Ali Lidar Küçük Prens kitabını okuyunca “Büyümek kirlenmektir” demiş.

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Ali Lidar

1

Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimizin 4. konuğu felsefe öğretmeni ve yazar Ali Lidar.

Yazar (OT Dergisi’nde aylık olarak yazılarını keyifle okuyoruz, Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak adlı bloğunu da takip ediyoruz) ve Eskişehir Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Ali Lidar yıllar sonra tekrar okuyup etkilendiği Küçük Prens kitabını ve objelerini 4 yıldır biriktiriyor.

 4

Ali Lidar kimdir?

Ali, kendini şöyle anlatıyor: “Okumaya ve yazmaya sevdalı, başkalarına tuhaf gelen şeyleri biriktirmeyi seven, kendisi de tuhaf bir garip ademim işte.”

Ali Lidar’ı takip etmek isterseniz, lütfen aşağıdaki adresleri ziyaret ediniz.

Blog adresi

Facebook adresi

Twitter adresi

Instagram adresi

 

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Ali Lidar (AL): Küçük Prens’le kurduğumuz gönül bağı malum. Bu bağın sonuçlarından biri de derin bir etki elbet. En büyük etki ne dersen büyümek ve kirlenmek arasındaki zorunlu ilişkiyi çok naif bir şekilde göstermiş olması.

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

AL: Okuduğum ilk birkaç kitaptan biriydi Küçük Prens. Ama o zamanlar çok da üzerinde durmamıştım. Yıllar sonra tesadüfen tekrar elime geçtiğinde birkaç saat içinde okuyup neredeyse büyülendim. O gün, bu gündür de bitmeyen bir tutkuyla tekrar tekrar okumaya devam ediyorum.

 8

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz? Koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ve neyi amaçlıyor?

AL: Türkçe’de ve basılı diğer dillerde Küçük Prens kitapları başta olmak üzere olabilecek her şeyi biriktirmeye çalışıyorum. Defterler, biblolar, anahtarlıklar vs.

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

AL: Yaklaşık dört yıldır koleksiyon yapıyorum. Koleksiyona başlama hikayem biraz özenti aslında. İnternette dolaşırken yurt dışında yaşayan bir Küçük Prens biriktiricisinin sitesini görmüş ve hayran kalmıştım. Onun üzerine kendi kendime ben neden böyle bir işe girişmiyorum ki dedim ve sonrasında buralara kadar geldik işte.

 7

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

AL: Başta öğrencim ve arkadaşım Emre Ütükler olmak üzere pek çok tanıdığımın, öğrencimin ve arkadaşımın emeği var koleksiyonun oluşmasında. Bu vesileyle buradan her birine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunmak isterim.

 

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

AL: Kitap olarak 113 parça var şu an elimde. 58 farklı dil ve lehçede. Tabi benim koleksiyonum hayli genç bir koleksiyon bu yüzden çok ciddi eksiklerim var. Ama her geçen gün sayı artmakta umarım birkaç yıl içinde pek çok eksiği giderilmiş ciddi bir koleksiyona sahip olabileceğim

 6

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

AL: Hayır. Koleksiyon ve sergiyle ilgili birkaç fotoğraf paylaşmak dışında herhangi bir paylaşımım olmadı internet üzerinden.

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

AL: En son birkaç ay önce (7-11 Nisan 2014 tarihlerinde) Kütüphanecilik Haftası’nda çalıştığım okulda (Eskişehir Anadolu Lisesi) bir Küçük Prens sergisi düzenledik. Gayet sevimli bir sergi oldu. Beş gün açık kaldı. İkibin civarında ziyaretçimiz oldu. 100 kitap ve bir kaç obje sergiledim. Ziyaretçilerden biri, elli yaşında bir abi çocukken okuduğu Küçük Prens’i hediye olarak getirmiş, o çok güzel bir anı oldu. Koleksiyon büyüdükçe bu tür sergileri sıklaştırmak gibi bir düşüncem var elbette ama bakalım.

 5

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

AL: Çok saygı duyduğum ve örnek aldığım iki koleksiyoncu abim var. Çok kıymetli Mehmet Sobacı ve Yıldıray Lise. Yeri gelmişken buradan da ifade edeyim en çok onların desteğini bekliyorum. [Destek vereceğiz tabii ki]

 

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

AL: Mehmet abinin koleksiyonuna gıpta etmemek mümkün değil. Tabii Yıldıray Lise koleksiyonuna da öyle. Valla öyle spesifik olarak şu parçaya özeniyorum diyemem çünkü bende olmayan her parçaya çok özeniyorum.

