Yüzlerce Dilde Bir Küçük Prens

Mali_Bambara_dili

(Siyahi Küçük Prens kapaklı Mali’de konuşulan Bambara

dilinde kitap – en sevdiğim kitaplardan biridir.)


Sevdiğim şairlerden Haydar Ergülen’den Küçük Prens ile ilgili yazı isteği içeren eposta almak günümü şenlendirdi. 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en etkili eserlerinden biri seçilmiş, tüm dünyada adını hiç bilmediğimiz dillere dahi çevrilmiş, birçok sanat eserine ilham vermiş bu kitapla ilgili ne yazsam diye düşünmeye başladım.

Kitap ve yazarı Exupery ile ilgili bilgi veren kitap ve yazılara ulaşmak mümkün olduğu için kendi Küçük Prens hikayemi anlatmaya karar verdim.

 cropped-kp_kapak1.jpg

“Bu büyükler tuhaf oluyor”

 

Bana göre dünyayı ve insanları daha iyi tanımak için en güzel modern edebiyat ürünü. Masal tadında. Masallarda bize anlatılan her şey var: Kötüler, iyiler, onları anlamak… Bir kere değil defalarca okunmalı. Her okuyuşumda farklı tatlar alıyorum, farklı bölümleri dikkatimi çekiyor.

 

Bana göre küçüklerden çok büyüklere yazılmış bir kitap. Çocukken okuduğumuz masalların tadını bize veren bir kitap. İçinde dostluk ve umut bulurum her okuduğumda.

Evrensel değerleri çocuk diliyle ve merakı içinde anlattığından belki de hepimizin gönlünü çalmış bir kitap.

 

Her okuduğumda farklı bir yerini keşfediyorum kitabın. İlk göz ağrım olan tilki ile muhabbetinin ise yeri her zaman ayrıdır. Burada dostluğun çok iyi anlatıldığını düşünüyorum. Kitabın başında şapka ve koyun çizimleri ise bize çocukların hayal dünyasını çok güzel anlatıyor. Yaşlandıkça bizim unuttuğumuz bu hayal dünyasını…

 Y_Lise_sergi_alani5(İstanbul sergimizden bir görüntü)

Bence modern bir masal bu kitap içinde insanları ve dünyayı anlamamızı sağlayan birçok konu var. Kitabı her okuduğumda içimde bir umut ışığı belirir.

 

Okuyan herkes farklı bir cümlelerin altını çizdiğini ve bazı cümleleri çok sevdiğini söylüyor. Kitabın özünü de anlatan her gezegeni ziyaretinden sonra Küçük Prens’in söylediği “büyükler gerçekten çok tuhaf” cümlesini severim. Üzerinde düşününce bize ne kadar çok şey anlattığını fark ederiz.

Kitap dünyada birçok sanatçıyı etkilemiş ve farklı sanat dalında ürünler ortaya çıkmış: Opera, tiyatro, bale, buz dansı gösterisi, film, şarkılar, çizgi film, çizgi roman… Japonya ve Brezilya’da birer müzesi kurulmuş. Güney Kore’de bir Fransız Mahallesi kurulmuş Küçük Prens için.

 

Çoğu kişinin başucu kitabı olan Küçük Prens’i hala okumadıysanız lütfen okuyun! Okuduysanız da tekrar tekrar okuyun!

 

Ahmet Muhip Dıranas, Azra Erhat, Cemal Süreya, Tomris Uyar, Selim İleri…

 

“İsimlerini gayet iyi bildiğimiz bu kişilerin ortak noktası nedir?” diye sorsam. Ne cevap verirdiniz?

Evet, bu önemli yazar ve şairlerimizin hepsi Küçük Prens kitabını dilimize çevirmiş.

Kitap ilk olarak 1943 yılı Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce İngilizce, hemen bir hafta sonrada Fransızca olarak basıldı. On yıl sonra 1953 yılında Türkçemize kazandırıldı. Türkçemizde ilk olarak Çocuk Esirgeme Kurumu’nun dergisi Çocuk ve Yuva’da Ahmet Muhip Dıranas çevirisi ile tefrika edildi. 1953 yılında Hüsnü Tabiat Matbaası ve Doğan Kardeş Kitaplığı tarafından 2 farklı kitap olarak da basıldı.

