Nerdesin hey B612?

B612

Bilirsiniz

B612’de yaşar

Bizim Küçük Prens

Kitabı okuyanlar

Bazen umutvar

Bazen hüzünlü

Bulur hikayeyi

*

Herkes merak eder

Koyun çiçeği yedi mi?

Bak şu gördüğüm yıldız

Hani yukarda sarı saçlı parlayan

O mu yoksa?

*

Kendi asteroidimizi bulmak isteriz

Geceleri yıldızlara bakıp gülümseriz

Aslında biliriz

Ama bilmez oluruz

O asteroid orda biryerlerde

*

Bir bilim insanı görünce

İsim verir ona

Tüm dünya bilir

Hem de bir Türk bilim insanı

O zaman adı B612 olur

*

Adı olmasa ne olur?

Orda zaten

Uzaklarda

Ama orda

Gülüne verdiği zaman

Değerli olan Küçük Prens

Gülümser bize

Sapsarı saçlarıyla

*

“Asteroidimi ararım” der

Bir seveni

Böyle anlarda

Hep Simyacı’nın sonu gelir aklıma

Kendi içimizde aramayız hiç

Onu

Sonra filmin sonu hep aynı olur

“katil, uşak çıkar”

(filmlerin sonu artık değişmiş diyorlar)

*

Hepimiz kendi asteroidimizde yaşamıyor muyuz?

Bir gülümüz

Bir koyunumuz

Bir de volkanımız yok mu?

Bekleriz göçmen kuşlar sürüsü gelsin

Onlarla 6 gezegen gezip dünyaya gelelim.

6eylül2014 – sabahın körü

Asteroide_B612

 İlustrasyon linki: http://www.jaja.club/page/news/b612-asteroidi 

Ruşen Özgür Özcan, Tayfa kitapkafe ve Küçük Prens

Bir insan, bir mekan ve bir kitap:

Ruşen Özgür Özcan, Tayfa kitapkafe ve Küçük Prens

 

 Ruşen1

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Ruşen Özgür Özcan

Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimize Ankara’da bize Tayfa kitapkafe gibi bir ortam sağlayan Ruşen Özgür Özcan dostum ile devam ediyoruz.

Müdavimi olduğumuz Tayfa kitapkafe’de 2013 yılı ilkbaharında “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi”ni açmıştık. İlk sergimizin açılmasında emeği geçen Ruşen, Tayfa kitapkafe ve dostlarının yeri bir başkadır.

Ruşen Özgür Özcan kimdir?

Felsefeci ve Tayfa kitapkafe işletmecisi olan Ruşen dostum kendini şöyle anlatıyor: “40 yaşındayım. Tayfa kitapkafe’de güzel şeyler yapmaya çalışıyorum iki buçuk seneyi aşkın bir süredir. Daha öncesinde barmenlik, otel müdürlüğü ve mühendislik yaptım. Jeoloji mühendisliği ile başladığım üniversite hayatım felsefe eğitimi ile bitti. Mühendislik ile felsefe arasında; bilgisayar mühendisliği, mimarlık, tıp, uygarlık tarihi vb. konularında çeşitli üniversitelerde derslere girdim. Çok daha öncesinde okumayı öğrendim. Nasıl okunacağını merak ederek öğrendim okumayı, okudukça daha çok merak ettim her şeyi. Bilmeyi istedim ta baştan beri, o yüzden de hep kendimle uğraştım, kendimi sevdim bu yüzden de. İnsanlarla uğraşıyorum, sevdiklerimle uğraşıyor-uğraştıklarımı seviyorum.”

Ruşen ve Tayfa kitapkafe ile şu adreslerden iletişim kurabilirsiniz:

Tayfa kitapkafe internet sitesi: http://www.tayfa.com.tr/

Tayfa kitapkafe facebook adresi: https://www.facebook.com/tayfa.kitapkafe

 Ruşen3

Yıldıray Lise: Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Ruşen Özgür Özcan: İnsanlara nasıl düşünmeleri gerektiği, nasıl davranmaları gerektiği ve hatta nasıl hissetmeleri gerektiği öğretiliyor. Toplumsal olarak kendilerine biçilen rollerin içinde kalarak yaşıyorlar. Küçük Prens bunların O KADAR DA doğru olmadığını söyler bana. Ayrıca olaylara ve şeylere yaklaşım tarzıyla-bakış açısıyla çok yakından ilgili olduğunu da söyler.

Yıldıray: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

Ruşen: Okumaya başladığım ilk zamanlardan beri Küçük Prens’i okurum. İlk okuma zamanlarında elime ne geçerse okuduğumdan çok seçici değildim tabii ki. Ancak bir süre sonra senede en az bir kere okuduğum bir kitap haline geldi.

küçük prens

Yıldıray: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz? Koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ve neyi amaçlıyor?

