir gün gelecek ve sen sevdiğinle bu cümleleri

gülerek okuyup, tatlı anılara dalacaksın.

**

hadi bekliyorum yağmur gel de al beni..

beni buralardan uzaklaştır veya buralarda birilerine yakınlaştır…

yani bir işe yara yeter ki…

toprağa hayat veriyorsun, bizlere toprak kokusu…

ne olur biraz daha uğraşsan ve düşlerimizi gerçekleştirsen…

hiç olmadı şu gümbür gümbür sularında köhnemiş beyinleri yıkayıp

acenin dantellilere yaptıklarını yapsan…

hadi artık bekliyorum…

tüm benliğimi ve tüm gücümü sana vererek…

gel artık vakit geçiyor…

yoksa ben mi gelip alayım seni?

ben mi yine bu işin ucundan tutayım?

ben mi yine kendi işimi kimseye muhtaç olmadan yapayım?

bak kimse yardım etmiyor…

son çaremsin gel artık hey yağmur…

gel ve tüm bu pislikleri temizle….

08.6.1997 (17:50:35) Ankara

balıkçılar bile yok köprüde

Yağmur görüşüm kapıyor

Ama yine de hoş boğaz

Bir araba vapuru, bir martı ve yağmur sesi.

 

Tüm bu karanlık ve kötülüklerde ışık olmak yoruyor git gide beni.

Hergün biraz daha ağırlaşıyor yorgunluğum

Pollyanna geliyor aklıma hayatıma girişi, bu mu onlara sebep?

Sıyırıp kafayı Pollyanna’yı aramalı ve de ona zarar vermeli.

Diye diye hülyalara dalıyorum. Sonra.

 

Sonrası hep bir gülümseme dudağımda nerden geldiği belli olmayan (iç dinamikler sağolsun!)

Dıştaki güzelliklere de biz mi sebep oluyoruz,

onları çekip çıkarıyoruz diye düşünüyorum bazen.

Çünkü dıştan bir fayda göremiyoruz çoğu zaman.

“Mutluluk hemen geçer ama hüzün uzun süre etkilidir” deyip

eleştirmişti beni bir arkadaş.

 

Biliyorum ama dudaklarımdaki o gülümsemeye mani olamıyorum ki

Hemen unutmak istiyor gibiyim hüzünleri,

Kötülükleri,

Sıyrılmak tüm onlardan.

 

Ve gülüş gelip konuyor dudaklarıma.

 

01-02-2001 (08:58:35)