Yıllar içinde birçok farklı çevirmenin ürünleri farklı yayınevleri tarafından basıldı. 1988 yılından beri telif hakları Mavibulut Yayıncılık’da ama yine de farklı baskıları piyasada mevcut. Bizim araştırmalarımıza göre bugüne kadar Türkçemizde yayınevi ve çevirmenlerdeki farklılıkları ele alırsak 104 farklı baskısı olduğunu görüyoruz [Bu listede aynı çevirmenin aynı yayınevi baskısı sadece bir kere ele alınmıştır].

 

Küçük Prens, benim en güzel hikayem

 

1990’lı yılların son dönemlerinde ODTÜ Biyoloji yıllarımda tanıştım Küçük Prens ile. Biraz geç bir tanışma gibi gelmişti bana ama bu kitabın çocuk kitabı olmadığını yıllar geçtikçe “tuhaf bir büyük” olarak daha iyi anladım.

Y_Lise_selfie

(İstanbul sergimizden Küçük Prens ile özçekim)

İlk okuduğum zaman ne hissettim diye düşününce eski defterlerimde birkaç mısra karaladığımı gördüm. Zaman içinde dostlarıma doğum günü ve yılbaşı gibi özel günlerde en çok hediye ettiğim kitap oluverdi. Yıllardır düzenli olmasa da aklım geldikçe tekrar tekrar okurum.

2008 yılı Aralık ayında soğuk bir Ankara gecesinde “ben bir koleksiyon yapmalıyım” dediğim de aklıma ilk isim anında Küçük Prens kitabı oldu. Böyle başladı Küçük Prens kitapları koleksiyonum. Ertesi gün internet aramalarında gördüm ki dünyada tüm kitapları toplamış insanlar var, Türkiye’de de bir elin parmağı kadar insan kitapları biriktiriyor. Bunlardan biri, dostum Mehmet Sobacı. Zaman içinde onunla Küçük Prens ve koleksiyon hakkında konuşmaya başladık, kitap takası yaptık. Koleksiyonerleri bir araya getirme ve ortak bir sergi açma hayalleri kurduk.

Y_lise_ayna_goruntusu_kitap

 (Ayna görüntüsünden okuyabildiğiniz Fransızca kitap)

Türkiye’de en önemli koleksiyonlar olarak dostum Mehmet Sobacı’nın koleksiyonu ve kendi koleksiyonumu sayabiliriz. Her koleksiyonerin farklı hedefleri olabiliyor. Sobacı her kitabın baskısını toplamayı hedefliyor ve şu an koleksiyonunda yaklaşık 750 kitap var. Yıllar içinde kendi koleksiyonumun iki amacı oldu:

  1. Dünyada yayınlanmış tüm dil ve lehçelerden bir kopya. Şu an için koleksiyonumda 206 dil ve lehçeden kitap örneği var. Koleksiyonuma eklenmek için yolda olan kitaplar olduğu için tam sayıyı veremiyorum.
  2. Türkçe olarak yayınlanmış tüm çevirilerin farklı çevirmen ve yayınevleri tarafından hazırlanan baskılarından bir kopya (hesaplarıma göre şu ana kadar 104 farklı çeviri/basım var). Benim koleksiyonumda şu an 76 farklı baskı var.

Ağustos 2014 itibariyle koleksiyonumda tüm dünyadan 206 farklı dil ve lehçede kitap; 76 farklı Türkçe baskısı; ilginç baskı örnekler (ayna görüntüsü kitap, cep telefonlarındaki T9 dilinde sadece sayılarla yazılmış bir kitap); 3 boyutlu kitaplar; mini kitaplar var. Toplamda ise 400’den fazla Küçük Prens kitabım var.

Benim için en değerli kitaplardan biri uzun süre aradığım, kapağında siyahi bir Küçük Prens olan Mali’de konuşulan Bambara dili versiyonudur. Çok severim onun kapağını. Dostlarım uzun bir aramadan sonra bulup getirmişlerdi bana. Bazı dillerle orijinal çizimler dışında birçok kapak ve yeniden iç çizimler yapılmış. Bunların en iyi örnekleri Korece, Rusça, İspanyolca, Hint dilleri, Çince, Balkan ülkeleri dilleri ve Türkçemizde var.

mini_boy_caroulsek_kitap2

 

(3 boyutlu mini caroussel kitap)

Koleksiyonun tek sahibi ben değilim aslında. Benim  “Küçük Prens / Prensesler” adını verdiğim yaklaşık 80 kişinin katkısı ile büyüdü koleksiyonum. Yurtdışına gittiğinde mutlaka bir kitapçıya uğrayanlar… Couchsurfing yapanlar ve evlerinde kalanlardan ülkelerine döndüklerinde mutlaka bir Küçük Prens kitabı isteyenler… Özel sipariş verenler…

Bu koleksiyonun en güzel yanı yeni dostluklar oldu. Hem ülkemizden hem de dünyanın dört bir yanında güzel insanlarla tanışma ve Küçük Prens hakkında konuşma, kitap takas etme fırsatı buldum.