Ruşen: Çok kısa bir süre öncesine kadar hiçbir şey biriktirmiyordum. Sadece okuyup anlamaya çalışıyordum. Tayfa kitapkafe’de yaptığımız “Dünya’nın Küçük Prens Kitapları Sergisi” ile beraber Küçük Prens kitapları toplamaya başladım. Henüz pek yeni bir koleksiyoncuyum ve açıkçası çok da ilgilenemiyorum şahsen ama dostlar ve arkadaşlar sağ olsunlar, onların destekleri ile devam ediyorum kitap biriktirmeye.

Yıldıray: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

Ruşen: 2012 yılı sonu 2013 yılı başında ortaya çıkan sergi fikriyle beraber koleksiyon fikri de oluştu. Yıldıray Lise’nin ve Mehmet Sobacı’nın destekleri ile başladı diyebilirim.

Yıldıray: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

Ruşen: Şu anda benim aldığım Küçük Prens kitabı sayısı sanırım 2 ya da 3’tür. Diğer kitapların tümü arkadaş ve dostların hediyesi ile eklenmiştir koleksiyona.

 

Yıldıray: Koleksiyonunuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

Ruşen: Koleksiyon deyip duruyorum ama bendeki Küçük Prens kitapları sayısı şu anda 35 sadece. Dediğim gibi şahsen pek ilgilenemedim, arkadaş ve dostların katkısıyla bu kadar oluyor pek de uzun sayılmayacak zaman içinde.

Yıldıray: Koleksiyonunuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

Ruşen: Şu anda hayır ama bildiğim kadarıyla yakın bir zamanda bu da gerçekleşecek. :)

Yıldıray: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

Ruşen: Sergileme durumu her zaman söz konusu ancak tabii ki öncelik daha önce olduğu gibi kitap sayısı benden daha fazla olan arkadaşların koleksiyonlarındadır. Onların da arzusu doğrultusunda yapılan sergilere benden de kitap isterlerse seve seve katkıda bulunurum sergilere. Ortak sergi-karma sergi fikri de söz konusu olabilir tabii ki.

Yıldıray: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

Ruşen: Yıldıray Lise ve Mehmet Sobacı ile sürekli olarak görüşmekteyim, diğer koleksiyoner arkadaşların da 3-4 tanesi ile de tanışma fırsatım oldu.

Yıldıray: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası bende olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

Ruşen: Her koleksiyonun kendine has özellikleri var; bir tanesi basılan her kitabı içerirken bir diğeri sadece Türkçe/yabancı dil ve lehçelerde basılmış kitaplardan birer örnek ihtiva ediyor. Bir başkası küçük prens aksesuarlarını ve/veya oyuncaklarını da kitapların arasına katmış durumda. Dolayısıyla her koleksiyon içerdiği anlam nedeni ile değerlidir ve tüm koleksiyonları beğeniyorum. Misal Yıldıray Lise’nin koleksiyonu da harikadır, Mehmet Sobacı’nın koleksiyonu da. İki koleksiyon birbirinin aynı değil yani aynı şeyler biriktirilmiyor birebir olarak, bu sebeple koleksiyonları birbirleriyle kıyaslamadan değerlendirmek isterim ve dediğim gibi şimdiye kadar gördüğüm ve duyduğum tüm koleksiyonları beğendim. Şu koleksiyon parçası bende olsaydı dediğimde bunu arkadaşlarıma söylüyorum ve mümkünse bana geliyor zaten o parça. :) Şaka bir yana koleksiyoner arkadaşların ellerinde olan benim şahsen ulaşamayacağım tüm parçalar bende olsaydı harika olurdu.

Yıldıray: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

Ruşen: İlginç olup olmadığını bilemiyorum ama sergi fikri zamanından sergi sonuna kadar geçen süre benim için çok önemliydi. O arada yaşadıklarım hayatıma olumlu anlamda çok etki etti. O zamanlarda yanımda olan insanlarla beraber yetersiz imkanlarla şimdiye kadar pek örneği görülmemiş güzel bir şey başarmanın hazzı ve birliktelik çok önem taşıyor benim için. Koleksiyonculuk da o zamanlarda ortaya çıktı zaten.

sergi

Yıldıray: Yeri gelmişken sorayım; 2013 yılı ilkbaharında Tayfa kitapkafe’de yaptığımız “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” fikri nasıl doğdu?

Ruşen: 2011 yılının sonbahar-kış aylarında ortaya çıkan bir durum küçük prens kitapları sergisi yapmak. Ortak bir arkadaşımız vasıtası ile Yıldıray Lise ile tanıştık. Tayfa kitapkafe’de bir sergi yapalım ve bunu nasıl yaparız diye başladık. Mekanın sergiye hazırlığı, sergi süresince sunulacak küçük prens kitapları ve hediyelik eşyaların tedarik edilmesi, sergi süresince yapılacak söyleşi ve etkinliklerin ayarlanması, sergi ve etkinlik afişlerinin yapılması gibi bir çok konu çıktı önümüze. Sergi fikrimizi ilgili olduklarını düşündüğümüz bir iki kuruma açtıysak da bize serginin yapılması için maddi bir katkı veremeyeceklerini söylediler. Bunun üzerine yapılabilecek her şeyi biz yapmaya karar verdik ve işe giriştik. sergileme ünitelerinin yapımında, hediyelik eşyaların üretiminde bir çok kişinin çokça emekleri var. Günler ve haftalar süren çalışmalar sonucunda Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergimizi 29 Mart 2013 tarihinde açtık. iki ay kadar sergimiz açık kaldı. Sergi sırasında güzel ve önemli insanlarla söyleşilerimiz oldu, bir çok şey öğrendik ve üzerine konuştuk. Beklemediğimiz ölçüde ilgi gördü sergi, bir kez daha anladık ki insanlar Küçük Prensi seviyorlar. Yıldıray Lise sergi süresince her gün ziyaretçilere kitapları ve hikayelerini ve çocuklara küçük prensi anlattı. tayfa kitapkafe olarak yaptığımız şeyden çok memnun kaldık çünkü yola çıkış amacımız olan Ankara için – kültür ve sanat için- güzel şeyler yapmak düşüncesine çok uygun bir şey yaptık.

