Yüreğiyle gören dostlara teşekkür

Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergimizin ilk haftasında başladığım bu yazıyı 2015 yılını son günü bitirip yayınladım.

KP_sergi

Koleksiyoncular için en önemli duygu koleksiyon için gereken tutkudur. Bu tutkuyla yıllar içinde biriktirdiğimiz, topladığımız nesneleri insanlarla paylaşarak / sergileyerek gururlanırız. Bu serüven hayatımızı değiştirir.

İstanbul’da Capitol AVM’de 20 Eylül – 21 Kasım tarihleri arasında düzenlediğimiz “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi”nin açılışında Türkiye’deki Küçük Prens kitapları koleksiyonerleri ailesi olarak gururlandık.

Yıllar önce küçük bir adım olarak başlayan Küçük Prens kitapları koleksiyonumun dostlarla (şu ana kadar 108 kişinin katkısıyla) birlikte büyüyerek dünyanın en kapsamlı Küçük Prens sergisinde yer aldığını görmek kişisel olarak gururlandırdı beni. “Bu süreci kaleme almak gerek” dedi bazı dostlarım ve oturdum yazdım.

Aralık 2008’de başlayan ve 2009 yılında Mehmet Sobacı ile tanıştıktan sonra dostluğumuzla çoğalan ve birlikte hayaller kurduğumuz koleksiyon zaman içinde büyüdü. İlk ortak hayalimiz koleksiyonumuzdaki kitapları çoğaltmak ve bunları sergilemek oldu.

2012 yılı sonlarına doğru Gündem Çocuk Derneği ve TAYFA Kitapkafe ekibiyle ilk sergimiz için adımlar attık. 29 Mart – 25 Mayıs 2013 tarihleri arasında tamamen kendi imkanlarımızla Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de ilk sergimizi açtık. Açılışta Sobacı bana “Yeni koleksiyonerlerin müsebbibi olacaksın!” dediği zaman bu kadar büyük bir aile olacağımızı hiç düşünmemiştim.

ilk_Sergi_ilk_toplantı

İstanbul’dan kalkıp ilk sergimizi ziyarete gelen Nazlı Çiğdem Sağdıç ve Kazım İnal, Ankara’dan Sobacı, Ruşen Özgür Özcan ve ben aynı masada, aynı heyecanla buluşunca  hayallerimizi konuşmaya devam ettik. İşte o gün: 14 Nisan 2013; bu tarihi buluşmada doğdu Küçük Prens Müze hayalimiz. Sergiden müzeye ilk adımı atmış olduk. Başta sadece sanal bir müze düşündük. Tüm Türkiye’deki Küçük Prens koleksiyonerlerinin kitaplarının bir müze gibi sergilendiği bir internet sitesi. Bunun için küçük küçük adımlar attık. Facebook grupları kurduk ve Türkiye’deki diğer koleksiyonerlere ulaşmaya çalıştık.

2014 yılı ilkbaharında (10-31 Mayıs) İstanbul’da Zorlu Center AVM’de ikinci sergimizi açarak İstanbul dünyasına adım attık. Burada İstanbullu koleksiyoner dostlarımızla tanıştık, daha fazla insana ulaştık ve Küçük Prens ailemiz daha da genişledi.

2015 yılında 16-24 Mayıs tarihleri arasında Ankara’da TAYFA Kitapkafe’de “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Kolektif Sergisi”ni açtık. Bu 3. sergimizde Türkiye’nin farklı bölgelerinden tam 48 koleksiyoner bir arada sergiledik kitaplarımızı. En küçüğü 18 aylık, en yaş almışı 65 yaşında olan renkli bir gruptuk artık. 2015 yılı sonunda yaklaşık 90 kişilik bir aileyiz.

Bir hafta süren sergimizde her gün farklı bir konuğumuz bir konuşma gerçekleştirdi, farklı dillerde Küçük Prens kitabı okumalar yaptık. Eğlendik, gururlandık, yeni dostluklar kurduk.

Bu serginin son günü yaptığımız görüşmelerde Küçük Prens Müzesi için daha somut adımlar atmak amacıyla DERNEK kurmak için adımlar atılmasına karar verildi. Hemen sonrasında Küçük Prens Müze Girişimi kuruldu, sözcülerimiz belirlendi (Melih Sisa ve Mehmet Sobacı), internet sitemiz kuruldu ve çalışmalarımız derli toplu olmaya başladı. Dernekleşme çalışmalarımız ve görüşmelerimiz hala devam ediyor.

Neler yapıyoruz? Farklı illerdeki Küçük Prens Müze Girişimi üyelerini ziyaret edip bir araya geliyoruz, her ildeki üyeler kendi aralarında buluşup kitap paylaşımı yapıyor.

sergi_gala_foto

Küçük Prens Müze Girişimi üyeleri olarak 20 Eylül tarihinde İstanbul’da Capitol AVM’de başlayan “Dünyanın Küçük Prens Kitapları Sergisi”  ve etkinleri ile tüm çalışmalarımızı ve bu süreci taçlandırmış olduk. 22 Eylül akşamı yapılan sergi galamıza davetimiz üzerine katılan Exupery’nin yeğeni ve Küçük Prens Vakfı Başkanı Olivier D’agay ve dünyanın en büyük Küçük Prens kitapları koleksiyonuna sahip dostumuz Jean-Marc Probst sergimizden çok etkilendiler. Onlara sergimizi gezdirirken duyduğum övgü dolu sözlerle hakikaten tüm koleksiyoner dostlarımız adına gururlandım. O gece, belki de hayatımda en iyi hissettiğim ve gururlandığım bir gece olarak kalacak anılarımda.