 3

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

AL: Öyle anlatmaya değer çok ilginç bir şey hatırlamıyorum ama benim çok hoşuma giden bir şey var. Defalarca oldu bu. Hiç tanımadığım, sadece internet üzerinden beni takip eden ya da tanıyan insanlar adresimi istiyor ve bulundukları ülkeden Küçük Prens yolluyorlar bana. Bu gerçekten, insanı çok mutlu eden bir şey.

 

YL: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

AL: Beni şöyle değiştirdi diyebileceğim net bir değişikli yok sanırım. Ama elbette ki etkileri oldu. Sen de çok iyi bilirsin ki bu türden bir koleksiyon ciddi bir sabır ve emek istiyor. Ki benim ne kadar sabırsız bir adam olduğum düşünülürse bu anlamda bana ciddi bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

 2

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

AL: Evet abi. Yukarda da belirttiğim gibi Küçük Prens ile alakalı her ne varsa toplamaya gayret ediyorum.

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

AL: Bence en büyük sır, büyük küçük her şeyin kendinden bir şeyler bulabiliyor olması. Okuduğum en evrensel mesajlara sahip kitap olduğunu düşünüyorum Küçük Prens’in.

YL: Kitabın en çok sevdiğiniz bölümü hangisidir?

AL: Son bölüm abi. Gitmek zorunda olan Küçük Prens’in sessizce yana devrildiği bölümü her okuduğumda içimi yakar.

YL: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

AL: Büyümek kirlenmektir.

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

AL: Yazarın imzaladığı bir ilk baskı müthiş olur bence

 9

Fotoğraflar: Ali Lidar arşivi

11ağustos2014

Yolculuk hallerimde tatlı bir uyku

Bayılırım azıcık kestirmeye

Yolculuk hallerimde

Geceyi bırak, gündüze bak

Uçak kalkarken veya inerken

Ağzımda sakız

Vakit az

Ama gücü çok

Bir keyif

Tatlı bir uyku

*

Arabanın kopilot koltuğunda

Öğleden sonra güneşini yiyince

Mayışır insan

Kendinden geçer

Sen de 5

Ben diyim 9 dakika

Müthiş bir keyif

*

Tren sallanırken beşik gibi

Düzene girer rayların sesi

Ovalar, dağlar, çocuklar

Akar gider yanımdan hızlıca

Başım cama dayalı

Geçerim kendimden

Müthiş keyif

9haziran2014

İçimden biz geçiyor

İçimden şehirler geçiyor (*)

diyor Feridun Düzağaç şarkısında

Dalıp giderim o anda

Kaybolurum sokaklarında

o şehirlerin

Her şehrin limanında yelkenliler

Bize doğru götürürler beni

İçimden biz geçiyor.

21temmuz2014

Feridun Düzağaç – İçimden şehirler geçiyor

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar

Siz rahat yatağınızda uyurken

Siyasi yarışınızda

*

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar

Geride gözü yaşlı insanlar

ve vicdan(lı/sız) yedibuçukmilyar insan

*

Çocuklar ölüyor beyim

Dünyanın her köşesinde

Bugün en çok Filistin’de

Yarın kim bilir nerde?

*

Çocuklar ölüyor annem

Bir tek senin yüreğin sızlar

18temmuz2014

Melissa Mey’in Yol Arkadaşı Küçük Prens

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Melissa Mey

 

Uzun bir aradan sonra Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimize devam ediyoruz. 3. konuğumuz fotoğraf sanatçısı Melissa Mey.

 melissa_mey1

Melissa Mey kimdir?

Fotoğraf sanatçısı, gezgin, yazar, çizer, boyar. İşini “Tam anlamıyla işim yok benim. Sanatçının işi ne ise o.” diye tanımlıyor.

Küçük Prens’i bir yol arkadaşı yani “küçük adam” olarak isimlendiriyor: “Bu küçük adam benim hayatıma çok önemli bir yerde. Ve sanırım da hep öyle kalacak. Bakın onun vesilesi ile ne güzel dostlar edindim bile. Umuyorum Onu daha çok kişi okur, tanır, anlar ve hep  hatırlar. Böylelikle dünya çok daha güzel olacak düşüncesindeyim. “Büyükler hep yarınları düşünür” diyor şu an yanımda Küçük Prensim. Ne de haklı. Sadece çocuklar anı yaşarken bizler yarınları planlayarak güzel anlarımızı kaçırıyoruz.  Küçük Prens vesilesi ile seni ve diğer dostları tanımak çok güzeldi. Umarım o hayalleri en kısa sürede gerçek kılarız. İstanbul da toplanıp bol bol paylaşmak ve üretmek dileğiyle…”

1989 yılında öğrendiği ve kendince uyarlayıp MEYce adını verdiği Göktürk alfabesinde eşsiz bir küçük prens kitabı hazırlıyor. El yazısı olarak hazırlanan kitabı ilk hediye edeceği kişi benim.