Yıldıray: Tayfa kitapkafe sergimiz dışında birçok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Biraz Tayfa kitapkafe ve bu güzel etkinliklerden bahseder misiniz lütfen?

Ruşen: Tayfa kitapkafe “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi” dışında da kendimizce değerli olan etkinlikler ve buluşmalara ev sahipliği yaptı. Şu anda aklıma gelenleri sıralayayım isterim: Permakültür buluşmaları, çocukların güzel zaman geçirebilecekleri haftasonu çocuk etkinlikleri, tek kişilik ve iki kişilik tiyatro oyunlarının sahnelenmesi, yazları açık havada olmak üzere tüm yıl sinema günleri ve sayılamayacak kadar kurum ve kişilerin bir araya geldiği toplantılar ve buluşmalar.

Tayfa kitapkafe henüz üç yaşında bile değil ancak şu zamana kadar bize söylenenlerden anladığımız yaptıklarımız insanlar tarafından sevilmiş ve seviliyor. tayfa kitapkafe öncesinde olmayan ancak tayfa kitapkafe öncülüğüyle gerek Ankara gerekse diğer kentlerde yaygınlaşmaya başlayan etkinliklerin ortaya çıkması bizleri sevindiriyor.

Tayfa kitapkafe kendisini şöyle anlatır:

“Together we stand, divided we fall” –“Birlikte kuvvetliyiz, bölünürsek kaybederiz”

Örneğinde olduğu gibi bir aradayken, birlikteyken bir şeyleri başarabiliriz. Tayfaların yaptığı da bu biçimdeymiş gibi geliyor. Tayfa deyince aynı seviyede insanların olduğu bir grup geliyor akla… Ne görevleri ne de nitelikleri ayrılmıştır. Ve tayfa geminin ilerlemesi için beraber çalışır. Bu bütüncül ve sürekli hareket ve çalışma ile ilerlenir. Birisinin aksaması durumunda bir başkası yerini alabilir çünkü hepsi tayfadır. Tayfa şemsiyesinin altında toplananlar hem ilerleyişi sağlarlar hem de ilerlerken yola çıkan sıkıntıları gidermek ve devam etmek için uğraşırlar. Belirli bir amaçları, hayalleri, gidilecek yolları vardır. Hepsi tek tek bireydir ancak hepsi bir arada tayfadır ve karşılaşılan sıkıntılar bireylerin çözeceğinden daha zorlu olacaktır. Bu durumda tayfa olarak girişilir işe. Her türlü engel sadece tayfa tarafından ortadan kaldırılacaktır. Bu engel kaptan olarak bile ortaya çıktığında şu söz kendini gösterecektir: “Kaptan Yemeğe Çıktı ve Tayfalar Gemiyi Ele Geçirdi.”

İlerleyebilmek, birbirimize destek olmak ve yaşama müdahale edebilmek. Bunun için de TAYFA olmak gerekir.

Tayfa sadece bir kafe ya da kitapçı değildir. Tayfa kitapkafedir; kitapçının bahçesine masa sandalye koyarak kafe olmayı veya kafenin içine kitap serpiştirerek kitapçı olmayı hedeflememiştir. Kitabı ve kafeyi beraber düşünmenin sonucunda ortaya çıkarılan bir yapıdır.

Tayfa bir kamusal alandır. Herkese açık ve her türlü paylaşıma uygun ortam sağlamaya çalışandır. Tayfa zamansal ve mekansal koşulları elverdiğince herkese ve herkesin ürettiklerinin paylaşımına açık bir ortamdır.

Tüm bunları yaparken tayfa son söz olarak şunu söyler:

“We are all in the same boat” – “Hepimiz aynı gemideyiz”

ve tayfa kitapkafe üç yıla yakın bir zamandır birlikte olduğu herkese çok teşekkür eder.

tayfa

Yıldıray: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

Ruşen: Küçük Prens kitaplarını biriktirmeye başlamak daha doğrusu hangi Küçük Prens kitaplarını biriktireceğimi düşünmek; beni dünyanın diğer dillerinde Küçük Prens’in nasıl okunduğu üzerine ve diller üzerine yeniden düşünmemi sağladı. Öteden beri başka dilleri görmekten veya duymaktan hoşlanırım ve ilgi duyarım. Koleksiyonculuk fikri Küçük Prens hikayesinin diğer diller ve kültürlerde nasıl yer aldığını düşünmeme yol açmıştır. Beni değiştirdi mi? Mutlaka değiştirmiştir koleksiyonculuk fikri ve pratiği. Ama asıl değişikliği her okuduğumda zaten kitabın kendisi yapıyor.