Olivier D’agay evine döndükten sonra gönderdiği epostada şunları okumak bizi çok mutlu etti:

“Sevgili Türk koleksiyonerler,
Mükemmel ve eşsiz sergi için sizlere teşekkür ederim ve kutlarım.
Harika bir iş yaptınız.
İstanbul’a geldiğime ve sizlerle tanıştığıma çok memnunum.
Müthiş projeleriniz var. Onları destekleyeceğiz…”

Bu sergimiz sırasında birçok yeni Küçük Prens dostu ve koleksiyoneri ile tanıştık. Yoğun ilgi nedeniyle bir ay uzatılarak toplam 2 ay süren sergimizi 27.000 kişiden fazlası ziyaret etti.

Yılın son haftasında ise bu sergimizin CAN Almanak 2015 (Sansürsüz Kültür – Sanat Yıllığı) kitabında önemli kültür-sanat etkinlikleri arasında yer aldığını görmek beni çok sevindirdi.

can_almanak

Bir sonraki adım mı? Müze hayalimizi gerçekleştirmek için adımlarımızı sıklaştıracağız. Öncesinde bu sergimizi ve etkinlikleri yurdumuzun dört bir köşesine ve ileride  yurtdışına taşımayı hedefliyoruz. Neden olmasın? Herşey hayal kurmakla başlar. Hele bir de aynı hayalleri kuran dostlarınız varsa…

Sergi ve etkinlerde emeği geçen tüm dostlarımıza çok teşekkür ederim.

Gururlanacak daha çok iş yapacağımıza eminim.

İyi ki varsınız “yüreğiyle gören dostlar”.

26Eylül – 31Aralık 2015

 

Nisandır İstanbul bana

Nisandır

 

İstanbul bana

 

İnsandır

 

Yunuslar bana

 

 

Yaşamı daha da anlamlı kılar

 

Hem nisan, hem İstanbul

 

Hem yunuslar, hem de insanlar

 

 

 

Çık bir bak hey dost

 

Laleler her yerde

 

Erguvanlar ise en güzel hallerine bürünmüş boğazda

 

 

Kuşlar yukarıdan

 

Yunuslar denizden göç ediyor

 

Farklı mavilikler içinde

 

Erguvanlar her iki göçe de şahit

 

Bir başka güzel be boğaz

 

 

Nisan en güzel aydır

 

İstanbul’da

 

 

İstanbul en güzeldir

 

Nisan ayında

 

 

 

Nisandır

 

İstanbul bana

 

 

7nisan2012

(Ankara’da nisan İstanbul’u özlemi içinde bir ben)

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

Seviyorum la seni İstanbul!

Düşündüm neden bu İstanbul’u

Bu kadar çok seviyorum diye

En fazla beş günlüğüne bu sevgi

Sonra hemen kaçmak gerekiyor…

Anladım ki sevgimin nedeniymiş

Anılarım

Dostlarım

“an”lar

Çocukluğum

Nisan ayında rengarenk laleler

Boğazda erguvanlar

Yunus ve kuş göçleri

Tarihi Yarımadayı arşınlamak

Sultanahmet meydanı (tüm bileşenleriyle)

Mimar Sinan Eserleri

Süleymaniye camii

Zeyrek’ten aşağı

Fener ve Balat’ta dolaşmak

Pierre Loti veya

Ulus tepeden izlemek İstanbul’u

İstiklal Caddesi’nde günün her saaatinde yürümek

Kalabalıkta kaybolmak

Bir dosta rastlama olasılığı

Asya’dan tarihi yarımada ve gün batımını seyretmek

Bir de turuncu ayın oluşturduğu manzarayı

Boğazı yemyeşil kılan korular

Tekne ile boğaz turu (gündüz ve gece)

Boğazda kahvaltı

Şehir hatları vapuru  ile yolculuk

Martılara simit atmak

Sabah çayı ve gazete

Haydarpaşa Garı

Eminönü hanları ve sokakları

Prens adaları

Kuzeydeki ormanlar

Fener Rum Patrikhanesi

Kariye Müzesi

Kızkulesi ve martılar

Eski yalılar

Göremediğim yalı çapkınları

Seviyom la seni İstanbul!

17haziran2011 (Göreme – gece)

Fotoğraflar: Yıldıray Lise

İstanbul nisandır

Nisan ayıdır

İstanbul’un güzelliklerini

En güzel sergilediği dönemdir

Bir ömür geçsin ister insan

15 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da

Laleler boy gösterir her yerde

Kuşlar hem de binlercesi göç eder üzerimizden

Yunuslar boğazı şenlendirir

Takalara ve vapurlara eşlik eder

Hele boğazın her iki yakasında erguvanlar açınca

İstanbul, İstanbul olur bence

Nisandır ayların en güzeli

İstanbulu gerçek yüzüyle gösteren

Aylardan nisandır

İstanbulu çıkıp adım adım dolaşmak zamanıdır

10nisan2011