Koleksiyonunu paylaştığı bir site yok ama kendisi ve Küçük Prens sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorlar. Melissa Mey ve Küçük Prens adına instagram ve twitter hesapları var.

Melissa Mey’in Küçük Prens dostluğunu kendi kaleminden okumak isterseniz bloğunu ziyaret ediniz.

 

melissa_mey7

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Melissa Mey (MEY): Her cümle benim için önemli ve tüm kitap beni etkilemişken bu soruya cevap vermek biraz zor. Ama sanırım en sevdiğim bölümü tilki ile dostluğu. Bir de yılanla sohbeti. Gülüne duyduğu aşk apayrı. Tüm kitabı anlatmayayım. :)

 

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

MEY: İlk okuduğum yılı ne yazık ki hatırlamıyorum ama çocukken okumuştum. Ancak ben, pardon biz (yol arkadaşım Küçük Prens de aynı düşüncede) asıl yol kesişmemizi 2012 yılında Fas seyahatimde yaşadık.

Bu anı bloğunda şöyle anlatıyor: “… iki yıl önce Morocco seyahatimde oldukça hasta bir halde gece Casablanca’dan Marakesh’e giderken araçta sırt üstü uzanmış ve üşürken gökyüzündeki inanılmaz büyük yıldızları seyrettim. 2,5 saat sürdü bu kapkaranlık çöl yolunda o kocaman elimi uzatsam dokunacakmışım gibi duran yıldızları seyredişim. Sonra küçük prens geldi yanıma ve unuttun beni Mey dedi usulca sesiyle. Utandım ve hiçbir şey diyemedim. O da sessizce kayboldu zaten. Sohbet sırasında küçük prens aşkımdan bahsetmiştim bir arkadaşıma (murat s.), ertesi sabah erken başlayan kahvaltıda o arkadaşım elinde Fransızca küçük prens kitabıyla geldi. İlginç bir hikayesi vardı bu kitabın. Aslında sabah yürüyüşünde otel yakınında eski ve kapalı bir kilise görmüş ve benim için bakmış açık mı diye sonra yanında bir kitapçı ve küçük prens kitabı. Elbette güzel bir rastlantı sonucu o kitap yeniden küçük prensi hayatıma getirdi.”

melissa_kitaplar1

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz?

MEY: Aslında farklı dillerde basılmış kitaplarını ancak artık ona ait her şey gibi olmaya başladı.

 

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

MEY: Son ve yeni koleksiyonum 2012 sonlarında başladı.

 melissa_mey6

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

MEY: Koleksiyonum artık dostların hediyelerinden oluşur oldu. Böylesi daha anlamlı benim için.

 

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

MEY: Son durum pek iç açıcı değil. Yolda olanlar var. Gelemeyen, gelen ama hala buluşamadığımızdan bana ulaşamayanlar var. Sayısını bilmiyorum. Sayılar büyüklere ait ama diyebilirim ki çok güzel hikayeleri olan küçük prenslerim var. :)

 melissa_mey4

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

MEY: Hayır. Belki ileride biraz daha büyüdüğünde olabilir.

 

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

MEY: Sergilemek isterim ama bunun için çok yolum var. Bağış ise MEY ölecek bir gün ve ardında bir müze bırakmayı istiyor. Öyle olursa o müzede kalmasını ve satılacaksa da o müze yararına olmasını isterim.

melissa_mey5

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

MEY: Sizler dışında şimdilik yok ancak iletişime geçmem gerektiğini görüyorum. Umarım bir diyalog kurarım.

 

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

MEY: SeninSobacı ve Kazım İnal’ın kitaplarını gördüğümde elbette bende de olmasını çok isteyip kısa süreli bir panik ve hırsa büründüm. Ancak dediğim gibi benim yolum farklı ilerliyor. O nedenle başka koleksiyonerleri takip etmedim hiç. Edersem büyükler gibi sayılara takılırım ve üzülürüm.  Belki değişirim bende… Bir gün, kim bilir?

 melissa_mey3

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

MEY: Adını vermek istemediğim bir arkadaşım, bir sabah beni aradı ve kahve için buluştuk. Elinde 3 tane küçük prens kitabını görünce nasıl mutlu olduysam o an kalkıp sarılmak ve mutluluğumu göstermek istedim ama pek uygun bir ortam değildi ve bunu sadece kocaman bir gülümsemeyle tuttum. O ise sen böyle gülümsersen sana tüm dillerdeki küçük prensleri getiririm demişti. Elbette kıpkırmızı bir yüz ile çok mu fazla sevindim sorusuna kapıldım.