Yıldıray: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

Ruşen: Hayır biriktirmiyorum. Elimde 3-5 parça küçük prens aksesuarı var ama onlarla bir koleksiyon yapmayı düşünmüyorum. Oluşmakta olan koleksiyonumun amacı diğer dillerde Küçük Prens’in ne ifade ettiğini anlamaya çalışmaktır bir yandan da. Küçük Prens hikayesinin diğer dillerdeki tınısını ve o dilleri konuşan/okuyan insanlar için ne anlam ifade ettiğini merak ediyorum.

Yıldıray: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

Ruşen: Zaman ve mekandan bağımsız olarak herkese anlatmak istediği hikayeyi anlatabilmesidir. Herkesin hikayesini anlatmıyor asla ama herkese anlatıyor hikayeyi. O yüzdendir ki herkes kendisi için zannediyor anlatılan hikayeyi o yüzden de seviyorlar. Küçük Prens’in ağzından dünyanın tüm dillerinde ve herkese anlatabilen bir hikaye olmasıdır sırrı.

Yıldıray: Kitabın sizi etkileyen bölümleri hangileridir?

Ruşen: Küçük Prens kitabı bütüncül olarak çok değerli ve anlamlıdır ancak benim için öne çıkan noktalar, bakış açısı ve anlayış farkını ortaya koyan fil yutmuş boa yılanı anlatısı ve gezegenleri dolaşarak insanları ve anlayışları hakkında bilgi sahibi olduğu kısımlardır.

Yıldıray: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

Ruşen: Genel olarak şeyleri anlamak için bakış açımızı-anlayışımızı değiştirmemiz gerektiğini (yani bence yamuk bakmak gerektiğini *Slavoj Žižek) ve bize öğretilenin değil bizim öğrendiğimizin önemli olduğunu söyler.

yamukbakmak

 (Tayfa kitapkafe’nin merdiven duvarında asılı Cristiana Ceppas’ın “yamuk bakmak” başlıklı fotoğraf)

Yıldıray: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

Ruşen: Öncelikle pek tabii ki dünyanın her dilinde yazılmış kitaplar, o kitapların ait olduğu dillerin kültürlerini inceleyebileceğimiz, o dilleri karşılaştırabileceğimiz olanak veya ortam. Sürekli Küçük Prens okumaları dinleyebileceğimiz bir mekan.

3Eylül2014, Ankara

Fotoğraflar: Ruşen Özgür Özcan arşivi

Yüzlerce Dilde Bir Küçük Prens

Mali_Bambara_dili

(Siyahi Küçük Prens kapaklı Mali’de konuşulan Bambara

dilinde kitap – en sevdiğim kitaplardan biridir.)


Sevdiğim şairlerden Haydar Ergülen’den Küçük Prens ile ilgili yazı isteği içeren eposta almak günümü şenlendirdi. 20. yüzyıl Fransız edebiyatının en etkili eserlerinden biri seçilmiş, tüm dünyada adını hiç bilmediğimiz dillere dahi çevrilmiş, birçok sanat eserine ilham vermiş bu kitapla ilgili ne yazsam diye düşünmeye başladım.

Kitap ve yazarı Exupery ile ilgili bilgi veren kitap ve yazılara ulaşmak mümkün olduğu için kendi Küçük Prens hikayemi anlatmaya karar verdim.

 cropped-kp_kapak1.jpg

“Bu büyükler tuhaf oluyor”

 

Bana göre dünyayı ve insanları daha iyi tanımak için en güzel modern edebiyat ürünü. Masal tadında. Masallarda bize anlatılan her şey var: Kötüler, iyiler, onları anlamak… Bir kere değil defalarca okunmalı. Her okuyuşumda farklı tatlar alıyorum, farklı bölümleri dikkatimi çekiyor.

 

Bana göre küçüklerden çok büyüklere yazılmış bir kitap. Çocukken okuduğumuz masalların tadını bize veren bir kitap. İçinde dostluk ve umut bulurum her okuduğumda.

Evrensel değerleri çocuk diliyle ve merakı içinde anlattığından belki de hepimizin gönlünü çalmış bir kitap.

 

Her okuduğumda farklı bir yerini keşfediyorum kitabın. İlk göz ağrım olan tilki ile muhabbetinin ise yeri her zaman ayrıdır. Burada dostluğun çok iyi anlatıldığını düşünüyorum. Kitabın başında şapka ve koyun çizimleri ise bize çocukların hayal dünyasını çok güzel anlatıyor. Yaşlandıkça bizim unuttuğumuz bu hayal dünyasını…

 Y_Lise_sergi_alani5(İstanbul sergimizden bir görüntü)

Bence modern bir masal bu kitap içinde insanları ve dünyayı anlamamızı sağlayan birçok konu var. Kitabı her okuduğumda içimde bir umut ışığı belirir.