 

İnsanın en önemli kültürel değeri: Diller… Lehçeler…

 

Koleksiyonumdaki kitap sayısı arttıkça dünyanın farklı alfabelerini daha yakından tanıma şansım oldu. İnsanın kültürel çeşitliliğine ve deneyimine bir kere daha hayret ettim diyebilirim. Aynı cümleleri hiç bilmediğiniz dil veya lehçelerde f
arklı alfabelerde görmek büyük bir zenginlik doğrusu. .

 

Son yıllarda kitabın kendisinden ziyade bu diller daha ilgimi çeker oldu. Sri Lanka’nın Singalaca dili alfabesi, Gürcü alfabesi ve birçok alfabeyi tanıdım; harflerin güzelliklerine hayran kaldım. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO) dünyada tehlike altındaki diller listelerini ve haritalarını aldım. Bu dillerle ilgili detaylı incelemeler yapıyorum.

Sri_Lanka_Singalaca

(Sri Lanka’nın resmi dili Sinhalaca kitap – en sevdiğim alfabelerden biri)

Yaptığımız çalışmalara göre Temmuz 2014 itibariyle dünyada 253 farklı dil ve lehçede Küçük Prens kitabı basıldığını biliyoruz. Bu diller içinde hiç duymadığımız, varlığını dahi bilmediğimiz, yok olmak üzere olan, dünyadan yok olmuş ve yeni uydurulmuş dillerde kitaplar var.

 

Temmuz ayında Instagram ve Twitter hesaplarımdan her gün bir dil/lehçede kitabın ilk bölümünü paylaşıyorum. Farklı dilleri tanımak ve aynı metni görmek herkes için çok şey ifade ediyor.

 


yildiray_lise_kucukprensi_anlatiyor_Ankara

(Ankara Tayfa Kitapkafe’deki Dünyanın Küçük Prens Kitapları

sergisinden bir kare – Foto: M. Hakan Baykal)

  

Küçük Prens Müzesi hayalimiz

 

2013 yılında Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de, 2014 yılında ise İstanbul Zorlu Center AVM’de koleksiyonumu sergileme fırsatı buldum. Katılım ve ilginin fazla olması bizi sevindirdi ve yeni Küçük Prens koleksiyonerleri ile tanıştık.

Bu sergiler ile Küçük Prens kitabının dünyada ne kadar çok sevildiğini, ne kadar çok kişiye ulaştığını gösterdik; dünyadaki dillerin çeşitliliğine, insanların kültür çeşitliliğine dikkat çektik ve farklı alfabelerde de olsa aynı kitabı okuduğumuzu anlattık.

Sergilerimizde gördük ki bildiğimizden daha çok kişi Küçük Prens kitap veya objelerinin koleksiyonunu yapıyormuş. Sergilerimize İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Eskişehir’den gelen Küçük Prens dostları ve koleksiyonerleri oldu.

Sergilerimizde ve sanal alemde tanıştığımız yaklaşık 30 kişinin Küçük Prens kitabı koleksiyonu yaptığını biliyoruz. Şimdilik internet üzerinden haberleşiyoruz, sanal bir müze hazırlığımız var. Sonrasında ise fiziki bir mekanı olan “Küçük Prens Müzesi” kurmak istiyoruz. Bana göre hayal kurunca oluyor, eminim ki bir süre sonra bu müzeyi kurabiliriz. Ne de olsa “Büyükler çok tuhaf oluyor”.

 

25 Ağustos 2014, Ankara

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

(Bu yazı http://www.artfulliving.com.tr/ adresinde yayınlanan yazı güncellenmştir: http://www.artfulliving.com.tr/detay/duumlnyanin-kuumlccediluumlk-prens-kitaplari-sergisi )

 mini_boy_carousel_kitap3

(3 boyutlu mini caroussel kitap açık hali)

Küçük Prens Hakkında Okuma Önerileri:

Küçük Prens’in Güzel Hikayesi. 2013. Mavibulut Yayıncılık.