Bir başka beni şaşırtan ve mutlu eden olay ise kendine Küçük Prens diyen bir dostumun yine kendi için yaptığı ve sadece bir tane olan çok güzel bir Küçük Prens gezegeni seramiğini hediye etmesi oldu. Gezegen, bir basketbol topu büyüklüğünde ve oldukça ağır. Bu eşi benzeri olmayan sanat eserine en az kendi kadar iyi bakacağıma inandığı için bana vermesi inanılmaz kıymetli. Böyle çok keyifli anılar elbette oluyor.

 melissa_mey2

YL: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

MEY: Elbette. Güzel hikâyeler kattı hayatıma. Her bir kitabın bir hikâyesi var. Uzak yollardan benim için emekle geldi her biri. Üzerinde bir not ile geldiler. Bana ulaştığında karşımdakine nasıl mutlu olduğumu, bir kitabın beni nasıl mutlu ettiğini göstererek. Büyükler için bir kitaptan böylesi mutlu olanı görmek çok şaşırtıcı. Onları şaşırtıyorum sanırım. Sonra sabırla beklemeyi öğretti. Bir kitabın yolunu sabırla bekliyorum. Ama bende o tipik koleksiyoner hırsı hiç olmadı. O tehlikeli bir durum ve o moda girmeyi istemiyorum. Öyle anlarda kendimi hemen uyarıyorum ve sakın diyorum. “Bu başka bir yol ve büyük olma MEY “ diye incecik bir ses duyuyorum ensemde ve bir bakıyorum benim küçük adamım dik dik duruyor omzumda. O yüzden sakince, keyifle, dostların beni anımsayarak gittikleri yerlerden kitabı almalarını, bir not ile sürpriz yaparak bana vermelerini, kocaman gözlerimin daha da kocaman olarak gülümseme ve sevinçle onlara sarılıp bu koleksiyonu tamamlamayı tercih ediyorum.

 

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

MEY: Aslında sadece her dil ve lehçeden birer kitap diye düşünmüştüm. Ama artık Küçük Prens’e dair ne görülse paylaşılıyor benimle ve elbette bundan çok mutluyum.  Küçük Prens objelerini alıyor ya da hediyeleri geldiğinde hayır diyemiyorum. Ne yazık ki benden de alınıp geri verilmeyen Küçük Prenslerim oluyor. Yani evet, gelirse ve gitmezse birikiyor.

 melissa_mey8

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

MEY: Çok samimi ve yalın bir dille yazılmış olması ve elbette hepimizden bir hikâye taşıması diye düşünüyorum.

 

YL: Kitabın en çok sevdiğiniz bölümü hangisidir?

MEY: Zor bir soru bu sevgili Yıldıray, her bölümü çok sevdiğimden nasıl ayıracağım bilemedim. Ama gülüne aşkı, tilkiyle ve yılanla diyalogu beni çok etkiler. Vedalaşma anı, son bölümde. Ama kendimle özdeşleşen bölüm, gün batımlarını izlediği yer. Tam 43 kez izlemiş bir keresinde. Ben çocukluğumun her akşamı neredeyse izlerdim. “Biliyor musun? İnsan günbatımlarını çok kederliyken seviyor…” VI. Bölüm J

 

YL: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

MEY: Benim için her bir cümlesi önemli birer hatırlatma. Ama en çok büyüdüğümüzde unuttuğumuz çocukluğumuzu hatırlatmasını seviyorum. Çünkü büyüyünce aksine her şeyi daha küçük algılıyoruz. Daha az duyuyor, daha az anlıyor, daha az dinliyor ve görüyoruz. Her şey yaşın aksine azalıyor… Kitabın en önemli mesajı bir çocuk ruhuyla algılayabilmek.

melissa_mey9

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

MEY: Benim küçük prens hikâyem bir yerlerinde olmalı. Kitap koleksiyonları ve objeleri dışında o müzede fotoğraflarımın olmasını çok isterdim.

 

14temmuz2014

 

Melissa Mey internet siteleri: www.melissamey.com ve http://meyontheroadforphoto.blogspot.com.tr/

Melissa Mey Twitter ve Instagram hesaplarını takip ediniz!

Küçük Prens Twitter ve Instagram hesaplarını takip ediniz!

Fotoğraflar: Melissa Mey arşivi