 

Okuyan herkes farklı bir cümlelerin altını çizdiğini ve bazı cümleleri çok sevdiğini söylüyor. Kitabın özünü de anlatan her gezegeni ziyaretinden sonra Küçük Prens’in söylediği “büyükler gerçekten çok tuhaf” cümlesini severim. Üzerinde düşününce bize ne kadar çok şey anlattığını fark ederiz.

Kitap dünyada birçok sanatçıyı etkilemiş ve farklı sanat dalında ürünler ortaya çıkmış: Opera, tiyatro, bale, buz dansı gösterisi, film, şarkılar, çizgi film, çizgi roman… Japonya ve Brezilya’da birer müzesi kurulmuş. Güney Kore’de bir Fransız Mahallesi kurulmuş Küçük Prens için.

 

Çoğu kişinin başucu kitabı olan Küçük Prens’i hala okumadıysanız lütfen okuyun! Okuduysanız da tekrar tekrar okuyun!

 

Ahmet Muhip Dıranas, Azra Erhat, Cemal Süreya, Tomris Uyar, Selim İleri…

 

“İsimlerini gayet iyi bildiğimiz bu kişilerin ortak noktası nedir?” diye sorsam. Ne cevap verirdiniz?

Evet, bu önemli yazar ve şairlerimizin hepsi Küçük Prens kitabını dilimize çevirmiş.

Kitap ilk olarak 1943 yılı Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri’nde önce İngilizce, hemen bir hafta sonrada Fransızca olarak basıldı. On yıl sonra 1953 yılında Türkçemize kazandırıldı. Türkçemizde ilk olarak Çocuk Esirgeme Kurumu’nun dergisi Çocuk ve Yuva’da Ahmet Muhip Dıranas çevirisi ile tefrika edildi. 1953 yılında Hüsnü Tabiat Matbaası ve Doğan Kardeş Kitaplığı tarafından 2 farklı kitap olarak da basıldı.

Yıllar içinde birçok farklı çevirmenin ürünleri farklı yayınevleri tarafından basıldı. 1988 yılından beri telif hakları Mavibulut Yayıncılık’da ama yine de farklı baskıları piyasada mevcut. Bizim araştırmalarımıza göre bugüne kadar Türkçemizde yayınevi ve çevirmenlerdeki farklılıkları ele alırsak 104 farklı baskısı olduğunu görüyoruz [Bu listede aynı çevirmenin aynı yayınevi baskısı sadece bir kere ele alınmıştır].

 

Küçük Prens, benim en güzel hikayem

 

1990’lı yılların son dönemlerinde ODTÜ Biyoloji yıllarımda tanıştım Küçük Prens ile. Biraz geç bir tanışma gibi gelmişti bana ama bu kitabın çocuk kitabı olmadığını yıllar geçtikçe “tuhaf bir büyük” olarak daha iyi anladım.

Y_Lise_selfie

(İstanbul sergimizden Küçük Prens ile özçekim)

İlk okuduğum zaman ne hissettim diye düşününce eski defterlerimde birkaç mısra karaladığımı gördüm. Zaman içinde dostlarıma doğum günü ve yılbaşı gibi özel günlerde en çok hediye ettiğim kitap oluverdi. Yıllardır düzenli olmasa da aklım geldikçe tekrar tekrar okurum.

2008 yılı Aralık ayında soğuk bir Ankara gecesinde “ben bir koleksiyon yapmalıyım” dediğim de aklıma ilk isim anında Küçük Prens kitabı oldu. Böyle başladı Küçük Prens kitapları koleksiyonum. Ertesi gün internet aramalarında gördüm ki dünyada tüm kitapları toplamış insanlar var, Türkiye’de de bir elin parmağı kadar insan kitapları biriktiriyor. Bunlardan biri, dostum Mehmet Sobacı. Zaman içinde onunla Küçük Prens ve koleksiyon hakkında konuşmaya başladık, kitap takası yaptık. Koleksiyonerleri bir araya getirme ve ortak bir sergi açma hayalleri kurduk.

Y_lise_ayna_goruntusu_kitap

 (Ayna görüntüsünden okuyabildiğiniz Fransızca kitap)

Türkiye’de en önemli koleksiyonlar olarak dostum Mehmet Sobacı’nın koleksiyonu ve kendi koleksiyonumu sayabiliriz. Her koleksiyonerin farklı hedefleri olabiliyor. Sobacı her kitabın baskısını toplamayı hedefliyor ve şu an koleksiyonunda yaklaşık 750 kitap var. Yıllar içinde kendi koleksiyonumun iki amacı oldu:

  1. Dünyada yayınlanmış tüm dil ve lehçelerden bir kopya. Şu an için koleksiyonumda 206 dil ve lehçeden kitap örneği var. Koleksiyonuma eklenmek için yolda olan kitaplar olduğu için tam sayıyı veremiyorum.
  2. Türkçe olarak yayınlanmış tüm çevirilerin farklı çevirmen ve yayınevleri tarafından hazırlanan baskılarından bir kopya (hesaplarıma göre şu ana kadar 104 farklı çeviri/basım var). Benim koleksiyonumda şu an 76 farklı baskı var.