Küçük Prens Çöle Düşen Yıldız. Mehmet Coral. 2014. Doğan Kitap.

 

Küçük Prens Koleksiyonları:

Mehmet Sobacı Koleksiyonu: www.mehmetsobaci.com

Yıldıray Lise Koleksiyonu: www.yildiraylise.com

Jean-Marc Probst Koleksiyonu: www.petit-prince-collection.com

 

NOT: Küçük Prens kitabının farklı dil ve lehçelerinden örnek kitaplardan birini her gün Twitter ve Instagram hesabımda paylaşıyorum. 

 

Ali Lidar Küçük Prens kitabını okuyunca “Büyümek kirlenmektir” demiş.

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Ali Lidar

1

Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimizin 4. konuğu felsefe öğretmeni ve yazar Ali Lidar.

Yazar (OT Dergisi’nde aylık olarak yazılarını keyifle okuyoruz, Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak adlı bloğunu da takip ediyoruz) ve Eskişehir Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Ali Lidar yıllar sonra tekrar okuyup etkilendiği Küçük Prens kitabını ve objelerini 4 yıldır biriktiriyor.

 4

Ali Lidar kimdir?

Ali, kendini şöyle anlatıyor: “Okumaya ve yazmaya sevdalı, başkalarına tuhaf gelen şeyleri biriktirmeyi seven, kendisi de tuhaf bir garip ademim işte.”

Ali Lidar’ı takip etmek isterseniz, lütfen aşağıdaki adresleri ziyaret ediniz.

Blog adresi

Facebook adresi

Twitter adresi

Instagram adresi

 

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Ali Lidar (AL): Küçük Prens’le kurduğumuz gönül bağı malum. Bu bağın sonuçlarından biri de derin bir etki elbet. En büyük etki ne dersen büyümek ve kirlenmek arasındaki zorunlu ilişkiyi çok naif bir şekilde göstermiş olması.

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

AL: Okuduğum ilk birkaç kitaptan biriydi Küçük Prens. Ama o zamanlar çok da üzerinde durmamıştım. Yıllar sonra tesadüfen tekrar elime geçtiğinde birkaç saat içinde okuyup neredeyse büyülendim. O gün, bu gündür de bitmeyen bir tutkuyla tekrar tekrar okumaya devam ediyorum.

 8

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz? Koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ve neyi amaçlıyor?

AL: Türkçe’de ve basılı diğer dillerde Küçük Prens kitapları başta olmak üzere olabilecek her şeyi biriktirmeye çalışıyorum. Defterler, biblolar, anahtarlıklar vs.

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

AL: Yaklaşık dört yıldır koleksiyon yapıyorum. Koleksiyona başlama hikayem biraz özenti aslında. İnternette dolaşırken yurt dışında yaşayan bir Küçük Prens biriktiricisinin sitesini görmüş ve hayran kalmıştım. Onun üzerine kendi kendime ben neden böyle bir işe girişmiyorum ki dedim ve sonrasında buralara kadar geldik işte.

 7

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

AL: Başta öğrencim ve arkadaşım Emre Ütükler olmak üzere pek çok tanıdığımın, öğrencimin ve arkadaşımın emeği var koleksiyonun oluşmasında. Bu vesileyle buradan her birine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunmak isterim.

 

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

AL: Kitap olarak 113 parça var şu an elimde. 58 farklı dil ve lehçede. Tabi benim koleksiyonum hayli genç bir koleksiyon bu yüzden çok ciddi eksiklerim var. Ama her geçen gün sayı artmakta umarım birkaç yıl içinde pek çok eksiği giderilmiş ciddi bir koleksiyona sahip olabileceğim

 6

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

AL: Hayır. Koleksiyon ve sergiyle ilgili birkaç fotoğraf paylaşmak dışında herhangi bir paylaşımım olmadı internet üzerinden.