Ağustos 2014 itibariyle koleksiyonumda tüm dünyadan 206 farklı dil ve lehçede kitap; 76 farklı Türkçe baskısı; ilginç baskı örnekler (ayna görüntüsü kitap, cep telefonlarındaki T9 dilinde sadece sayılarla yazılmış bir kitap); 3 boyutlu kitaplar; mini kitaplar var. Toplamda ise 400’den fazla Küçük Prens kitabım var.

Benim için en değerli kitaplardan biri uzun süre aradığım, kapağında siyahi bir Küçük Prens olan Mali’de konuşulan Bambara dili versiyonudur. Çok severim onun kapağını. Dostlarım uzun bir aramadan sonra bulup getirmişlerdi bana. Bazı dillerle orijinal çizimler dışında birçok kapak ve yeniden iç çizimler yapılmış. Bunların en iyi örnekleri Korece, Rusça, İspanyolca, Hint dilleri, Çince, Balkan ülkeleri dilleri ve Türkçemizde var.

mini_boy_caroulsek_kitap2

 

(3 boyutlu mini caroussel kitap)

Koleksiyonun tek sahibi ben değilim aslında. Benim  “Küçük Prens / Prensesler” adını verdiğim yaklaşık 80 kişinin katkısı ile büyüdü koleksiyonum. Yurtdışına gittiğinde mutlaka bir kitapçıya uğrayanlar… Couchsurfing yapanlar ve evlerinde kalanlardan ülkelerine döndüklerinde mutlaka bir Küçük Prens kitabı isteyenler… Özel sipariş verenler…

Bu koleksiyonun en güzel yanı yeni dostluklar oldu. Hem ülkemizden hem de dünyanın dört bir yanında güzel insanlarla tanışma ve Küçük Prens hakkında konuşma, kitap takas etme fırsatı buldum.

 

İnsanın en önemli kültürel değeri: Diller… Lehçeler…

 

Koleksiyonumdaki kitap sayısı arttıkça dünyanın farklı alfabelerini daha yakından tanıma şansım oldu. İnsanın kültürel çeşitliliğine ve deneyimine bir kere daha hayret ettim diyebilirim. Aynı cümleleri hiç bilmediğiniz dil veya lehçelerde farklı alfabelerde görmek büyük bir zenginlik doğrusu. .

 

Son yıllarda kitabın kendisinden ziyade bu diller daha ilgimi çeker oldu. Sri Lanka’nın Singalaca dili alfabesi, Gürcü alfabesi ve birçok alfabeyi tanıdım; harflerin güzelliklerine hayran kaldım. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nun (UNESCO) dünyada tehlike altındaki diller listelerini ve haritalarını aldım. Bu dillerle ilgili detaylı incelemeler yapıyorum.

Sri_Lanka_Singalaca

(Sri Lanka’nın resmi dili Sinhalaca kitap – en sevdiğim alfabelerden biri)

Yaptığımız çalışmalara göre Temmuz 2014 itibariyle dünyada 253 farklı dil ve lehçede Küçük Prens kitabı basıldığını biliyoruz. Bu diller içinde hiç duymadığımız, varlığını dahi bilmediğimiz, yok olmak üzere olan, dünyadan yok olmuş ve yeni uydurulmuş dillerde kitaplar var.

 

Temmuz ayında Instagram ve Twitter hesaplarımdan her gün bir dil/lehçede kitabın ilk bölümünü paylaşıyorum. Farklı dilleri tanımak ve aynı metni görmek herkes için çok şey ifade ediyor.

 


yildiray_lise_kucukprensi_anlatiyor_Ankara

(Ankara Tayfa Kitapkafe’deki Dünyanın Küçük Prens Kitapları

sergisinden bir kare – Foto: M. Hakan Baykal)

  

Küçük Prens Müzesi hayalimiz

 

2013 yılında Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de, 2014 yılında ise İstanbul Zorlu Center AVM’de koleksiyonumu sergileme fırsatı buldum. Katılım ve ilginin fazla olması bizi sevindirdi ve yeni Küçük Prens koleksiyonerleri ile tanıştık.

Bu sergiler ile Küçük Prens kitabının dünyada ne kadar çok sevildiğini, ne kadar çok kişiye ulaştığını gösterdik; dünyadaki dillerin çeşitliliğine, insanların kültür çeşitliliğine dikkat çektik ve farklı alfabelerde de olsa aynı kitabı okuduğumuzu anlattık.

Sergilerimizde gördük ki bildiğimizden daha çok kişi Küçük Prens kitap veya objelerinin koleksiyonunu yapıyormuş. Sergilerimize İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Eskişehir’den gelen Küçük Prens dostları ve koleksiyonerleri oldu.

Sergilerimizde ve sanal alemde tanıştığımız yaklaşık 30 kişinin Küçük Prens kitabı koleksiyonu yaptığını biliyoruz. Şimdilik internet üzerinden haberleşiyoruz, sanal bir müze hazırlığımız var. Sonrasında ise fiziki bir mekanı olan “Küçük Prens Müzesi” kurmak istiyoruz. Bana göre hayal kurunca oluyor, eminim ki bir süre sonra bu müzeyi kurabiliriz. Ne de olsa “Büyükler çok tuhaf oluyor”.

 

25 Ağustos 2014, Ankara

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

(Bu yazı http://www.artfulliving.com.tr/ adresinde yayınlanan yazı güncellenmştir: http://www.artfulliving.com.tr/detay/duumlnyanin-kuumlccediluumlk-prens-kitaplari-sergisi )

 mini_boy_carousel_kitap3

(3 boyutlu mini caroussel kitap açık hali)

Küçük Prens Hakkında Okuma Önerileri:

Küçük Prens’in Güzel Hikayesi. 2013. Mavibulut Yayıncılık.

Küçük Prens Çöle Düşen Yıldız. Mehmet Coral. 2014. Doğan Kitap.

 

Küçük Prens Koleksiyonları:

Mehmet Sobacı Koleksiyonu: www.mehmetsobaci.com

Yıldıray Lise Koleksiyonu: www.yildiraylise.com

Jean-Marc Probst Koleksiyonu: www.petit-prince-collection.com

 

NOT: Küçük Prens kitabının farklı dil ve lehçelerinden örnek kitaplardan birini her gün Twitter ve Instagram hesabımda paylaşıyorum. 

 

Ali Lidar Küçük Prens kitabını okuyunca “Büyümek kirlenmektir” demiş.

Küçük Prens Koleksiyonerleri Röportaj Dizisi: Ali Lidar

1

Küçük Prens koleksiyonerleri röportaj serimizin 4. konuğu felsefe öğretmeni ve yazar Ali Lidar.

Yazar (OT Dergisi’nde aylık olarak yazılarını keyifle okuyoruz, Karpuz Kabuğuna Yazılar Yazmak adlı bloğunu da takip ediyoruz) ve Eskişehir Anadolu Lisesi felsefe öğretmeni Ali Lidar yıllar sonra tekrar okuyup etkilendiği Küçük Prens kitabını ve objelerini 4 yıldır biriktiriyor.

 4

Ali Lidar kimdir?

Ali, kendini şöyle anlatıyor: “Okumaya ve yazmaya sevdalı, başkalarına tuhaf gelen şeyleri biriktirmeyi seven, kendisi de tuhaf bir garip ademim işte.”

Ali Lidar’ı takip etmek isterseniz, lütfen aşağıdaki adresleri ziyaret ediniz.

Blog adresi

Facebook adresi

Twitter adresi

Instagram adresi

 

Yıldıray Lise (YL): Küçük Prens kitabında sizi en çok ne etkilemiştir?

Ali Lidar (AL): Küçük Prens’le kurduğumuz gönül bağı malum. Bu bağın sonuçlarından biri de derin bir etki elbet. En büyük etki ne dersen büyümek ve kirlenmek arasındaki zorunlu ilişkiyi çok naif bir şekilde göstermiş olması.

YL: Küçük Prens ile ne zaman ve nasıl yollarınız kesişti?

AL: Okuduğum ilk birkaç kitaptan biriydi Küçük Prens. Ama o zamanlar çok da üzerinde durmamıştım. Yıllar sonra tesadüfen tekrar elime geçtiğinde birkaç saat içinde okuyup neredeyse büyülendim. O gün, bu gündür de bitmeyen bir tutkuyla tekrar tekrar okumaya devam ediyorum.

 8

YL: Küçük Prens ile ilgili neler biriktiriyorsunuz? Koleksiyonunuz nelerden oluşuyor ve neyi amaçlıyor?

AL: Türkçe’de ve basılı diğer dillerde Küçük Prens kitapları başta olmak üzere olabilecek her şeyi biriktirmeye çalışıyorum. Defterler, biblolar, anahtarlıklar vs.

YL: Ne zamandan beri bu koleksiyonu yapıyorsunuz? Nasıl başladınız?

AL: Yaklaşık dört yıldır koleksiyon yapıyorum. Koleksiyona başlama hikayem biraz özenti aslında. İnternette dolaşırken yurt dışında yaşayan bir Küçük Prens biriktiricisinin sitesini görmüş ve hayran kalmıştım. Onun üzerine kendi kendime ben neden böyle bir işe girişmiyorum ki dedim ve sonrasında buralara kadar geldik işte.

 7

YL: Koleksiyonunuz nasıl oluştu? Kendiniz mi alıyorsunuz yoksa yardım eden dostlarınız var mı?

AL: Başta öğrencim ve arkadaşım Emre Ütükler olmak üzere pek çok tanıdığımın, öğrencimin ve arkadaşımın emeği var koleksiyonun oluşmasında. Bu vesileyle buradan her birine ayrı ayrı teşekkürlerimi sunmak isterim.