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

AL: En son birkaç ay önce (7-11 Nisan 2014 tarihlerinde) Kütüphanecilik Haftası’nda çalıştığım okulda (Eskişehir Anadolu Lisesi) bir Küçük Prens sergisi düzenledik. Gayet sevimli bir sergi oldu. Beş gün açık kaldı. İkibin civarında ziyaretçimiz oldu. 100 kitap ve bir kaç obje sergiledim. Ziyaretçilerden biri, elli yaşında bir abi çocukken okuduğu Küçük Prens’i hediye olarak getirmiş, o çok güzel bir anı oldu. Koleksiyon büyüdükçe bu tür sergileri sıklaştırmak gibi bir düşüncem var elbette ama bakalım.

 5

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

AL: Çok saygı duyduğum ve örnek aldığım iki koleksiyoncu abim var. Çok kıymetli Mehmet Sobacı ve Yıldıray Lise. Yeri gelmişken buradan da ifade edeyim en çok onların desteğini bekliyorum. [Destek vereceğiz tabii ki]

 

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

AL: Mehmet abinin koleksiyonuna gıpta etmemek mümkün değil. Tabii Yıldıray Lise koleksiyonuna da öyle. Valla öyle spesifik olarak şu parçaya özeniyorum diyemem çünkü bende olmayan her parçaya çok özeniyorum.

 3

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

AL: Öyle anlatmaya değer çok ilginç bir şey hatırlamıyorum ama benim çok hoşuma giden bir şey var. Defalarca oldu bu. Hiç tanımadığım, sadece internet üzerinden beni takip eden ya da tanıyan insanlar adresimi istiyor ve bulundukları ülkeden Küçük Prens yolluyorlar bana. Bu gerçekten, insanı çok mutlu eden bir şey.

 

YL: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

AL: Beni şöyle değiştirdi diyebileceğim net bir değişikli yok sanırım. Ama elbette ki etkileri oldu. Sen de çok iyi bilirsin ki bu türden bir koleksiyon ciddi bir sabır ve emek istiyor. Ki benim ne kadar sabırsız bir adam olduğum düşünülürse bu anlamda bana ciddi bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

 2

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

AL: Evet abi. Yukarda da belirttiğim gibi Küçük Prens ile alakalı her ne varsa toplamaya gayret ediyorum.

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

AL: Bence en büyük sır, büyük küçük her şeyin kendinden bir şeyler bulabiliyor olması. Okuduğum en evrensel mesajlara sahip kitap olduğunu düşünüyorum Küçük Prens’in.

YL: Kitabın en çok sevdiğiniz bölümü hangisidir?

AL: Son bölüm abi. Gitmek zorunda olan Küçük Prens’in sessizce yana devrildiği bölümü her okuduğumda içimi yakar.

YL: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

AL: Büyümek kirlenmektir.

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

AL: Yazarın imzaladığı bir ilk baskı müthiş olur bence

 9

Fotoğraflar: Ali Lidar arşivi

11ağustos2014

Yolculuk hallerimde tatlı bir uyku

Bayılırım azıcık kestirmeye

Yolculuk hallerimde

Geceyi bırak, gündüze bak

Uçak kalkarken veya inerken

Ağzımda sakız

Vakit az

Ama gücü çok

Bir keyif

Tatlı bir uyku

*

Arabanın kopilot koltuğunda

Öğleden sonra güneşini yiyince

Mayışır insan

Kendinden geçer

Sen de 5

Ben diyim 9 dakika

Müthiş bir keyif

*

Tren sallanırken beşik gibi

Düzene girer rayların sesi

Ovalar, dağlar, çocuklar

Akar gider yanımdan hızlıca

Başım cama dayalı

Geçerim kendimden

Müthiş keyif

9haziran2014

İçimden biz geçiyor

İçimden şehirler geçiyor (*)

diyor Feridun Düzağaç şarkısında

Dalıp giderim o anda

Kaybolurum sokaklarında

o şehirlerin

Her şehrin limanında yelkenliler

Bize doğru götürürler beni

İçimden biz geçiyor.

21temmuz2014

Feridun Düzağaç – İçimden şehirler geçiyor

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar

Siz rahat yatağınızda uyurken

Siyasi yarışınızda

*

Çocuklar ölüyor beyim

Çocuklar

Geride gözü yaşlı insanlar

ve vicdan(lı/sız) yedibuçukmilyar insan

*

Çocuklar ölüyor beyim

Dünyanın her köşesinde

Bugün en çok Filistin’de

Yarın kim bilir nerde?

*

Çocuklar ölüyor annem

Bir tek senin yüreğin sızlar

18temmuz2014