 

YL: Koleksiyonuzun son durumu hakkında bilgi verir misiniz? Kaç parça var?

AL: Kitap olarak 113 parça var şu an elimde. 58 farklı dil ve lehçede. Tabi benim koleksiyonum hayli genç bir koleksiyon bu yüzden çok ciddi eksiklerim var. Ama her geçen gün sayı artmakta umarım birkaç yıl içinde pek çok eksiği giderilmiş ciddi bir koleksiyona sahip olabileceğim

 6

YL: Koleksiyonuzu internet üzerinde veya farklı yollarla paylaşıyor musunuz?

AL: Hayır. Koleksiyon ve sergiyle ilgili birkaç fotoğraf paylaşmak dışında herhangi bir paylaşımım olmadı internet üzerinden.

YL: Koleksiyonunuzun geleceğiyle ilgili hedefleriniz var mı? (sergileme, bağışlama vs.)

AL: En son birkaç ay önce (7-11 Nisan 2014 tarihlerinde) Kütüphanecilik Haftası’nda çalıştığım okulda (Eskişehir Anadolu Lisesi) bir Küçük Prens sergisi düzenledik. Gayet sevimli bir sergi oldu. Beş gün açık kaldı. İkibin civarında ziyaretçimiz oldu. 100 kitap ve bir kaç obje sergiledim. Ziyaretçilerden biri, elli yaşında bir abi çocukken okuduğu Küçük Prens’i hediye olarak getirmiş, o çok güzel bir anı oldu. Koleksiyon büyüdükçe bu tür sergileri sıklaştırmak gibi bir düşüncem var elbette ama bakalım.

 5

YL: Diğer koleksiyonerlerle iletişiminiz ve işbirliğiniz var mı?

AL: Çok saygı duyduğum ve örnek aldığım iki koleksiyoncu abim var. Çok kıymetli Mehmet Sobacı ve Yıldıray Lise. Yeri gelmişken buradan da ifade edeyim en çok onların desteğini bekliyorum. [Destek vereceğiz tabii ki]

 

YL: Beğendiğiniz koleksiyonlar var mı? Mutlaka şu koleksiyon parçası ben de olsaydı dediğiniz durumlar oldu mu?

AL: Mehmet abinin koleksiyonuna gıpta etmemek mümkün değil. Tabii Yıldıray Lise koleksiyonuna da öyle. Valla öyle spesifik olarak şu parçaya özeniyorum diyemem çünkü bende olmayan her parçaya çok özeniyorum.

 3

YL: Kendimden biliyorum koleksiyonculuk serüveninde birçok ilginç anılar yaşanıyor. Sizin başınızdan geçen ilginç olaylardan bazılarını paylaşır mısınız lütfen.

AL: Öyle anlatmaya değer çok ilginç bir şey hatırlamıyorum ama benim çok hoşuma giden bir şey var. Defalarca oldu bu. Hiç tanımadığım, sadece internet üzerinden beni takip eden ya da tanıyan insanlar adresimi istiyor ve bulundukları ülkeden Küçük Prens yolluyorlar bana. Bu gerçekten, insanı çok mutlu eden bir şey.

 

YL: Bu koleksiyonu oluştururken size bir şeyler kattığını veya sizi değiştirdiğini düşündünüz mü hiç?

AL: Beni şöyle değiştirdi diyebileceğim net bir değişikli yok sanırım. Ama elbette ki etkileri oldu. Sen de çok iyi bilirsin ki bu türden bir koleksiyon ciddi bir sabır ve emek istiyor. Ki benim ne kadar sabırsız bir adam olduğum düşünülürse bu anlamda bana ciddi bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz sanırım.

 2

YL: Ana koleksiyon dışında başka Küçük Prens malzemeleri de biriktiriyor musunuz?

AL: Evet abi. Yukarda da belirttiğim gibi Küçük Prens ile alakalı her ne varsa toplamaya gayret ediyorum.

YL: Küçük Prens kitabının bu kadar sevilmesinin sırrı nedir sizce?

AL: Bence en büyük sır, büyük küçük her şeyin kendinden bir şeyler bulabiliyor olması. Okuduğum en evrensel mesajlara sahip kitap olduğunu düşünüyorum Küçük Prens’in.

YL: Kitabın en çok sevdiğiniz bölümü hangisidir?

AL: Son bölüm abi. Gitmek zorunda olan Küçük Prens’in sessizce yana devrildiği bölümü her okuduğumda içimi yakar.

YL: Sizce küçük Prens kitabının en önemli mesajı nedir?

AL: Büyümek kirlenmektir.

YL: Türkiye’de bir Küçük Prens Müzesi kursak, sizce içinde mutlaka olması gerekenler nelerdir?

AL: Yazarın imzaladığı bir ilk baskı müthiş olur bence

 9

Fotoğraflar: Ali Lidar arşivi

Ali Lidar ve koleksiyonu ile ilgili olarak diğer röportajlar:

Merve Akıncı’nın röportajı

TRT 4’te yayınlanan söyleşi:

11ağustos2014